2018 yılının son süper kahraman filmi ve DC Sinema Evreni‘nin tek filmi idi Aquaman. Ve Marvel cephesinin hem FOX Stüdyoları filmleri hem Disney Filmleri açısından çok zengin geçirdiği bir yılda, sezon adına verebildiği tek yanıt olacak olan bir film idi. Üstelik tahta çıkan kral teması ile Aquaman’e oldukça benzeyen ve inanılmaz benzeyen Black Panther hala hafızalarda yerini korurken Aquaman filminin işi çok zordu.

Bu da yetmezmiş gibi ayrıca DCEU, Wonder Woman ile yaşadığı yükselişi yönetmen değişikliği, baştan çekilmesi, oyuncularına evreni bıraktıracak hale getirmesi ile epey skandal yaratan ve gişede de facia olan Justice League filmi ile tekrar düşüşe geçtiği için tıpkı Wonder Woman’ın Suicide Squad ve BvS filmlerinin çöp mirasını temizleyen bir köken hikayesi olma sorumluluğunu da taşıyan bir film oldu Aquaman ister istemez. Ancak Wonder Woman yeni bir şeydi. Daha önce yapılmamıştı. Kadın ve Savaşçı bir baş karakterin, ilk kadın süper kahramanın ilk filmi idi. Öte yandan Aquaman’in ilk Thor filmi ve Black Panther gibi kurgu olarak rahatlıkla karşılaştırılabileceği bilindik bir film olacaktı.

Nitekim tüm bu sebeplerle ben inanılmaz düşük beklenti ile girdim. Hele Ben Affleck, Henry Cavill falan ayrılınca ben; “Yeter artık DCEU, Aquaman’i iptal etsin. 1-2 yıl ara verilip en baştan başlanılsın” demiştim. Yani bu filmin vizyona girmesini dahi istemedim. Zira fragmanlar gelince de çok etkilenmedim.

Fakat film beni şaşırttı. DCEU’nun kötü yönlerini üstünden atmış, iyi yönlerini korumuş biraz MCU tarzından da bir şeyler almış. Ve sonunda “Bakın bu iş böyle de yapılabilirdi.” dedirten bir film çıkmış.

Film orijinal ve janraya yeni bir yorum getiren bir film falan değil, hikaye ve senaryoda da göze çarpan bir şey yok. Zira öyle çok alt metin içeren, altı dolu diyaloglarda yok. Oyunculuk desen iki baş karakter de tecrübesiz ve küçük rollerin insanları o yüzden o konuda da çok iyi bir performans yok.

Ee peki ne var ? DC’nin ve Marvel’ın (sinema evrenlerinin) en itici unsuru olan tutarsızlık yok denecek kadar az (Marvel tutarsızlığı fimlerin içinde DC ise DCEU ise evrenin içinde yaşıyor) .

Samimi, ne anlatmak istediğini bilen, kesinlikle acele etmeyen. Şişman olmayan bir film. 1 ana 1 yan kötü adamımız var ve karakterimiz bunlarla ve kendi kimlik bunalımı ile mücadele ediyor onun bu mücadelesinde de ona geçmişten bugüne kadar yardım eden 3-4 yan karakter var ve bunların biri zaten esas kız. Yani bu kadar mütevazi bir içeriğe rağmen 2 saat üzerinde bir film ile o Wonder Woman’da çok söylediğimiz “Abi film iyi de son 30-40 dk çöp” muhabbeti bu filmde olmuyor çünkü hiiiiiç aceleye getirmemişler.

Filmde benim çok zekice kullanıldığını düşündüğüm şey ise flashback sahneleri yani geçmişe dönüşler. Aquaman bir köken hikayesi filmi ancak karakterin sinemaya çıkışı ve tanınışı olarak ilk değil. Biz önce BvS filminde kısaca gördük sonra da Adalet Birliği‘nde izledik. O sebeple Wonder Woman ya da Captain America, Iron Man filmlerindeki gibi Aquaman’in çocukluğu, nasıl büyüdüğü, nasıl yetiştiği ile ilgili uzun uzun sekanslar yok. Ancak flashback denen olayın çok zekice kullanımları vardı bana o açıdan animeleri hatırlattı. Yani günümüzde bir olay yaşanırken onun benzeri geçmişte de yaşanmıştır ve sahne bir bugünden bir geçmişten şeklinde ilerler ve sen tek bir sekans da iki zaman aralığından da haberdar olursun. Bunu çok iyi düşünmüşler. Ve bu uzun filmin tüm uzunluğunu uzun dövüş koreografilerine, karakter yapılandırmalarına ve efektlere, çevre temasına ayırmışlar.

Black Panther’da Wakanda’nın tasviri, Afrika mitolojisi çok sevilmişti ve DCEU bundan ders çıkarmış olacak ki çok hoş bir Atlantis Mitolojisi ve tarihi anlatısı var. Ayrıca Atlantis‘in tasviri (yer yer bazı yapılarda cgı çok göze batsa da) cidden olağanüstü idi.

Klişe şeyler vardı, gaz sahneleri, müziklerin çok formülize olması, karakterlerin rolleri neye hizmet ettiği ve hangi olayda hangi duygu ile ne söyleyecekleri falan hepsi önceden kestirebildiğiniz şekilde yazılmıştı. Ancak tema o kadar daha önce izlemediğin bir hava veriyor ki (su altı,büyü,mitoloji vs) onlar yenilir yutulur oluyor.

Elbette eksileri var yani cesurca yapılmış çok az şey var yani çok güvenlikli, konforlu çok mesafeli bir film ancak DCEU’nun tam şu noktasında bence gereken bu zaten. BvS ve Justice League’deki “yenilikçi” denemeleri de gördük sonuçta. Keramet onda değil sadece demek ki. DC taban kitlesi “Bu bir Marvel filmi” diye eleştiremez çünkü değil. MCU daki gibi karakterleri olduğundan çok zayıf gösteren ve çok ideal davranmalarına iten o okul müdürü havalı kahraman modeli burada yok. Ancak Marvel taban kitlesi de “Bu karanlık ve sıkıcı bir DC filmi” diyemez çünkü öyle değil. Bence basit, klişelerinden utanmamış onları kabul etmiş, oyunculukların zayıflığının farkında olan bu sebeple çok performans gerektirebilecek sahne sufleksleri ve dialoglardan kaçınılmış. Ancak optimum zevk, tema, özgünlük ve tatmini yakalamaya gayret etmiş ve seansın sonunda izleyicisini mutlu etmiş bir film olarak görüyorum.


Oyunculuklar deyince yanlış anlaşılmasın yan rollerdeki tecrübeli isimler Nicole Kidman, William Dafoe falan gayet iyiler (ben hala Nicole Kidman, misscast-yanlış seçim diyorum ama izlettiriyordu). Fakat bir parantez açmam gereken bir performans var.

Herkes Black Panther’da Killmonger karakteri ve onu canlandıran aktör Michael B. Jordan’ın Black Panther karakteri ve onu canlandıran aktör Chadwick Boseman’ı gölgede bıraktığını söylemişti (ben de dahil). Ve hatta Killmonger, MCU’nun en iyi kötü adam karakteri denilmişti.

Aynı şeyleri ben Ocen Master/Prince Orm karakterini canlandıran aktör Patrick Wilson için söylemek istiyorum. Patrick Wilson beni o kadar inandırdı ki ve oyunculuğu ile gerçekten karaktere o kadar empati duyabiliryorsunuz ki kendinizi onu desteklerden falan bulabiliyorsunuz. Ve Ocean Master Vs Aquaman dövüş sahneleri Killmonger Vs Black Panther’dan bile daha iyi diyebilirim. Tek şikayetim keşke karakterin üzerine biraz daha çalışılsa, üzerine gidilse idi. Oraya çok yatırım yapılmaması karakteri biraz sığ bırakmış ancak motivasyonları, hareket biçimi vs kesinlikle sığ değildi sadece işçiliği zayıf idi diyebilirim.

Filmde çok fazla easter egg’e denk gelmedim. Sonuçta sinemada durdur-devam ettir falan yapamıyorsunuz. Geliyor ve geçiyor ancak işte bu Kraken, Trench gibi yaratıkların esin kaynaklarından olan H.P. Lovercraft‘e ufak bir saygı duruşu vardı. İşte Black Manta’nın eski miğferini gösterdiler vesaire gibi ufak şeyler. Genel anlamda epey stand alone (kendisine dair) bir film idi. Aquaman’in evcil ahtapotunun davul çalması yine Aquaman’in komik yıllarından kalma bir gönderme idi bunlar ufak şeylerdi.

Açıkçası günahları ile sevapları ile, klişeleri ile güzel dokunuşları ile günün sonunda bilet ziyan oldu hissi vermeyen ne anlattığı belli, başı sonu belli, karakterini garip gurup hallere sokmayan, hoş bir lezzet bırakan bir DCEU filmi izledim ve nispeten de mutluyum.

Ayrıca, DCEU’nun en iyi cast seçimi kesinlikle Ocean Master ve Queen Mera. Yani Amber Heard, Mera olarak beni büyüledi ve yönetmen James Wan karakterin fanservis kısmını Joss Whedon’un Wonder Woman’a yaptığı gibi “İşte size kıç!” şeklinde yapmıyor çok daha farklı açılardan ve çok daha az göze sokarak yapıyordu. Cidden Queen Mera, filmi tatlandıran bir etmen idi. Canım benim . . .


-Değerlendirme-

Karakterler ve İlişkileri: 75/100
Derinlik & İşçilik: 67/100
Efektler & Görsellik: 86/100
Türünün Gereklilikleri: 84/00
Hikaye & Evren Dizaynı: 76/100
Özgünlük ya da Etki Gücü: 67/100
Zamanlama & Ritim: 74/100
Genel Ortalama Puan: 75-76/100

(not: fikirlerim ileride değişebilir çünkü bence filmin esas notu sinemada izledikten sonra birde ev ortamında izediğinizde ortaya çıktığını düşünüyorum.)



Tüm Hakları www.kahramanbaykus.com ve hazırlayan yazara aittir. Site ve yazar adı belirtilmeden ya da orijinal sayfanın linki verilmeden içeriği paylaşanlara hukuki yaptırım uygulanacaktır

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin