Söz konusu Sakura olduğunda, Naruto hayranları arasında oldukça sert laflar edilir ve güçlü bir tepki verilir. Özellikle Türkiye’de. Peki bu kız, bunları haketmek için ne yaptı? Daha doğrusu, bunları hakediyor mu?

“Seni haklayacağım.”

Yazıya tam anlamıyla girmeden önce şunu belirtmeliyim. Sakura sorunları olan bir karakter ve kesinlikle tam potansiyeliyle kullanılmadı. Sadece güç seviyesi gibi bir olaydan bahsetmiyorum. Kishimoto bile, Sakura konusunda yeterli bir yazım yapamadığını kabulleniyor. Lakin bunlar, karaktere yapılan muameleyi haklı çıkaracak şeyler değil.

Bu durumun kaynağına inmek için, öncelikle serinin başlarına, Sakura’nın Dosu Takımı’yla savaşına gidiyoruz.

Sakura, Sasuke ve Naruto’ya oranla daha zayıf birisi. Bu bir gerçek. Lakin buna ve tüm korkularına rağmen, Naruto, Sasuke ve Lee baygın bir haldeyken onları korumak için hayatını ortaya koymaktan ve büyük riskler almaktan çekinmiyor.

Uykusuz, yorgun ve yaralı bir haldeyken, Shika-Ino-Chou üçlüsü bir köşede korkuyla gizlenerek olanları izlerken, ses üçlüsüne karşı tek başına savaşıyor. Elinde hiçbir imkan kalmayınca dişini ortaya koyuyor. Aynı zamanda hatırlatırım ki, bulunduğu bölgeye bubi tuzakları da koymuş ve hazırlık yapmıştı. Düşmanlarına karşı bunlar işe yaramamış olsa da, sudan çıkmış bir balık gibi bekleme gibi bir durum söz konusu değil.

Bu pozisyondayken, kafasına sürekli aldığı darbelere rağmen olabildiğince yerini koruyor. Böyle bir insanı korkaklıkla suçlamak gerçekten akıl kârı mı?

“Benim gözetimim altında olduğun sürece, ölmene izin vermeyeceğim!”

Diğer bir duruma geçiyoruz. Naruto, içinden Kurama çıkarıldıktan sonra ölümün eşiğine gelmişti ve müdahale edilmezse ölecekti. Sakura’nun medikal jutsuları onun üstünde işe yaramamış ve kalbi durmuştu. Bunun üzerine Sakura, hızlı düşünerek, Naruto’nun kalbini kendi eliyle attırmaya başlayarak, onun hayatını kurtarmıştı.

Naruto’yu ve başkalarını defalarca iyileştirdiğinden bahsetmeye gerek bile yok. Zaman atlamasından sonraki ilk macerada, Kankuro zehirleniyor ve Sunagakure’deki kimse bir şey yapamıyor. Adamın yarım günlük ömrü kalmışken, Sakura köye varıyor ve Kankuro’nun vücudundaki zehrin büyük bir çoğunluğunu gelir gelmez çıkartıyor.

Bunun ardından, ne olduğu bilinmeyen bu zehri tanımlıyor ve ona karşı bir antidot geliştirerek, Kankuro’yu tamamen iyileştiriyor.

Bir medikal ninja olarak eğitimine henüz iki buçuk sene önce başladığını hatırlatırım. Bu zaman esnasında, bütün bir köyün çaresizce izlediği bir adamı, bilinmeyen bir zehirden oldukça çabuk bir şekilde kurtarabilecek seviyeye geliyor. Bu köyde bulunan, Chiyo gibi oldukça tecrübeli bir medikal ninja bile bunu başaramıyor.

Chiyo demişken, onunla beraber, bir Kage seviyesinde olan bir Akatsuki üyesi olan Sasori’yi yendiğinden bahsetmemek olmaz.

İşe yaramazlık iddialarına rağmen, ironik bir şekilde, Kakashi de dahil, Takım 7 içerisinden bir Akatsuki üyesi indiren ilk kişi oluyor. Hatta Konoha içerisinden ilk kişi oluyor.

Bunların üstüne, yaklaşık üç senelik bir süre içerisinde, Tsunade’nin çakra biriktirme ve bu biriken çakrayı salarak yapılan Sōzō Saisei tekniği üstünde ustalaştığını da atlamak olmaz. Tsunade’nin yanında yıllar boyunca dolaşmış ve ondan eğitim almış, üst seviye bir medikal ninja olan Shizune bile böyle bir şey yapamıyor. Sakura bunu çok genç bir yaşta ve çok kısa bir sürede gerçekleştiriyor.

Peki bütün bunları yapabilecek hale nasıl geliyor? Bunun için, Sakura hakkında söylenmiş bazı şeylere bakalım. Önce sayfaları atıyorum, önemli kısımların çevirilerini sayfalar bittikten sonra vereceğim.

Zaman Atlaması Öncesi

“Köydeki en parlak kişi.”

Kakashi: “Bedeninin her tarafından çakra toplama ve bunu harika bir zamanlamayla kullanma. Bu konuda, Sasuke’den daha iyi.”

Sasuke: “Takımımızda en gelişmiş analitik yetenek ve genjutsu bilgisine sahipsin.”

Kakashi: “Çakra hakkında sadece çok fazla şey bilmekle kalmıyor, aynı zamanda kontrolü ve dayanıklılığı [stamina] oldukça iyi. Şu an itibariyle Hokage olmaya en yakın kişi Sakura.”

Kakashi: “Sakura’nın durumunda, çakra kontrolü konusunda her zaman harika olmuştu.”

“Kaybetmeyi kabullenememesi ortalama birisinin üstünde.”

Tsunade: “Kakashi’den, zeki olduğunu ve güçlü bir ruha sahip olduğunu duydum.”

Tsunade: “Sadece üç ayda bu kadar ilerleme. Bu kız… Shizune’den beri görülmemiş bir yetenek olabilir.”

Zaman Atlaması Sonrası

Kakashi: “Ne kadar çılgın bir güç… çok hassas bir çakra kontrolü olmadan bunu yapamazdı. Gerçekten bir marifet. Medikal ninjutsu ve şahane bir güç… hayır, bu hepsi değil. Sakura aslen bir genjutsu tipiydi. Beşinci Hokage’den bile daha iyi bir ninja haline gelebilir.”

Jiraiya: “Bu güç ve güzellik. Görünüşe göre başka bir Tsunade yetiştirdin, değil mi?”

Chiyo: “Bu kız zorlu birisi. Bu kadar kısa zamanda Sasori’nin saldırı örüntüsünü görmeye başladı.”

Sasori: “Kılıç hala içindeyken kanamayı durduruyor ve kendisini iyileştiriyor. Ne kadar yetenekli birisi.”

Sasori: “Yabana atılmayacak bir velet olduğunu kabulleniyorum.”

Hashirama: “Ne yaratık ama. Tsunade’den bile beter olabilir.”

Shizune: “Üç yıldır aynı noktada çakra topluyor. Bu, aşırı hassas bir çakra kontrolü. Byakugō no Jutsu’yu ben bile yapamıyorum.”

Buradan görüyoruz ki seri boyunca Sakura’nın potansiyeline vurgu yapılıyor. Zaman atlaması öncesinde bir motivasyon eksikliği olduğu için, potansiyeli pek ortaya çıkmıyor fakat Sasuke’nin köyü terk etmesinin ve onu karanlığa kaybetmenin verdiği motivasyon ile çalışmaya başlıyor. Azminin zaten ortalama birisinin üstünde olduğu söylenmişti, bu motivasyonla Tsunade’nin altında sıkı bir eğitime giriyor. Bütün çalışmasının sonucu olarak başardığı şeylerin kimileri aşağıdaki gibidir. Bolca lafı edilen potansiyelinin bu başarılara nasıl yansıdığı görülecektir.

– Sasori’nin bilimum kuklayla yaptığı saldırıların örüntülerini kısa bir sürede çözüyor [analitik yetenek + zeka]

– Çok güçlü saldırılar yapıyor ve medikal ninjutsularda uzman hale geliyor [çakra kontrolü + analitik yetenek]

– Medikal ninjutsu bilgisini oldukça iyi bir şekilde kullanarak, daha önce görülmemiş bir zehire karşı kısa sürede panzehir üretiyor [analitik yetenek + zeka]

– Byakugō no Jutsu yapıyor [çakra kontrolü]

Görüleceği üzere, zaten var olan potansiyelini, kazandığı motivasyonla yaptığı eğitim sayesinde gerçeğe dönüştürmüş.

İDDİALARIN KÖKENİ

Sakura, Üç Efsanevi Sannin’den birisi tarafından eğitilmiş bir ninja. Yukarıda yazılanlardan, takım arkadaşlarını ve diğerlerini koruyan, onlar için hayatını riske atan, yetenekli ve güçlü birisi olduğu görülüyor. Potansiyeli ve yeteneği seri başından beri farklı karakterler tarafından söyleniyor. Bu potansiyeli nasıl eyleme döktüğü görülüyor. Tarihin en büyük tehditlerine karşı savaştı ve kendi neslinde, Naruto ve Sasuke’den sonra onunla aşık atabilecek tek Konohalı, Shikamaru’dur. Peki bütün bunlara rağmen, işe yaramamazlık iddiası nereden geliyor?

Olaylara duyguları karıştırmadan baktığımızda, Naruto ve Sasuke’nin geri kalan bütün karakterlere kıyasla çok daha fazla güçlenmesi durumu var. Bu yüzden, bu ikilinin yanında, onların nesilden herhangi bir insan oldukça güçsüz kalıyor. Ancak durum sadece bundan ibaret olsaydı, sadece Sakura değil, bütün karakterler bu muameleyi görürdü. Oysa böyle bir şey söz konusu değil. Akamaru’nun beşte biri kadar görünen ve Sakura’dan çok daha güçsüz olan Ino bile, böyle bir muamele görmüyor.

Peki o zaman geriye kalan asıl sebep nedir? Çok da karmaşık bir şey değil, tam tersine oldukça basit. Bu kadar küçümsemenin ve hor görmenin temelinde yatan sebep şu: Sakura, Naruto’nun hoşlandığı kızdı fakat Naruto yerine başkasından hoşlanıyordu.

Bütün bu dramanın, çok iddialı konuşmaların ve aşağılamanın altında böyle bir sebep yatıyor. Seriyi okuyan çoğu kişi erkeklerden oluşuyor. Baş karakterin arzu nesnesi olan kişinin, bir başkasından hoşlanması bu sebeple yedirilemiyor. Nasıl yedirilsin ki? Ülkemizde kadınlara bakış açısı belli. Bir kişi sizden hoşlanmıyorsa “orospudur” veya “kaşardır”. Böyle bir anlayışın yaygın olduğu bir ülkede ve dünyada, bu tarz bir sonuca varılması hiç de şaşırtıcı değil.

Bütün bunların üstüne “bir kıza yakışmayan” davranışlarda bulunması, onu bu tarz bir aşağılamanın iyice hedefi haline getiriyor.

Serinin kendi anlattığı hikayeyle okuyucuların bu tavrının çakışması oldukça komik. Yazarın romantizm yazmadaki bariz eksikliğine ve hatalarına rağmen, Naruto, Sakura’nın başkasından hoşlanmasının üstesinden geldi ve kendi yolunu çizdi. Seri sonunda üç karakterin arası gayet iyiydi ve yıllar boyunca özlem çektikleri sıcak ortama tekrar döndüler. Hatta, sorunlarının üstesinden gelerek her zamankinden daha yakın oldular.

Bu tartışmanın diğer bir parçası, Naruto-Sakura-Hinata aşk üçgenidir. Sakura’ya karşı daha “hanım hanımcık” ve Naruto’nun ilgisini isteyen bir alternatif sunularak, bir rekabet durumu oluşmuştur. Elbette, Sakura’nın haksız muamele görmesi, Hinata’nın aşağı çekilmesini gerektirmez. Lakin bu rekabet ve Hinata’nın, Sakura’ya kıyasla, geleneksel açıdan daha idealize edilmiş bir kız olması, elimizdeki duruma katkı yapıyor. Oysa seri sonunda, iki karakter de kendi yollarına gitmiş ve mutlu mesut yaşamışlardır. Bu son, farklı bir açıdan incelenebilir fakat konumuz bu değil.

Bu durumdan muzdarip olan tek kadın karakter Sakura değil. Bunun diğer bir büyük örneği, Legend of Korra serisinden Korra’dır. Geleneksel kadın tiplemesinin tam tersi bir karaktere sahip olması ve serinin ana erkeğiyle olan ilişkisi yüzünden, özellikle seri sonundaki olay yüzünden, hakkında denilmeyen şey bırakılmamıştır.

Bu durumlarda önyargılar devreye giriyor ve kabul etmek gerekiyor ki, dünyada ve ülkemizde kadınlara karşı çok fazla önyargı var. Bunlar sadece bizim dünyamızla sınırlı kalmıyor ve insanların kurgu evrenlere yaklaşımına da yansıyor. Özellikle bir kadın karakter, erkek baş karakterin arzusunun hedefi olunca bunlara maruz kalıyor.

Sözün özü, insanlar bir karakteri sevmeme sebepleri hakkında her zaman dürüst değiller. Hatta sıklıkla bunun farkında bile olmuyorlar. Özellikle kadın karakterler söz konusu oldu mu, böyle bir durum ortaya çıkıyor. Bu sebeple, kendi neslinin en iyi ninjalarından birisi olan bir karakter hakkında bile, böyle gerçekten uzak, hatta toksik bir yaklaşım sergilenebiliyor.

“Kollarımı ve bacaklarımı patlatıp koparsan bile, zehrini içime çeksem ve beni felç etse bile, seni haklayacağım. Buna yemin ediyorum.”

İşte bahsettiğim bu sebeplerden dolayı, Sakura’nın aldığı “eleştirinin” büyük bir çoğunluğu, önyargılardan kaynaklanan haksızlıklar ve saldırılar silsilesinden oluşuyor. Bu yüzden, hakkı yenmiş olan Haruno Sakura, bir iade-i itibar hakediyor.

KB forumunda yorumlamak için tıklayın.

11 YORUMLAR

  1. Fazlaca duygusal yaklaşarak pek yanlı ve talihsiz bir yazı olmuş. Hani neredeyse “Jofrey’den yakışıklı olduğu için nefret ediliyor çünkü Türkiye’de ve dünyada…” seviyesinde 😀

    https://www.reddit.com/r/Naruto/comments/2rm6sw/top_five_hatedloved_characters_from_animage/?utm_source=amp&utm_medium=&utm_content=post_body

    Kaynaklarının gerçekliğini bilmiyorum ama kısa bir internet taramasıyla Türkiye’nin Naruto karakterlerine bakış açısının dünyadan pek de farklı olmadığını göremiyoruz. Buraya göre kadınlar da Sakura’dan pek hoşlanmıyor. Ben internet aleminde de Sakura seven kadına pek denk gelmedim. Sakura’nın nefret edilmesi sebepleri için söylediğin pek çok lafı İno için de söyleyebilirsin. Lakin ben kendisini pek en nefret edilenler arasında görmüyorum.

    Şahsi kanaatimce Sakura özellikle Naruto başlarında gıcık bir karakter olarak yazıldı. Başlangıçta popüler çocuğun peşinde sürünen kız imajı antipatikti. İno da öyleydi. Lakin bunun üstüne antipati hanesine bir puan daha eklecek olan şu hareketi yaptı
    https://automanga.com/manga/naruto/3/21

    Chunin sınavı boyunca yaptıkları sempati hanesini yeterince doldurdu mu?Sanmıyorum. Bunun üstüne Sasuke’nin köyden ayrılma hareketinde onun için Konaha’ya bile ihanet edebileceğini söylemesi üstüne Sasuke’yi geri getirmesi için Naruto’ya yalvarması antipati ibresini tavana çıkarıyor. Part 1’i bu şekilde kapatan Sakura Part 2’de de sevilemiyor. Kendisine çöp gibi davranan popüler çocuğu kendisine her zaman yardımcı olmaya çalışan ezik çocuğa tercih ediyor. Bu da bazılarının yaralarına tuz basıyor. Naruto, Hinata, Rock Lee gibi sevilen karakterler Sakura için acı çekiyor. Çünkü Naruto da sessiz kızı popüler kız yüzünden fark etmiyor. Bu da belki başkalarının yaralarını deşiyor.

    İşe yararlıkta da tatmin edici olmaktan biraz uzak. Saydığın faydaları hatta daha fazlasını bir başka popüler seri olan One Piece’deki Usopp, Chopper gibi karakterler için de sayabilirsin. Bu onları insanların gözünde değiştirmez. Ana gemide takılan herkes mecburen birşeyler yapar. Lakin Sakura insanların gözünde Hinata veya Tsunade’nin yaptığı gibi bir kahramanlık sergilemedi. Zaten mimliyken, eminim insanlar onun Sasori’yle mücadelesinde bile sinirlenmiştir. Mevzu toplum değerleriyse Mei, Temari ve Tsunade’de gelenekci yaklaşıma pek uyumlu değillerdi. Lakin bunlar ya sevilen karakterlerin canını acıtmadı yada sempati hanelerini güçlendirecek hareketler yaptılar.

    Benim gördüklerim bunlar, yazıya katılmıyorum ama gene de emeğine sağlık.

    • Eyyy, Sae efendi, kendini iyi gizlemişsin fakat foyan ortaya çıktı! Bu muazzam siteyi böyle hayın hareketlerinle bölemeyeceksin. Seni kimsin ya?!

      Şaka bir yana, dediklerine bir cevap vereyim.

      – İlk başta, reddit postu zaten dediğin gibi kaynağı belirsiz bir şey. Buradan direkt kaybediyor.

      – İkinci olarak, o Reddit başlığı sadece 9 kere artılanmış ve bunun o kadar büyük bir subreddit’te hiçbir önemi yok. Reddit’e azıcık bakmış herhangi bir insan bunu söylecektir.

      – Üçüncü olarak, o kadın okuyucular da sevmiyor kısmı oldukça mantıksız. Kaynaksız, az ilgi görmüş, rastgele bir başlık olduğu için herhangi bir şekilde Naruto okuyucularının tamamını temsil etmiyor. Çok fazla kişi katılsaydı bile, bu, o Subreddit’te takılan insanların düşüncelerini gösterirdi. Naruto’nun genel takipçilerini değil. Naruto’nun çıktığı dönemi geçtim, satış olarak zirve yaptığı dönemler bile Reddit’in popülerleşmesinden daha önce oluyor.

      – Dördüncü olarak, kadın hayranlar böyle düşünseydi bile, benim üstünde durduğum noktanın tersi bir durum olduğu anlamına gelmiyor.

      Sonuç olarak, “kadınlar da böyle düşünüyor” iddiası yanlış. Herhangi bir gerçekliği yok ve kazansaydı bile anlamsız. Türkiye’deki kadınların birçoğu diğer kadınlara, bu yazıda ettiğim çirkin lafları ederler. Önyargı dediğin şey sırf erkekte olan bir şey değil. “Benim de zenci arkadaşım var, o yüzden her türlü ırkçılığı yapabilirim,” demek gibi bir şey.

      – Beşinci olarak, ben zaten dünyada ve Türkiye’de böyle bir durum olduğundan bahsettim. Lakin Türkiye’de iş çok pis boyutlara varabiliyor.

      – Altıncı olarak, Naruto, Ino’dan hoşlanmadı. Bu yüzden konuyla bir ilgisi yok. Karakterlerin arasındaki ilişki böyle bir şey değil.

      – Yedinci olarak, şuna değinmek istiyorum.

      “Kendisine çöp gibi davranan popüler çocuğu kendisine her zaman yardımcı olmaya çalışan ezik çocuğa tercih ediyor. Bu da bazılarının yaralarına tuz basıyor.”

      Attığın yorumda en ve belki de tek haklı nokta burası. Dediğim gibi, Sakura, tamamen başarılı yazılmış bir karakter değil. Hataları var ve bunlar etki ediyor. Seri başlarında gıcık yazılmasının bunda bir rolü var (bu kısmen bilinçli yapılmış) fakat Naruto, Sasuke, Lee için tek başına, kendisinden çok daha güçlü üç kişiye kafa tutması ve hayatını ortaya koyması, yapacak hiçbir şeyi kalmadığında kelimenin tam anlamıyla dişini ortaya koyması, bu “gıcıklığını” artık pek de önemli olmayan bir şey haline getiriyor. Karakter gelişimi var. Peki Sakura’ya bu kadar yüklenen ve dediğin sebeplerden böyle davrandığını varsaydığın kişiler, hiç bunun bahsini eder mi? Elbette hayır. Çünkü bu “eleştirileri” yapmalarının asıl sebebi bu değil. Amaçları farklı.

      Bu alıntıladığım kısımdaki en doğru nokta, insanların kuyruk acıları yüzünden Sakura’ya bu kadar yüklenmeleridir. Daha popüler birisi yüzünden reddedilmiş kişiler, bunun yarattığı ve aşamadıkları kuyruk acısını karaktere yansıtıyor.

      – Sekizinci olarak, dediğinin aksine, Sakura hiçbir zaman popüler kız olmadı. Buna özellikle Ino’yla olan flashback’lerinde değinildi ve popülerliği geçtim, alnı yüzünden zorbalığa uğradığını bile gördük. Bunu artık bir derece aştı fakat Naruto dışında, Sakura’dan hoşlanan tek kişi Rock Lee. Bu yüzden bu da gerçekçi değil.

      – Dokuzuncu ve son olarak, ben zaten Sakura’nın bu “mimlenmesi” olayındaki motivasyonun farklı bir şey olduğunu söylüyorum.

      • ”Bu yazıdan sonra, bu olayı başkaları da yaptı. Farklı koşullardaki karakterleri gösterip de “Bak abi ona niye laf edilmiyor?” deniyor. Oldukça mantıksız bir şey. FARKLI KOŞULLAR var. Türkiye’de her ırkçılık mevzusu açıldığında “Bakın abi lazlar da var, onlara niye laf edilmiyor”

        Farklı koşullar olduğu için sayılan karakterler Sakura’nın gördüğü muameleyi görmüyor zaten. Mevzu bu farklı koşulların neleri etkilediğini anlamak. Ayrıca hiçbir iki olay tıpa tıp aynı koşullarda meydana gelemez. Naruto’nun birebir aynısı 60’lar da yazılmış ve unutulmuş olsa ama okuyucu yorumlarına da erişebiliyor olsak gene aynı şeyi söyleyebilirsin ”60’larla 2000’ler aynı mı saçma mantığa bak” 😀 Savını doğrulamayan her yöntemi çöpe atamazsın, lütfen. O zaman anlaşılması imkansız bir konuda konuşuyor olurduk. Ben de çıkıp ”Sakura pembe saçlı ve kunai tutan bir kız olduğu için sevilmiyor” derdim ve yanlışlamamız imkansız olurdu 😀

        ”Dediğin her bir şey doğru olsaydı bile, Sakura gördüğü muameleyi yine haketmezdi. Ortada çok ayarsız bir durum var.”

        Etmiyor zaten. Benim için sadece Sakura değil hiçbir kurgusal karakter böylesine saçma bir nefreti hak etmiyor. Lakin kurgusal eser tüketenlerin çoğu bu ayrımı yapamıyor. Bu yüzden Shirohige’nin Japonya’da mezarı var(hala duruyor mu bilmiyorum), Çakır’ın cenaze namazı kılındı vs. O nefret hak edilmediği gibi bu sevgi ve hayranlık da hak edilmiyor. Buna rağmen insanların durumu bu, ben sadece sevimli veya sevimsiz bir karakter olduğu hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Sakura gerçek bir insan olmadığı için kendisine duyulan öfkeye karşı durmak zorunda da hissetmiyorum. Sadece durumu doğru değerlendirmeye çalışıyorum.

        ”Bu “yanlı ve yargılayıcı olmamak” durumu da… yani, kendi yorumundaki yaklaşım böyle değil mi şimdi Belki ahlaki, belki değil fakat gayet değer yargıları vb. şeyler içeriyor ve yanlı. Sahte bir tarafsızlık kisvesi altında kendi fikrini böyle sunma var. Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum. Diyeceğim neyse olduğu gibi sunuyorum.”

        Benim Sakura’yı iyi veya kötü gösterme gayem yok. Yani bu konuda tarafsızım 😀 Olay iyi anlaşılsın diye eksik ve hatalı bulduğum(bariz eksik ve hatalı olan bunun sencesi bencesi yok 😀 ) yanları yazıyorum. Kendi yorumlarımı da ekliyorum elbet çünkü sadece şu yanlış bu hatalı yazmak için yorum yazmak yazıya haksızlık olur. Bence yanlışa karşılık öneri de sunabilmek gerekli. Önerilerimi sunarken ki gayem de Sakura’yı kötü veya iyi göstermek değil anlayabildiğimden bahsetmek.

        ”Tenten’in, Ino’nun, Shikamaru’nun, Choji’nin, Minato’nun, vb.nin küçüklükten ne travması vardı? ”

        Saydığın kişiler pek de gıcık karakterler değil. Lakin Biz Minato’nun adını bilmezken, onun köy için kendini feda ettiğini biliyorduk. Onun hayatını öğrenirken de karısıyla birlikte çocuğu için kendini feda ettiğini gördük. Choji’nin de şişmanlık-kelebek olmak gibi bir dramı vardı. Shikamaru Part 1 boyunca iyi adamdı, sınıf sonuncusu bir miskin dahi bile olsa lamı cimi olmaksızın fedakarlıklar gösteriyordu. Yukarıda Sakura’nın gıcık yanına rağmen sevilmesini sağlayacağına inandığın türden bir ölümü göze almayı o da gayet kabullendi. İno desen belki ama bu üçlü zaman atlaması sonucu nur topu gibi bir trajediye sahip oldular. Shikamaru üstüne babasını da kaybederek sevilen bir karakter olmanın şartlarını tamı tamına sağladı 😀 Sağlam bir draması olmayan(ve bu dramada iyi bir konumda olmayan) üstüne geniş hayran kitlesi bulunan bir karakter var mı Naruto’da?

        Mukayese kurarken bir derece detaylı analiz yapmak gerekir. ”Tenten’in de trajedesi yok neden ondan nefret edilmiyor?” demenin hiçbir mantıklı yanı yok 😀

        ”Keyfilik mevzusuna gelince… elbette katıldığım noktayı seçeceğim. Tersi mümkün mü? Katılmadığım bir şeyin haklı veya doğru olduğunu söyleyebilir miyim? Bir mantık hatası olur.”

        Yani eksik manga paneli kullandığını söylerken daha mı haksızdım? Kelimelerin yanlış kullanımının mantıkla alakası yoktur.

        Not: Henüz yazının güncellediğin halini okumadım. Umarım güncelleme sonrası yazdıklarımın çoğu havada kalmamıştır.

  2. Öncelikle Sae değilim. Bunu önceden belirteyim. Bir yanlış anlaşılma olmasın.

    Dağınık bir şekilde yazdıklarına cevap vereceğim, onun için de kusura bakmayasın.

    İlk olarak, yaptığın bütün çıkarımlar varsayımdan ibaret. Veri adına bir şey yok. Bunlar tamamen senin görüşlerin ve gözlemlerin. Anket falan açılmış değil. O yüzden yanılıyor olma ihtimalin var. Az buz da değil o ihtimal.

    İkincisi, Türkiye’ye öznel bir durum değil bahsettiğin şey. “Sakura meme”lerini Türkler yapmadı sonuçta ya? Baktığımız zaman genel olarak benzer görüşler var. Kadın – erkek ayrımı olarak da bir şey görmüyorum. Yazdıklarında doğruluk payı yoktur demiyorum. İnsan beyni ve psikolojisi kaotik bir yapı olarak görülmesine rağmen teknik olarak farklıdır. Birini sevmezsek, bazı sebepleri vardır. Sadece bunu gözden kaçırırız. Ama mutlaka bir sebep vardır.

    Üçüncüsü, Kishi’nin zaten Sakura’yı sevilmeyen bir karakter olarak yaratmaya çalıştığı düşüncesi içerisindeyim. Yani bilerek yapılmış bir şey. Bir karakteri sevdirmek veyahutta nefret ettirmek, daha çok mangakanın elinde olan bir şey olduğu düşüncesi içerisindeyim.

    Son olarak, lafı da fazla uzatmak istemiyorum. Sakura’nın hayatını ortaya koyması falanlar filanlar… Bunlar zaten olması gerekenler. Shinobi olmak, shinobi yolu… Verilen eğitim bu yönde yani. Aksini yapıyorsa, eğilimi yanlıştır. Bir shinobi olarak görülmez bile. Bu benim kişisel görüşüm olarak gözüküyor olsa bile, seride sıkça vurgulanan şeydi. Ortada garip bir şey görmüyorum.

    • Yorum için teşkkürler.

      Elbette yanılıyor olma ihtimalim var. Lakin yerli ve yabancı ortamlarda çok gördüğüm böyle bir durum var ve Türkçe ortamlarda iş kimi zaman çok pis bir noktaya gelebiliyor. Hatta özellikle böyle yaklaşan bir kitle var. Bu kitlenin sevmeme sebepleri konusunda dürüst olduğunu düşünmüyorum ve bahsettiğim sebebin ana etken olduğu fikrindeyim.

      Diğer mevzuya gelince, zaten sadece Türkiye’de olmadığını yazıda söyledim. Dünyada ve ülkede diye özellikle bir kaç kez vurguladım. Ancak evet, Türkiye’de bu tarz bir tutum, İngilizce konuşulan ortamlara göre daha sert bir şekilde var. Yabancı adam gidiyor işe yaramaz diyor, Türk ise bunu diyor ve üstüne çıkıp orospu, kaşar falan diye ekliyor. Yani Allah aşkına, Türkiye’de, Avatar’daki Katara için bile bunu diyen insanlar var. Genellikle de aynı kişiler.

      Üçüncü noktaya kısmen katılıyorum. İlk başlarda bilerek bir gıcık özellik verme durumu var. Bunun ardından bir karakter gelişimi yaşanıyor ve oldukça kötü bir durumdayken, başkaları için kendi hayatını riske ediyor. Bunun üstüne, bahsettiğim kişilerin Sakura’ya olan tavrı değişiyor mu? Hayır. Serinin ikinci kısmında oldukça önemli işler yaptığı halde, baş karakteri kesin ölümden kurtardığı halde, tavırları değişiyor mu? Yine hayır. Malum yalan olayından sonra tekrar başlasalar hadi bir derece anlarım. O olay benim de sevdiğim bir şey değil ve çok kötü bir yazım olduğunu düşünüyorum. Ancak bu tarz şeyleri umursamadan, sabit bir şekilde sürekli böyle bir yaklaşım var. Bu yüzden, ana sebebin bu denilenler değil, benim bahsettiğim durum olduğu fikrindeyim çünkü bir sürü farklı değişkene rağmen tek sabit kalan şey bu. Aynı zamanda insanlar bu tarz konularda genellikle dürüst olmuyorlar. Kendi gözlemlerimden, kuyruk acısının ve çarpık bakış açısının çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyorum.

      Son kısma katılmıyorum. Denilen yanlış değil, şinobu yolu denilen şey böyle bir olay fakat hikaye içerisinde çok güzel bir şekilde, korkak ve zayıf bir karakterin gelişim anı gösterildi. Aynı olayın bir benzerini Naruto, Gaara karşısında korkusunu yenmesiyle yaşadı. Bunlar yaşananları değersiz kılmaz. Lakin bunu uzatmadan şu soruyu sorayım: Sakura, bu şinobi standartlarını geçtiği halde, bahsettiğim kitle tarafından saygıdeğer bir şinobi muamelesi gördü mü? Ben bunun cevabının kocaman bir hayır olduğunu düşünüyorum. Doğal olarak, insan bunun altında farklı bir niyet olduğunu düşünüyor. Sevilmeme sebebiyle ilgili ileri sürülen sebepler ile karakterin gördüğü muamele uzaktan yakından tutmuyor.

      • Nickname’im Asdfdjsdsaejdnsk ama Sae nickli şahsın da muhteşem bir insan olduğundan eminim.

        O link Animage adlı dergideki bir oylamadan bahsediyor. Reddit’in görüşünü yansıtmıyor. Kaynaktan emin olmadığımı belirttim zaten bu o kadar önemliyse senin genel geçer kabullermiş gibi sunduğun savlarının hiçbir kaynak içermediğini hatırlatırım. Başka cinsiyetlere göre oylama bulamadığımdan ve iki sitede bahsedilmesinden dolayı yeterince güvenilir bulmasam da yardımcı olur diye koydum. O konu hakkında da sadece iki cümle kurdum sen ise çürütmeye çalıştığın yazımın yarısını iki cümleme göre entegre etmişsin Türkiye’nin dünya geneline göre Sakura hakkında özellikle fark yarattığı noktayı da anlamadım. Bu yüzden bu konuya o kadar vurgu yapman art niyetli algılanabilir(Türkiye’ye laf atmak için değil, yazıyı duygusal noktadan pekiştirmek için) Aşağıda isimsiz birinin bahsettiği gibi internette dolanan memelerin çoğu Türklerin elinden çıkmıyor. Türkler arasında paylaşılanlar bile.

        ”Attığın yorumda en ve belki de tek haklı nokta burası.” dediğin yer öylesine bir yorum. Kalan kısım anime-manga sitelerinin nabzını tutarak kolaylıkla doğrulayıp yanlışlayabileceğin şeyler. Hatta bir kısmı yazındaki eksikler ve mukayeseler içeriyor. Yani hayır bu kısmı keyfi seçmişsin. En haklı değil seninle en aynı fikirde olduğum yer orası.

        Tsunade de Jiraiya’yı peşinden koşturdu. Alkolik ve kumarbaz oldu. Meyhanelerde takıldı vs. Sonuç? Pek de sevilmeyen biri gibi durmuyor. Mevzu başka şeyler biraz.

        ”Sekizinci olarak, dediğinin aksine, Sakura hiçbir zaman popüler kız olmadı. Buna özellikle Ino’yla olan flashback’lerinde değinildi ve popülerliği geçtim, alnı yüzünden zorbalığa uğradığını bile gördük. Bunu artık bir derece aştı fakat Naruto dışında, Sakura’dan hoşlanan tek kişi Rock Lee. Bu yüzden bu da gerçekçi değil.” Çocukluğunda farklı insanlar olan karakterlerden daha fazla ne var bu seride? Bana Sakura’nın yaşıtı peşinde bir değil iki erkeğin koştuğu kızı göster ben de iddianı kabul edeyim. Okuyucu karakterlerle bağ kurarken üstünde ”popüler” ”arkadaş canlısı” vs. gibi damgalar aramaz. Günlük hayatı ile bağ kurar.

        Sakura’ya bakış açısını ele alırken yanlı ve yargılayıcı davranmanın doğru bir yöntem olduğunu zannetmiyorum. Özellikle eksik veri ile yapmanın. Hedefin sadece hater kitleden kurtulup, Sakura’nın itibarını arttırmaktan ibaretse işe yarar bir yöntem ona lafım yok. Sakura, eğer hedeflenen gıcık karakterin gıcık olmayana dönüşmesi ise bence çok kötü yazılmış bir karakter. Geleneklere ters düşmek salt iyi değil. Sırf bu yüzden taktir edilesi bir karakter olarak görülmesini de bekleyemezsin. Naruto ile öyle yada böyle bağ kurmuş bir çocuğun, Naruto ile alay eden Sakura için ”Ormanda da iyi mücadele etti artık ondan nefret etmiyorum” demesini gerçekten bekliyor musun? Ola ki dedi Part 1 sonunda Sasuke ile olan konuşması kazandığı kişiliği azıcık tahrip etmedi mi?

        Sevilen karakterleri daha iyi değerlendirmelisin. Sevimsizken sevilen biri olanları da. Hinata’nın trajedileri, Neji’nin trajedileri, Naruto ve Sasuke… Bunların yanında Sakura nasıl birisi? Kimler Sakura için üzülmüş, kimler sevinmiştir? Bu romantik eser için çok düz bir hayata sahip. Uyandırdığı duyguların çoğunluğu kötü. Sasuke’den çok nefret eden olduğu halde çok seveni de olabiliyor. Sakura bunlardan mahrum. Bu seri içerisinde bir çok şeyden mahrum. Cidden Tsunade ayarına getirebilseydi Kishimato, o zaman sana katılabilirdim. Keşke şu iç dünyasındaki savaşçı yanıyla beraber güzelce işlenseydi o zaman daha değerli bir karakter olurdu.

        Neyse Sakura ile derdim yok onun hakkındaki tek görüşüm Sasuke ve Naruto haricindeki çoğu karakter gibi iyi işlenmediği yönünde. Yazı hakkındaki görüşlerime rağmen gene de uğraşını taktir ediyorum. Artık hain planlar yapmayacağım

        • “Naruto ile alay eden Sakura için ”Ormanda da iyi mücadele etti artık ondan nefret etmiyorum” demesini gerçekten bekliyor musun?”

          Neden olmasın? Ben bunu zamanında yaptım. Bir hikayenin ne anlattığı yazar kadar, okuyucuya da bağlıdır. Belli insanlar bu önyargılarını bir kenara bırakamıyor ve sırf kuyruk acısıyla aynı nefrete devam ediyor, bu çocukça tavrı devam ettiriyorsa, bu karakterin suçu değil. Anlatılan şeyi anlamamışlar. Yoksa kız gayet dişini kemiğini ortaya koydu.

          Tsunade mevzusuna gelince, Tsunade ile Jiraiya’nin hikayesi farklı bir şey. Romantik olaylar açısından bu ikiliyi pek fazla görmedik ve aynı zamanda Jiraiya, serinin baş karakteri değil. Onun bu açıdan yaşadıkları pek görünmedi. Aynı zamanda denklemde üçüncü bir kişi olarak, daha popi birisi yüzünden reddetmesi gibi bir durum da yok. Bu yüzden karşılaştırmak mantıksız.

          Bu yazıdan sonra, bu olayı başkaları da yaptı. Farklı koşullardaki karakterleri gösterip de “Bak abi ona niye laf edilmiyor?” deniyor. Oldukça mantıksız bir şey. FARKLI KOŞULLAR var. Türkiye’de her ırkçılık mevzusu açıldığında “Bakın abi lazlar da var, onlara niye laf edilmiyor?” demek gibi bir şey. Yahu, ortada, uzaktan yakından karşılaştırılır bir durum yok. Normalde bunu demezdim fakat tekrar düzenlemeler yapmamıza rağmen, gelen cevapta “sen şöyle ettin, böyle ettin, senin şuyun eksik” havası olduğu için, şunu da ekliyorum: bu tarz bir yaklaşımı kesinlikle samimi bulmuyorum. Yapılan yanlışları rasyonalize etmek ve hedef saptırmak için kullanılan bir yöntem. Hatta bu mantığı şiddet uygulayan ve savunan kişiler bile sık sık kullanır, “Bak elalemin kızı böyle davranıyor mu hiç? O yüzden böyle bir muameleyi haketmiyor,” diye. Senin şiddeti savunduğun gibi bir şeyi kesinlikle iddia etmiyorum fakat buradaki mantığın ne kadar saçma olduğunun ve ne kadar kaygan bir zemin olduğunu bu iyice gösteriyor. Dediğin her bir şey doğru olsaydı bile, Sakura gördüğü muameleyi yine haketmezdi. Ortada çok ayarsız bir durum var.

          Bu “yanlı ve yargılayıcı olmamak” durumu da… yani, kendi yorumundaki yaklaşım böyle değil mi şimdi 😀 Belki ahlaki, belki değil fakat gayet değer yargıları vb. şeyler içeriyor ve yanlı. Sahte bir tarafsızlık kisvesi altında kendi fikrini böyle sunma var. Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum. Diyeceğim neyse olduğu gibi sunuyorum.

          Sakura’nın daha az trajik bir hayatı olduğu doğrudur. Lakin bu onu kötü bir karakter yapmıyor. Tenten’in, Ino’nun, Shikamaru’nun, Choji’nin, Minato’nun, vb.nin küçüklükten ne travması vardı? Hadi diyelim ki bu açıdan eksiği var. Bu, karaktere yapılan muameleyi haklı çıkarıyor mu? Hiçbir şekilde çıkarmıyor. Böyle bir karakterle en fazla çok bir bağ kurmazsın falan. Oysa Sakura’dan nefret etme ve onu her fırsatta aşağılama gibi bir durum var. Öne sürülen bu sebep ile karakterin gördüğü muamelenin bir ilgisi yok.

          Reddit muhabbetinde Animage kısmını atlamışım. Ancak benim dediğimle, attığın anket arasında bir fark var. Ben böyle bir durumu gözlemlediğimden bahsettim ve sebebini açıkladım. Oturup da anketler böyle gösteriyor vb. gibi bir iddiada bulunmadım. Eğer böyle bir iddiada bulunsaydım ve bunu destekleyemeseydim, aynı muameleyi ben de hakederdim. Kısacası kendi açından böyle bir şey gördüğünü söylesen anlardım fakat ortada objektif bilgiymiş gibi sunulan bir anket var. Oysa açıkladığım gibi ortada böyle bir durum yok. Zaten Animage dergisi (bilmeyenler için, kendisi Shonen Jump gibi bir manga dergisi), Naruto’nun yayımlandığı dergi bile değil. Niye öyle bir anket yapılsın ki?

          Keyfilik mevzusuna gelince… elbette katıldığım noktayı seçeceğim. Tersi mümkün mü? Katılmadığım bir şeyin haklı veya doğru olduğunu söyleyebilir miyim? Bir mantık hatası olur.

  3. Cevap için teşekkürler.

    Türklerin aşırı tepkileri hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Bu genel olarak bizim halkın bir özelliği. Kişiden başlamıyor bu olay maalesef. Çevresinden aldıkları dönütler bu şekilde.

    Artık bunlar içimizde kalıplaşmış ve bize özgü olmuş şeyler. Bir Amerikalının ettiği hakaret ve bir Türk’ün ettiği hakareti karşılaştırdığımız zaman bile aynı sonuca ulaşırız. Herhangi bir konuda. Tek bir konu öznelinde söylemiyorum bunu.

    Ha, tartışılması gereken şey doğrıluğu ise, o zaman işler değişir. Tabii ki bu yanlış bir davranış şekli ve biçimi. Kesinlikle tasvip etmiyorum.

    Yine son olarak şunu da eklemek istiyorum. Sakura’ya bir nefret vardı. Senin bahsettiğin yedirilmeme mevzusu pektabii bir etken. Fakat, şu da var. Sonuçta biz ana karakterin hikayesini izliyor ve okuyoruz. Onun yaşadıklarını yaşıyoruz. En çok empati kurduğumuz kişi ana karakterin ta kendisi. Bu durumda yalnız ve kötü bir çocukluk geçirmiş Naruto’nun, bir başkası tarafından canının yakılması, bizimde canımızı yakıyor. Bu da nefret için bir sebep bence.

    Şöyle de bir düşüncem var. Seri ilerledikçe bir yerden sonra artık Sakura’ya olan nefret de azalmaya başladı. Yani ben öyle düşünüyorum. Kendi öznelimde konuşacak olursam; sevmediğim bir karakterdi. Fakat artık finale doğru bu durum değişti. Nötr bir görüş içine girdim. Nötr olmamın sebebi de o tarz karakter tasarımlarını sevmediğimden. Benzer şeyler yapan erkek ana karakter olsaydı, o seriden uzak dururdum mesela.

    • Ne demek.

      Bu basit bir Türklerin öyle ifadesi durumu değil. Bu konuda katılmıyorum. Nedenlerimi ve mantığımı zaten açıkladığım için aynı şeyleri tekrarlamayacağım. Lakin şunu ekleyebilirim. Dünyanın genelinde zaten kadın karakterlere kafayı takmak gibi bir durum var. Örneğin, yeni Star Wars üçlemesinde baş karakter sırf kadın diye denilmeyen bırakılmadı. Başka eleştirileri veya yakınmaları kastetmiyorum, sırf kadın olmasından kaynaklananları kastediyorum. Geek diye tabir edilen insanlar aşırı tutucu ve geri kafalı olabiliyor ama kendilerini böyle olmadıklarına inandırıyorlar. Türkiye gibi ülkelerdeyse, İngilizce konuşulan ortamlara göre durum daha da coşuyor. Kadını bir karakter olarak bile çekememezlik söz konusu.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin