Wachowski kardeşleri hepimiz ‘’Matrix’’ serisi ile tanımaktayız. Yakından takip edenler ise Wachowski kardeşlerin cinsiyet değiştirme ameliyatı olduğunu zaten biliyorlardır.

En baştan bunu belirtmemin sebebini yazının ileri aşamalarında anlayacaksınız.

Onun dışında ‘’V for Vendetta’’, ‘’Speed Racer’’ gibi yapımlarda bulunmuş bu kardeşler Matrix serileri gibi tamamen kendilerinin yapımında bulunduğu, büyük isim yaptıkları başka eser olmamıştı. Sense8 yine o kadar büyük isim yapmasa da üzerinizde Matrix gibi büyük etki bırakacak bir yapım olmasa da, eğer az sonra ifade edeceğim şeyleri kaldırabilirseniz, hayat görüşünüzü geliştirecek bir etki bırakacağı kesin.

Öncelikli uyarım dizi izlediğim en açık cinsellik ve doğum sahnelerine sahip. Vibratörden akan vücut sıvılarından, bir kadının doğum anında vajinasından bebeği nasıl çıkardığını gösteren sahneler mevcut. Gey, Lezbiyen sevişme sahneleri zaten artık sıradanlaşmaya başladığından belirtme gereği duymuyorum bile. Bunlardan çok rahatsız olacaksanız baya bir hazırlıklı girişin derim seriye. Wochowski kardeşler belli ki bu hikaye ile her türlü ayrımcılığa değinmek istemiş. Peki bunu nasıl bir hikaye ile yapmış?

  Hikayemiz farklı bir insan türü olan 8 tane duyusal karakter etrafında dönmekte. Bu 8 karakter farklı ülkelerde yaşayıp, farklı özelliklere sahipler. Bu 8 karakter hayatlarına normal olarak devam ederken, birbirleriyle konuşabildiklerini, görebildiklerini ve ne hissederlerse diğer yedilinin de hissettiğini anlamaya başlıyorlar. Bu tamamen duyusal olduğu için arada ki dil bariyeri de kalkıyor çünkü birbirlerinin yapabildiklerini yapabiliyorlar. Birbirlerine duygusal olarak yardımcı olabiliyorlar, zor bir durumda birbirlerinin bilgisine başvurabiliyorlar. Bu 8 karakteri açıklamaya geçmeden önce, ben 0 bilgi ile başlamayı seviyorum diyorsanız, karakterleri okumanıza gerek yok ama hafifte olsa karakterler ne üzerine merak ediyorsanız, fazla spoilera girmeden tanıtmam gerekirse;

Nomi Marks

 Bu karakter Wachowski karakterlerinin belli ki kendi tecrübelerini aktardıkları bir karakter. Önceden erkek olup, cinsiyet değiştiren Nomi kız arkadaşıyla birlikte üniversite de tanışmış ve birbirlerine yaşadıkları olaylar sonucunda çok bağlı hale gelmişlerdir. Aynı zamanda kendisi iyi bilgisayar kullanıyor.

Sun Bak

Kore de çok ünlü bir şirketin sahibinin kızı olan Sun, seri de kadın olduğu için özellikle iş yerinde ayrımcılığa uğrayan biri. Aynı zamanda çok iyi bir dövüş sanatları ustası olan Sun, çok iyi yürekli biri olduğu gibi yeri gelince tam bir dişi kaplana dönüşebiliyor. Seri de özellikle sağlam duruşlu kadın sevenler için hazırlanmış koca yürekli ablamız. Ayrıca seride en sevdiğim 2. karakter.

Kala Dandekar

 Dindar bir Hindu olan ablamız, işine değer veren bir bilim kadını ve dışarıdan çok şanslı ve mutlu gözüken bir karakter. Çok büyük bir şirketin sahibi ile evleniyor, çok anlayışlı bir aileye sahip ve ailenin ilk defa istediği kişiyle evlenebilen tek kadını olma gururuna sahip ama özünde istediğini değil, olması gerektiğini düşündüğünü yapan bir karakter. Bu yüzden diğer karakterler ile duygusal olarak bağlandığında en çok sorun yaşayan karakterimiz bu oluyor.

Riley Blue

İzlandalı bir müzisyen, uyuşturucu bağımlısı, ülkeler arası yolculuk edip Djlik yapan biri. İntiharın sınırlarında gezen karakterimizin başından ağır olaylar geçmiş.

Wolfgang Bogdanow

 Geldik favori olan karakterime. Berlin’in arka sokaklarına fazlasıyla hakim bir hırsız olan karakterimiz, zekasıyla öne çıkan biri. Favorim olmasını sağlayan etmen ise seride birisi elini kirletecekse, en önde bayrak taşıyan bu karakterimiz oluyor. Acıması kesinlikle yok ve karşınıza almak istemeyeceğiniz biri. Cesaret ve irade gücü hayranlık uyandıracak, hele hikayesini öğrenince.

Lito Rodriguez

 Meksikalı aktör olan Lito, Gey bir aksiyon yıldızı. Gey olduğunu herkesten gizleyen Lito, Meksika’nın tabiri caizse en erkeksi serilerinde başrol oynayan ve çok fazla kadın hayranı olan biri. Normalde Gey karakterler, sırf zorunluluktan koymuş gibi eğrelti durdukları için ön yargılı baksam da aralarında en sevdiğim 3. Karakter oldu diyebilirim. En çok bu arkadaşın hikayesi dallanıp budaklanıyor. Çok duygusal, iyi yürekli olan bu abimiz seri de çok güzel bir karakter gelişimi yaşıyor. Seri boyunca gelişimini izlemekten en çok zevk aldığım karakter Lito oldu. Ayrıca Meksika’nın bu tarz konulara Türkiye gibi bakan bir ülke olması anlatılan hikayeyi, bizim için çok olağan hale getiriyor.

Will Gorski

Serinin her işi yapan, joker karakterine geleceksek, iyi bir polis ve babasıyla izlemesi ilginç bir hikayeye sahip. Fazla anlatılacak bir karakter değil açıkçası.

Capheus Onyango

Kenyalı kardeşimiz ölüm korkusu olmayan, Van Damme filmleri ile büyüyen bir otobüs şoförü. Capheus tam bir optimist. Ailesinden tek kalan kişi olan Annesine inanılmaz bağlı ve tek amacı onu hastalığından kurtarmak. Tam bir iyilik meleği, çok iyi bir çocuk, çok iyi bir arkadaş. Aralarında en gerçek üstü adeta Shounen baş karakteri diyebileceğim karakteri bu oldu. Sonuçta dolmuşçu her yerde dolmuşçu ve dolmuşçuluk yürek ister, hele Kenya gettolarında dolmuşçu ise. 2 resim ile koymamın sebebi, 2. Sezonda oyuncu değiştiriyor ve bu biraz sizi seriden soğutsa da ilginç bir şekilde tip değişimine nedende buluyorlar seride.

 Yazının sonlarına doğru, şunu belirtmem gerekir ki hikaye bu sekizlinin yaşadıklarına çok fazla odaklı. Ana hikaye çok yana atılıp, her karakterin neler yaşadığını, kendi hikayeleri içinde nasıl geliştiklerini izliyoruz. Tabi kendi hikayelerini izlerken, diğer karakterlerde sezgisel bağlar ile diğerlerine konuk olup duruyorlar. Açıkçası da Wachowski kardeşlerin neden böyle bir öykü seçtikleri anlaşılıyor çünkü asıl amaçları bize fantastik, mutant hikayesi izlettirmek değil, birbirinden farklı bu 8 karakterin neler yaşadığı, nasıl ayrımcılıklara maruz kaldığını anlatmak. Seri size sevginin her türlü halinin ne kadar doğal olduğunu ve gerektiğini göstermek için elinden geleni yapıyor ve çok iyi yazılmış 8 karakteri önümüze koyuyor. Öyle ki özellikle 2. Sezonda ilk sezonun karakter tanıtım kısımları bittikten sonra, birbirleriyle ortak ağızdan öyle konuşmalar yapıyorlar ki hepsi ayrımcılık üzerine tek başına kitap çıkartabilecek cinsten. Benim gibi duygusal biriyseniz kesinlikle seri de sürekli bir gözyaşı süzülecek yanağınızdan. Her karakterin hikayesine üzüldüm ve empati kurabildim. Uzun zamandır bir serinin bana bir şeyler kazandırdığını hissetmiyordum açıkçası.

  Belirtmem gereken bir şey var ki seri 8 karakterin hepsini uzun uzadıya işlemeye çalıştığı için sıkılma ihtimaliniz yer yer var. Arka arkaya izleme isteği oluşmuyor diyebilirim. Özellikle 2. Sezonun ilk ve son bölümünün 2 saatten daha uzun olduğunu belirtmek isterim. Daha da devam ettirmek istedikleri finale doğru birden aşırı hızlanmasıyla kendini beli ediyor. Diziyi izlerken, bir diziden çok Wachowskilerin bir derdi olduğunu, onu anlatmak için diziyi bahane olarak kullandıklarını anlayabiliyorsunuz.  

Neyse efendim, cidden iyi yazılmış karakterlere açsanız ve Wachowski kardeşleri seviyorsanız, uyarılarımı dikkate alarak kesinlikle izlenilmesi gereken bir yapım olduğunu belirtmek isterim. İşte cinsiyetçilik, ırkçılık her türlü ayrımcılık böyle işlenir aslanlarım diye kapıyı vurup çıkmış kardeşlerimiz resmen.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin