Bu makale/biyografi karşımı yazıyı 2008 yılında “Michael Jordan‘ ın 45. yaş günü ve NBA camiasındaki 23. yılı şerefine “NBAtr” adlı Türkiye’nin en büyük nba ve basketbol portalı için yazmıştım. Daha sonra sahibi olduğum fakat sonradan kapanan fancanyon platformu için elden geçirmiştim. Daha sonra da kendi ufak blogum olan utkan.in adresinde paylaştım ancak orayı kapatma kararı alınca bu yazıyı gördüğü ilgi ve üzerine harcanan emek sebebiyle sitemizin formatı dışında da olsa burada paylaşma kararı aldım.

Şimdi bu yazının yeniden düzenlenmiş, görseller ile süslendirilmiş ve bölümlere ayrılmış versiyonunu burada sizlerle yeniden paylaşıyorum.

Kuşkusuz ki “NBA” (national basketball association) in en spektaküler, en azimli, en yaratıcı, en hırslı, en rekortmen, en meşhur, en başarılı, en rekabetçi ve en iyi oyuncusunu tanıyacağımız, keşfedeceğimiz bu yazıda, benim en büyük beklentim şudur; Bu yazı okunduktan sonra, yukarıdaki “en”ler kimsenin umurunda ya d hatırlarında olmasa dahi, şunu hepimiz hissetmiş olalım. “En Saygı Duyulası” , işte bu sıfat, “Michael Jordan”’ın bu yazıdaki yerini göstermektedir.


Michael Jordan(Yaşananlar-Bilinenler)

Tarih=17.Şubat.1963

Yer=Brooklyn-New York

Olay=Tarihi yazacak olan geldi.

Evet, Michael Jeffery Jordan dünyaya geldi…

 

Michael Jordan, annesi Deloris Jordan ve babası James Jordan’ ın beklide çocukluk yıllarındaki en hastalıklı ve sorunlu çocuklarıydı.Küçük Jordan’ın burnundan hiç durmadan kan gelmekteydi. Annesi, Deloris bunun Tanrı tarafından ona sunulan bir işaret olarak gördü ve böyle yorumladı. Bunun bir diğer sebebi ise Deloris Jordan, annesini kaybedeli tam 1,5 ay olmuştu ve Jordan’ın varlığı onun için bir şans olmalıydı. Bu olayın uğuruna inanmayı seçti.

Michael beş çocuğun dördüncüsü idi. Michael doğduğunda yaklaşık 44 cm kolları vardı. İleri görüşlü ve sevecen Deloris Jordan çocuğunun basketbolcu olması için çalışacağını kendisine söylemiştir. Deloris Jordan, gökyüzü ve doğa olayları ile ilişkilendirilmiş bir melek olan Michael(Mikail) ismini ona uygun buldu… Bu arada, çok teşekkürler Deloris Teyze gelecekte basketbolu gökyüzüne taşıyacak olan, bir spor tanrısı için daha iyi bir isim olamazdı!

Burnundan kan gelişi, aralıklarla 5 yaşına kadar sürmüştü. Bu arada, Jordan ailesi, Mike 6 yaşlarında iken Chapell Hill (Wilmington/North Carolina)’ e yerleşip çocuklarını ırkçılığın şehirdeki etkilerinden uzaklaştırdı. Anne ve baba da çalışarak, çocuklarını refah içinde büyüttüler.

Mike 9 yaşında basketbola ilgi duymaya başlamıştı. İlk başlarda esas tutkuyla bağlandığı spor beysbol gibi görünse de ayrıca 12 yaşında minikler kategorisinde yarı final gören takımın yıldızlarından biri dahi olmasına karşın, O kendini evinin arka bahçesinde çakılı potalara kaptırmıştı bir kere…

 

Bir süre sonra o saha mahalle gençlerinin mabedi ve Jordan’ın abisi Larry Jordan ile yaptığı kıyasıya teke teklerin mekânı olmuştu. Jordan işte o dönem abisine sürekli yenilince kendince şu sözü verdi;

Boyum senin kadar ya da daha uzun olunca bir daha asla sana yenilmeyeceğim

Nitekim MJ 13-14 yaşlarında 1.73 boy ve 64 kilo ile evin en uzunu oldu ve O günden sonra kendi deyimiyle abisini püre gibi ezdi!

Jordan o günler için daha sonra şunları söylecekti; “Sanki O’nu yendikten sonra herkesi, her şeyi yenebilirim gibi geliyordu”

Bu cesaretle Michael lise çağında basketbol takımına girme isteğini belirtti ve seçmelere katıldı!

Michael, Laney Lisesi‘ne kaydoldu. Lise 1 yıl önce karma eğitime geçmişti yani kaba tabirle siyah ve beyaz ırkın çocukları beraber eğitim görmeye başlamışlardı.

Michael, gerek kuzeyin sakinliği, gerek ailesinin sosyo-ekonomik yapısı, gerekse okulunun tutumu sebebi ile ırkçılığın sert yüzünü pek görmedi. Başı ırkçılıkla iki kez belaya girdi denilebilir. Bunlardan birinde; O’na saldırganca “zenci” diyen bir kıza tokat attı. Diğerinde ise dişini fırçalayan arkadaşı onunla yersiz yere dalga geçince, fırçanın yumrukla birleşiminden dolayı çocuk epey bir diş dökmüştür.(Hala görüşüyorlar.)

Hatta bir keresinde bir arkadaşına ırkçılığa dair şunları demişti;

Bir tokat yemediğin ya da fiziksel olarak hırpalanmadığın sürece, ırkçılığı önemseme.

MJ zor da olsa formülü bulmuş gibi görünüyordu. Bu sebepten dolayıdır ki, Michael Jordan hiçbir zaman jip-hop sokak kültürünün, kaybeden iken konum değiştirme yani bir bakıma sonradan bulma tavrına sahip olmadı(olamadı) ve hiç başıboş bırakılmadı. Ailesi ve basketbol onu disiplinize etmiş ve enerjisini olumlu yönde kanalize etmiş vede emmişti.

Michael Jordan bir marka haline gelecek olan ve çokça taklit edilecek olan “23” sayılı sırt numarasını seçmişti. Bunun sebebi ilginç bir şekilde; aynı lisede epey ünlü olmuş abisi Larry’nin 45 sayılı numarasını ikiye bölünce 22,5 yapması, sonrada 23’e yuvarlamasıydı.

Gel gelelim MJ lise takımına alınmadı. Bununla ilgili MJ’in lise koçu MJ için belgesellerinden birinde gülerek şöyle bir demeç verir;

Evet, evet onu çıkardım, aslında o kadarda kötü değildi ama çıkardım işte, nereden bilebilirdim tüm sporun en iyisi olacağını.?

Ama sahada rakiplerini sözleri ile de sindirmeye başlayan, “trash talk” seven Jordan bu yönüyle geri alınmaya şansı olacağına emindi. Ama abisi O’na; “Eğer sözlerini harekete dökemezsen bir sıfırsın, yüreğin büyük çalış oyununda öyle olsun” dedi. Fakat, ilk yıl içerisinde hiç bir türlü oyuna alınamayan Jordan eve gelmiş ve hıçkırıklara boğularak ağlıyor iken, tamda o an annesi yanına gelip, “Burada enerjini ağlayarak harcama, o sonsuz enerjini onlara bir hata yaptıklarını kanıtlamak için harca.”demişti. Vede yaz ayı bu iş için çok uygun bir zamandı. Bu tavsiye üzerine Michael Jordan tüm vaktini fiziğini geliştirmeye adadı (Yaklaşık 4 ay günde 6-7 saatini buna ayırmıştı).

MJ ikinci yıla doğru boyu 1.88m olur ve bu gerçekten Jordan’ın çok sıkı spor programı sebebiyle midir? Yoksa bir hormon patlamasıdan mıdır ? Bilinmez ama bilinen şu ki; Michael Jordan rekabetçi idi ve sınıf atladı. Son yılında 29.2 sayı 11.6 ribaunt 10.7 asist ile Laney’i Eyalet Şampiyonasına kadar sürükledi. Aile fertlerinin(baba,abi, abla) beysbola olan ilgisine rağmen, Michael abisi Larry’e karşı hayranlığı ile basketbola atılmıştı. Fakat, çevresi Michael’ın mükemmel gelişimine rağmen asla kalıcı olacağına inanmıyordu. Jordan o zamanları ileride şu sözleri ile ifade edecekti;

Ne kadar çabalasam da, herkes ileride bir istasyonda benzin pompalayan bir genç olacağımı düşünüyordu. Başaramayıp geri döneceğimden bahsediyorlardı ama işte buradayım !

Michael Jordan, lisenin ardından “Five-Star” adlı basketbol kampına katıldı. Azmini burada da göstermeyi ihmal etmemiş ve koçlar tarafından en çok gelecek vadeden oyun kurucularından biri olarak gösterilmişti. Ve de North Carolina yardımcı koçu Roy Williams’ ın dikkatini ilk burada çekmişti. Ama ne B+ olan kamp notu ne de kampta sergilemiş olduğu çaba Jordan’ın istediği ve de başvurusunu yaptığı UCLA ve Virginia Üniversitelerine girmesini sağlayamadı. İstediği prestijli okullar onu kabul etmedi. Kendini o kadar geliştirmesine rağmen hala ona inanılmıyor ve onu kabul etmiyorlardı.Bu sadece MJ için bir başka motivasyon kaynağı daha olacaktı.

 

Son tercihlerinden biri olan eyaletinin üniversitesi; North Carolina ona göz kırptı. Tabi burada başrol anne Deloris Jordan ve koç Dean Smith ile yardımcı koç Roy Williams’a ait idi. D. Smith farklı biriydi. N.Carolina, O ve yardımcısı(şimdilerin efsane koçlarından) Roy Williams sayesinde kısa zamanda sınıf atlamıştı. Oldum olası iyi bir basketbol programına sahip okul bu ikili ile bir fabrikaya ve bir basketbol felsefesi yuvasına dönüşüyordu, dönüşecekti de. Dean Smith “önce eğitim” sloganı güden bir koçtu. Öyle ki notu 2,5 değerinin altında kalan, en iyi oyuncusu dahi olsa tekrar derslerini toparlayana kadar takımda yerini alamıyordu. Jordan’ın annesi evlerine kadar gelen, eğitim sever bu koçun söylediklerine itimat etti ve oğluna ısrarla bu okulu ve koçu tavsiye etti. Tabi, Jordan’da evine kadar gelip onunla konuşan, O’na kendini değerli hissettiren takıma gitmeyi uygun buldu. Sonuçta North Carolina Coğrafya bölümüne kayıt oldu.


YIL:1981

OLAY=Jordan Güneşi North Carolina’dan doğuyor.

 

Michael Jordan’ın yeni takımında James Worthy ve Sam Perkins gibi yıldız oyuncuların arkasında kalacağı vede “bench” te (yedeklerin üzerinde oturduğu uzun bankın adı daha sonra yedekler kısmına adını vermiştir) yer ısıtacağına inananların sayısı hiç de azımsanmayacak kadar fazlaydı. MJ hala kâle alınmamakta idi.

Dean Smith’in yöntemleri ve sezgileri yaklaşık yirmi yıl boyunca takımını şampiyonluğun eşiğine kadar getirdiği halde, o eşikten bir türlü atlayamıyorlardı, o itici gücü bulamıyorlardı. Smith’li Carolina bir oyuncu fabrikasıydı. Oyuncularını sıkı disipline, artı geceleri ders çalışmaları için zorluyordu. Michael Jordan’ın pası ve savunması zayıftı. Ama Michael’ın şevki ve iş ahlakı bir yana ileri uçtaki yaratıcılığı Smith’i onu iki All-American oyuncusu ile yan yana oynatmaya ikna etmi ve Jordan’a bir şans vermişti. Ayrıca Jordan eksik yönlerini kapatmak ve onları en güçlü yönleri yapmak konusunda Dean Smith ve ilerideki NBA koçu Phill Jackson’ın gördükleri en iyi ve hızlı kişi olarak anılacaktı.

Jordan’ın ilk yılında takım sezon ortalarında ülke genelinde ilk sıralarda idi. Michael Jordan, takımın en çok sayı yapan ismiydi. Daha ilk sezonunda ulusal bir havaya bürünmüştü. Jordan, boğazındaki acılı ve eziyetli enfeksiyonlara takılmadan, Atlantik Sahili Grup Şampiyonası‘na takımın ilerlemesinde çok büyük bir pay sahibi oldu.

Daha sonra bu üç genç MJ’in 2. yılında “asfalt topuklar” lakaplı takımlarını NCAA şampiyonluk turnuvaları ayağına taşıdılar. Finalde Georgetown Üniversitesi’nin “Hoyas” lakaplı ekibiyle ve yıldızları 2.12’lik Patrick Ewing ile karşılaşıyorlardı.

Oyunun bitimine 32 saniye kala Georgetown 62–61 öndeydi. Dean Smith bir kez daha şampiyonluğun eşiğine gelip, gene orada takılacakken, bu sefer onları o eşikten atlatacak olan itici gücü bulmuşlardı. Smith mola aldı, topu Michael ile buluşturmalarını söyledi. Top ne şekilde olursa olsun Michael’a verilecekti.

Jordan, bitime 16 saniye kala sol çaprazın biraz daha baseline çizgisine yakın tarafında topla buluştu. Potaya yaklaşık 5-5,5m uzaklıktaki mesafeden jumpshot olarak şutunu kullandı ve filelerden gelen “şaff” sesi o saatten sonra Jordan ve Smith’in sınıf atladıkları anlamına geliyordu.

Yardımcı koçlardan Eddie Fogler durumu şöyle izah etmişti;

Henüz farkında bile değil ama o çocuk şimdiden tarihe geçti. İnsanlar bu şutu 25 yıl sonra bile konuşacak !

Böylece 19-20 yaşlarındaki bu genç atlet, müthiş bir baskı altında, zarafet ve başarıyı birlikte sergiledi. Dean Smith yıllar sonra Jordan için şunları diyecekti;

Michael hem zeki, hem de sahada becerikliydi… O kadar çok oyunun sonunda kahraman oldu ki –anlaşılmaz bir şey.

Bir daha NCAA finali göremese de Sports Illustrated dergisi yazarı Curry Kirkpatrick’in deyimi ile “Dünyanın en iyi amatör oyuncusu” haline gelmişti.

NCAA Başarıları

  • Wooden ve Naismith prestij ödülleri
  • İki kez yılın kolej oyuncusu ödülü
  • En iyi freshman ödülü
  • En iyi savunma beşlerine iki kaz girdi.
  • Bir NCAA şampiyonluğu
  • Onlarca unutulmaz an…

Jordan, annesi istemese de, arkasına koç Smith’inde desteğini alarak profesyonel olacağını açıkladı. 1984 yılında üniversiteden ayrılsa da eğitimini 1986 yılında 64 maç kaçırdığı sakatlığı sırasında tamamladı ve Coğrafya’dan mezun oldu. Ama önce kendini 1984 Olimpiyatlarında sergiledi. Ewing, Mullin ve Jordan’ın sürüklediği Pan-American takımı şampiyon olmuştu. İlk altın madalyasınıda NBA’e geçmeden almıştı bile.

 

Artık Michael Jordan tek bir hedefe kilitenmişti: NBA!

 

devam edecek…

 

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin