Nostaljik Mercek: Batman: Night Cries

-Batman: Night Cries Çizgi Roman İncelemesi & Kritiği-

Eserin Künyesi:

Adı: Batman:Night Cries
Cilt Sayısı: 1
Bölüm sayısı: 1
Toplam : 100 sayfa
Yazar: Archie Goodwin
Çizer: Scott Hampton
Yayımcı Şirket: DC Comics (Türkçe çevirisi yok, varsa belirtiniz.)
Tür: Suç, Gizem, Psikoloji, Gerilim, Detektiflik, Grafik Roman
Yayımlanma Tarihi: 1 Ocak 1992


 

Her şey benim okunması gereken “En İyi 12 Batman Hikayesi” adlı, “en iyiler listesi” temalı bir çalışma yapıp sizlere sunma hayaline kapılmamla başladı. Pek çok bilinen Batman grafik romanını ya da olay örgüsü serilerini (arc,run,vs) okumama rağmen bu kadar iddialı bir liste için hala okumam gereken çok şey olduğunu farkettim. Bunun üzerine zamanında yarım bıraktığım Grant Morrison‘ın Batman koşusuna başladım (daha bitmedi). Ve kıyıda köşede kalmış Batman grafik romanlarını kurcaladım. O bu araştırma ve kurcalama sırasında bulup listeme attığım eserlerden biri de bugün sizlere kritiğini yapacağım Batman: Night Cries idi.

Okudum ve bunu sadece okuyup geçmeyeyim, bu az bilinen güçlü Batman hikayesini insanlara tanıtayım dedim. Nitekim şimdi spoilersız bahsedeyim biraz sonra spoilerlı daha detaylı kısma geçeriz.

Seri Archie Goodwin gibi bir comics efsanesi, sektörün büyük ustalarından biri tarafından yazılmış ve bu grafik romandaki başarısı bana Goodwin’in Batman koşusunu okumak için cesaret verdi. Umarım onu da konuşuruz bir gün. Bu eserin çizeri ise pek çok ikonik Vertigo serisinden tanıdığımız Scott Hampton. Nitekim kadro gayet hoş.

Hikayeye gelecek olursak, tam Batman karakterinin özünü oluşturan suç-gizem-detektiflik temalarından oluşan bir hikayemiz var. Konu ise maalesef ülkemizde de son yıllarda artış gösteren bir çocuk olan çocuk tacizleri, çocuk istismarı ve cinayetleri. Ancak bunu dolaylı yoldan yani bir kaç koldan farklı şiddet seviyelerinde temellendirmişler. Komiser Gordon ve oğlu, çocuklara zulüm eden aileler ya da kimseler, bu kimseleri feci şekilde cezalandıran yeni bir katil ve bu hasar görmüş çocukları rehabilite etmek için kurulan bakım evinin (kuruluşun sponsoru elbette Bruce Wayne) rehabiliasyon çabaları ve Batman olmak üzere farklı türev ve vukular halinde istismar ve sapkınlık zincirine bizi tanık ediyor yazar.

Aslında; şimdi geriye dönüp bakınca Batman’in sürekli Joker, Bane falan ile uğraştığı yıllarda böyle basit ama kuvvetli bir temanın işlenmesi de iyi bir tercihmiş. Nitekim herkesin okumasını tavsiye edeceğim gayet hoş bir iş. Başlarda bağlanması ve yakalaması biraz zor olsa da sonrasında okuyucuyu ödüllendiriyor ya da bu durumda cezalandırıyor denilebilir.


Spoilerlı İçerik:

Hikaye Batman’in bilindik kötü adam galerisinden kimseyi içermiyor, hatta hiç bir batman alet-edavatını bile görmüyoruz. Saf, pür, öz bir detektiflik ve suç hikayesi. Bu suçla savaşmaya ant içmiş travmatik çocukluğunun anılarının ona intikam yakıtı olarak geri dönmesini uman “Dünyanın En İyi Detektifi” unvanlı yarasamız da hikayenin merkezinde değil. Hikayenin tanığı. Hikayenin merkezi çocuklar ve çocukluk denilebilir. Zaten eserin arkasında ve tanıtım yazısında yazan şu ibare eserin tarzını az çok açıklıyor;

Umarsız ve acımasızca öldüren bir katil…
Yapmaya ihtiyaç duyduğu şeyler tarafından eziyet çeken bir adam…
Ve bunların hepsinden daha karanlık ve kirli bir sır…
______________________
Bazı şeyler Batman’i bile ürkütür.
Bazı suçlar vardır o bile çözemez…

Nitekim tüm bu temanın (çocuk istismarı ve cinayetleri) verdiği mesaj; bu tarz insanlık problemlerini Batman gibi kahramanların çıkagelip çözmesini bekleyemeyiz. Biz halletmeliyiz zira Batman var olsaydı bile bu sorunu tamamıyla yok edemeyecekti hatta ciddi bir ölçüde global olarak azaltamayacaktı bile. Bunu ancak biz yapabiliriz ancak bunun yolunun bizimde bir katil olup bunları yapanları öldürmek olmadığını da seri güzel bir şekilde veriyor çünkü öbür türlü istismar ve zorbalık zincirini kıramayacağımıza değiniliyor.

Tam da bu noktada aslında bu eser Batman’in neden öldürmediği sorusunu da otomatikman çok şık bir biçimde yanıtlamış oluyor.

Hikayedeki twist, yazarın seni belli bir sonuca yönlendirmesine rağmen aslında suçluyu, gizemi eserin çok başlarında sana sunmuş olması da ayrıca bir ağırlık katıyor. Çünkü gerçek hayatta da tanıdığımız kişilerin gerçekte ne olduklarını bilmemiz zordur. Zaten bu gerçekçi ve ağır sorunun altında Batman’in çaresizliği çok acı ve güzel bir sahneye veriliyor;

(Sağdaki (mobil için üstteki) panelin çevirisi)

– Geceleyin, O dinliyor.

” İki milyon dava. İkibinden fazla ölüm. Çok fazla yakarış. Birileri onları duymalı.”

– Geceleyin, O dinliyor. Ve sadece kendi çaresizlik içerisinde çığlığının sesi ona geri dönüyor.

– Yolunu bulamayan yalnız bir yarasanın yakarışı.

 

Başlarda biraz karışık ve kavraması zor bir tat verse bile sonra acıklı akışına kapılabilmenize olanak sağlıyor. Açıkçası kendi çizim tarzında ve mistik hikayelerde Scott Hampton’ı ve genel olarak sulu boya görünümlü bu tarzı çok sevsem de bu tarzın metodolojik denemelerde ya da mitolojik bazlı hikayelerde çok başarılı olduğunu düşünmekle beraber bu tarz acıklı, gerçek, acımasız bir eser için biraz daha gerçekçi bir tarz isterdim sanırım. Çünkü bu çizim tarzı katarsis olayını biraz alıp götürüyor, sorunla tam tamına yüzleşemiyorsunuz. Sorunun korkusu ya da acısı ile belki ancak kendisi ve korkunçluğu ile tam bir bağ olmuyor gibi. Aklıma ilk gelen Rags Morales(çizer) – Alex Sinclair(renklendirici) ikilisinin Identity Crisis serisindeki çizim tarzı geldi. O tarzın daha karanlık ve biraz daha astral bir formu kullanılsa eminim bu hikaye daha kuvvetli olurdu gibi geliyor. Ancak görsel anlatı ve estetik açısından bu haliyle de oldukça güzel.

Bu eserin bir diğer sevdiğim yanı aynı zamanda harika bir alternatif Komiser James “Jim” Gordon hikayesi olması, burada Jim’in kendi babası ile oğlu arasındaki olası şiddet zincirini kırışına da tanık oluyoruz. Ona ve ailesine de rol verilmesi olaya bir de bilindik aile perspektifinden bakma fırsatı sunuyor. Ve okuyucuya “Jim Gordon kadar dürüst ve mert bili bile az kala bu kadar ileri gidecekti !” dedirtiyor ardından bizi titretip gerçekliğe davet ediyor.

Bu bir “tek-sayı” tipi grafik roman nitekim konuya çok derinlemesine inmiyor biraz yüzeyinden geçiyor fakat mesajını iletiyor. Genel olarak en iyi Batman hikayeleri arasında adından bahsedebileceğimiz bir eser fakat elbette tepedeki Batman hikayeleri (Killing Joke, TKDR, Year One, RIP vs gibi) ile aralarında belirgin bir sınıf farkı var.

Karakterler ve İlişkileri: 75/100
Derinlik & İşçilik: 78/100
Çizim & Tasvir: 89/100
Türünün Gereklilikleri: 89/00
Hikaye & Evren Dizaynı: 80/100
Özgünlük ya da Etki Gücü: 85/100
Zamanlama & Ritim: 77/100
Genel Ortalama Puan: 82 /100



Tüm Hakları www.kahramanbaykus.com ve hazırlayan yazara aittir. Site ve yazar adı belirtilmeden ya da orijinal sayfanın linki verilmeden içeriği paylaşanlara hukuki yaptırım uygulanacaktır.

Utkan Aktaş Yazar:

2 Temmuz 1987 doğumlu olan Utkan genç görünümlü bir ihtiyar olarak iki üniversitede bulamadığı aidiyet ve de yaratıcılık hissini dans, yazarlık, kurgu gibi pek çok diğer sanatsal uğraşıda buldu. Şimdilerde ise Kahraman Baykuş olgusunun kurucularından ve de yazarlarından biri olmaktan son derece memnun bir adam olarak tanınmakta ...

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir