Japonya oldukça ilginç bir ülkedir. Hem inanılmaz derecede muhafazakar hem de kimi açılardan oldukça serbest olarak tanımlanmaktadır. Bu özellikle cinsiyet ve cinsellik gibi konularda ilgi çekicidir çünkü bu olgular incelendiğinde, Japonya tarihinin doğrusaldan çok daha farklı bir tarihe sahip olduğu görülmektedir. Günümüzde bile, hem ecchi ve hentai gibi içeriklerin çıktığı ülke olarak bilinmekte hem de oldukça azalmış bir cinsel ilgiye ev sahipliği yapmaktadır. Japonya, bu açıdan, tezatlıkların ülkesidir ve tam da bu sebeple ilgi çekicidir.

Bu yazıda, bu konular, sanat ve günümüz manga janralarıyla bağlantılı bir şekilde ele alınmıştır. Tarihi bir arka plan ve bağlam sağlamak, bu sanatsal ifadelerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Kesinlikle bir otorite olma iddiam yok ve kimi dönemlere, özellikle göreli olarak daha erken dönemlere, daha fazla ağırlık verdim. Merak edenler belirtilen kaynaklara ve onların içindeki kaynaklara başvurabilirler. Aynı zamanda, bir olaydan bahsedilmiş olması, zorunlu olarak onu onayladığım anlamına gelmemektedir. Yazıda, iyisiyle kötüsüyle, tarihi bir arka plan oluşturulmak amaçlanmıştır.

[Uyarı! Bu yazı cinsel ve kimi noktalarda rahatsız edici, tetikleyici konuları ele almaktadır. Reşit olmayan veya hassas kişilerin okuması önerilmez.]

1. Cinsiyet ve Cinselliğin Kısa Bir Tarihi

Japonya açısından cinsellik ele alındığında, son birkaç yüzyılı genel olarak iki döneme ayırabildiğimizi görüyoruz. İlk kısım, modernite öncesi dönemi temsil ediyor. Bu dönem 1868’teki Meiji Restorasyonu reformlarına kadar sürüyor. Bunu takiben başlayan dönem ise kendi içinde üçe ayrılıyor. İlk olarak, kabaca, 1868-1931 arasında modernite, muhafazakarlık ve liberalliğin bir arada bulunduğu oldukça karmaşık bir dönem yaşanıyor. Daha sonra, 1931-1945 arasında baskıcı savaş dönemi Japonyası ortaya çıkıyor ve cinsellik ile kadınları oldukça bastırıyor. Son olarak, 1945 sonrasında, işgal yönetiminin etkisiyle, Japonya hızlı bir liberalleşme dönemi yaşıyor. 1945 sonrasında ortaya çıkan bu dönem, elbette kendi içinde oldukça fazla değişime sahip olsa da, hala varlığını sürdürüyor.

1.1. Modernite Öncesi (?-1868)

Meiji Restorasyonu öncesindeki son birkaç yüzyıla, yani Edo Dönemi’ne baktığımızda, Japonya’da cinsiyet ve cinselliğin oldukça farklı olduğunu görüyoruz. Bu dönemde elbette yine bir ataerkillik hüküm sürüyordu (1) ve erkekler daha serbestti fakat cinsiyet ve cinsellik, daha sonraki kimi dönemlere göre çok daha serbest bir şekilde ifade buluyordu. Tüccar sınıfına ve özellikle samuray sınıfına ait kadınlar daha sınırlanmış olsalar da, kırsalda yaşayan sıradan halka ait kadınlar, evlilik öncesi cinsel tecrübeler yaşaması oldukça sıradan görülüyordu. O dönemde halkın çoğunluğunun kırsalda yaşadığı düşünülürse, bu, kadınların çoğunluğu anlamına geliyor. Yobai (夜這い) (gece emeklemesi) denilen ve oldukça iyi belgelenmiş bir gelenek, evlenmemiş kadınlar ve erkekler arasında görülüyordu. Yobai’da, bekar bir erkek geceleyin bekar bir kadının evine girer ve emekleyerek onun odasının önüne giderdi. Eğer kadın rıza verirse, ikisi sevişir ve erkek ertesi sabah evi terk ederdi (2). Genç kadının ailesi bu durumu bilse bile, bilmezlikten gelirdi. Bu cinsel birleşmeden bir evlilik doğması yaygındı (3).

Bir evlilik resmi

Koca seçiminde kadınların, özellikle kırsalda yaşayan kadınların, seçim hakkı vardı. Evlilik laik bir mesele olarak görülüyor ve bir tören yapılmıyordu. Bu sebeplerle, çiftlerin boşanması kolay bir şeydi ve toplumsal olarak pek ayıplanmıyordu. Bunun sebebi, evliliğe kutsal bir anlam atfedilmemiş olması ve cinselliğin doğal bir şey olarak görülmesi, serbest bir şekilde yaşanmasıydı. Boşanan kişiler tekrar evlenebiliyordu. Bunun yanısıra, tek eşlilik zorunlu bir şey olarak görülmüyordu. Erkekler evlendikleri kadınların yanısıra, evlilik dışı eş de alabiliyordu. Eğer bu evlilik dışı eşlerden çocuk doğarsa, evin baş eşinin çocuğu sayılıyordu.

Kadınların seksten zevk alması önemli bir şey olarak görülüyordu ve mastürbasyon sıradan bir şeydi. Bu, daha sonra daha detaylı olarak değinilecek olan bir sanat formu olan Shunga (春画) formunda da görülüyordu. Tahta kalıplarla kağıtlara basılan bu ukiyo-e ürünler, erotik bir sanat biçimiydi. Şunga ürünlerinde, mastürbasyon yapan erkeklerin yanısıra, mastürbasyon yapan kadınlar da bulunabiliyordu. Bu sanat formunda, heteroseksüel veya homoseksüel olarak sevişen çiftler de resmediliyordu. Bu çiftler, erkek-kadın, erkek-erkek, kadın-kadın olabiliyordu.

Aristokrat sınıfından kişilerin erkek veya kadın sevgili peşinde koştuğu oldukça sık oluyordu. Kişinin cinsiyetinden öte, “aşkın güzellik” daha önemli bir şey olarak görülüyordu. Pek çok samuray ve şogun, siyasi amaçlar ve üremek için bir ana eşe sahip olsa da, aynı zamanda erkek sevgililer de bulunduruyordu (4).

Japon aristokrasisi

Modernite öncesi bu serbestlik, günümüz standartlarıyla oldukça garip bir şekilde de ortaya çıkabiliyordu. Bunun bir örneği erkeklere has çok eşlilikte görülmektedir. Diğer bir örneği, Wakashū’dur (若衆) . “Genç kişi” anlamına gelen bu kelime, ergenliğe girmiş erkek çocuklarını kastetmek için kullanılıyordu. Wakashū’lar, genç kadınlar, daha yaşlı kadınlar ve daha yaşlı erkekler tarafından arzulanıyordu (5). Wakashū yaşına gelmiş kimi oğlanlar, savaş sanatları konusunda eğitim almak üzere çırak olarak yetişkin erkeklerin yanına veriliyordu. Bu usta-çırak ilişkisi, eğer oğlan “rıza” verirse (bu yaşta “rıza” vermek?) cinsel bir boyut da içerebiliyordu. Usta olan nenja ve çırak olan çigo arasındaki bu cinsel ilişki, çırak reşit olana kadar devam ediyordu. Ancak duygusal kısmının ömür boyu devam etmesi bekleniyordu (6).

Meiji öncesi dönemde seks işçiliği devlet tarafından onaylanmış bir şeydi. Kadın (yūjo, 遊女) (7) ve erkek (kagema, 陰間) (6) seks işçileri bulunuyordu ve hem erkek hem de kadın müşterileri oluyordu. Tokugawa Şogunluğu’nun 1617’de yayımladığı bir bildiriyle, seks işçiliği şehrin daha dışarı bölgeleriyle sınırlandırılmıştı. Bu bölgeler yūkaku (遊廓、遊郭, zevk çemberi) olarak biliniyordu. Duvarlarla çevrilmişlerdi ve vergiye tabilerdi. Seks işçisi olarak çalışan kadınların bu bölgelerden ayrılmasına ancak bir cenaze olduğunda ve senede bir kez kiraz ağaçlarının çiçek açını görmek için izin veriliyordu (8).

Son olarak, “onnagata” (女形・女方), yani kadın kılığına girip (cross dressing yapıp) gösteri yapan yapan erkeklerin varlığı biliniyordu (39).

1.2. Modernite ve Sonrası (1868-Günümüz)

Meiji Reformasyonu ile Japonya’da modernleşme veya Türkiye’de sık sık dile getirildiği gibi bir “batılılaşma” süreci başlamıştır. Modernite, oldukça karışık bir kavramdır. Rasyonellik ve bilimcilik gibi akımları içerir. Dünyayı niceliksel bir şeye, yani sayılabilir şeylere dönüştürür ve ona göre davranır. Kapitalist bir ekonomik büyüme tutkusu da moderniteye dahildir. Bunların yanısıra, ırkçılık ve ayrımcılık da bir modernitenin parçasıdır. Bilim ve teknoloji pek çok yarar sağlamıştır, aynı zamanda modernite sayesinde sosyal gelişmeler de olmuştur. Ancak bilim kisvesi altında ırkçılık da gerçekleştirilmiştir, faşizm doğmuştur. Örneğin, Nazi Almanyası ve İmparatorluk Japonyası, faşist tutumlarını “bilim” adı altında sunuyordu. Modernite ve ilerleme adı altında bu tarz ayrımcı uygulamalar, pek çok modernleşen ülkede vuku bulmuştur. Modernite savunucuları, kendi fikirlerini “ileri olan” veya “bilimsel olan” diye sunmuş ve diğer her şeyi “gerici” diye nitelemiştir (9).

Temsili Meiji Restorasyonu

Bu tutum, Japonya’da Meiji ile başlamıştır. Modernizasyon sürecindeki ilk değişimlerden birisi, cinsellik konusunda olmuştur. Daha önceden daha serbest bir şekilde yaşanan cinsellik bastırılmaya başlanmıştır. Modernite öncesi dönemde evlenmek ve boşanmak kolay bir şeyken, artık devlet onay gerektirir hale gelmiştir. Devlet onayı almak için de, 30 yaş altında erkeklere ve 25 yaş altındaki kadınlara aile büyüklerinin onayı şart koşulmuştur. Böylelikle, ailede evlilik konusunda bir hiyerarşi oluşturularak aile büyükleri güçlendirilirken, gençler zayıflatılmıştır. Bununla bağlantılı olarak, 1898’deki reformlarla, ‘ev sistemi’ (ie seidō) Japon toplumunun temeli olarak kabul edilmiştir. Böylelikle, erkek liderliğindeki hane, çocukluktan evliliğe ve çocukluk yapımına kadar, kontrol altına alınmak istenmiştir. Daha önceden kırsal bölgelerde evliliği sonlandırmak, gelinin baba evine dönmesi kadar kolayken, 1898 yasalarıyla beraber bütün evlilikler ve boşanmalar devlete bağlanmıştır, boşanmak zorlaştırılmıştır. “Bir koca, bir karı” sistemi benimsenmiş ve erkeklerin evlilik dışı aldığı eşler bütün yasal haklarını kaybetmiştir. 1898 yasaları, babaya, eşi ve çocukları üstünde büyük bir kontrol vermiştir. Baba gerekli görürse çocuklarının evlenme hakkına bile karışabilir hale gelmiştir. Kadınlar aile içindeki liderlik vasıflarını ve miras haklarını kaybetmiştir. Böylelikle, feodal zamanlarda alt sınıflar için seçime dayalı evlilik sıradanken, modernleşmeyle beraber bu gelenek yerini görücü usülü evlenmeye bırakmıştır. Günümüzde geleneksel olarak görülen bu durum, ironik bir şekilde, modernite sonucu ortaya çıkmıştır. Kadınların hakları 1890’da çıkan bir yasayla daha da sınırlanmış ve siyasi yapılanmalar da dahil, kamu işlerine katılmaları yasaklanmıştır.

Daha önceden batılı “bakirelik” kavramının Japonya’da bir karşılığı yokken, cinselliğin tabulaştırılmasıyla beraber, kadınlarda cinsel tecrübesizlik arzulanılır bir şey haline gelmiştir. Bu dönemle beraber, bir kadının bekaretini mutlaka koruması ve onu gelecekteki eşine “kurban etmesi” gerektiği fikri yayılmıştır. Modernite öncesi dönemlerde kadınların cinsel arzuları olması sıradan bir şey olarak görülürken, Meiji’yle beraber kadınların çocuk yapma amacı dışında cinsel istek duyması düşünülemez hale gelmiştir. Bir zamanlar oldukça doğal görülen bu istekler, kirli şeyler olarak görülmeye başlanmıştır. Aynı zamanda mastürbasyon ve homoseksüellik de kötü şeyler olarak görülmeye başlanmıştır. Bütün bunlara rağmen, seks işçilerine tamamen kötü gözle bakılmamıştır ve seks işçiliği devam etmiştir. Onlar aileleri tarafından kandırılmış kurbanlar olarak görülmüş ve yaptıkları iş Konfiçyüsçü bir mantıkla bir tür fedakarlık olarak görülmüştür.

Meiji Dönemi karışıklığı

Modernitenin getirdiği bir değişim de, eşcinsel ilişkilerin artık geri kafalı ve barbarca olarak görülmeye başlanmasıdır. Özellikle erkek-erkek ilişkileri kötü bir ışıkta görülmeye başlanmış ve yavaşça toplumdaki yerleri zayıflamıştır. Bağlantılı olarak, ailenin önemi gittikçe öne çıkmaya başlamıştır ve romantik sevgi ilk olarak bu dönemde konuşulmaya başlanmıştır. Modernizasyon öncesinde, Japonya’da, batıda olduğu gibi bir romantik sevgi, yani “aşk” kavramı yoktu. Bu yüzden, bu dönemdeki pek çok Japon, romantik sevgi kavramını anlamakta zorlanmıştır. Örneğin, bir romandaki “Seni seviyorum,” cümlesi, Japonya toplumunda bunun bir karşılığı olmadığı için, “Senin için ölürüm,” şeklinde çevrilmiştir. Ancak zaman içinde romantik sevgi tartışmaları ve bu kavramın Japonya’daki nüfuzu artmıştır.

1875’te ortaya atılan (10) “iyi karı, bilge anne” (良妻賢母) mottosu, moderniteyle beraber Japonya toplumunda, kadının amaçlanan rolünü göstermesi açısından yararlıdır. Toplum hayatından uzaklaştırılan ve ev içindeki güçleri azaltılan kadınların rolü, ev işi, çocuk yapma ve çocuk büyütmeyle sınırlanmış ve bu vatani bir görev olarak sunulmuştur.

“İyi karı, bilge anne”

Bütün bu gelişmeler, bir bütün içinde gerçekleşmiştir. Devlet, aileyi toplumun temel yapıtaşı belirlemiştir. Bu yüzden, bu temel taşı bir nevi kendi yaratmış ve onu kontrol etmiştir. Ataerkil bir şekilde, babanın aile üstündeki kontrolünü arttırmış ve kadınları toplum hayatından dışlamış, eşcinselliğe ve eşcinsellere ayrımcılık yapmıştır. Bunlarla uyumlu bir şekilde, koca ve karı arasındaki duygusal bağ daha önemli bir şey olarak görülmeye başlanmıştır. Bunun bir kurbanı, eşcinsellik olmuştur. Özellikle erkekler arasındaki ilişki, sadece etsel bir şeye dayanan ilkel ve aşağı bir şey olarak görülmeye başlanmıştır. Lakin kadınlar arasındaki eşcinsel ilişki, sınırlı bir biçimde olsa da, daha çok kabul görmüştür. Reşit olmamış kızların birbirleriyle duygusal ilişkiler kurmaları normal görülmüştür fakat reşit kadınların böyle şeyler yapmaları onaylanmamıştır. Bu bir tür kirlilik olarak görülmüştür. Bu sebeple, çifte intihar eden eşcinsel çift vakaları artmıştır.

Yazının başında bahsedildiği gibi, bu gelişmeler tek yönlü olmamıştır. 1910’lar ve özellikle “liberal 1920’ler” ile beraber Japonya toplumunda kimi daha serbest gelişmeler de olmuştur. Modern kızlar (モダンガール, modan gāru, kısaca ‘moga’) ve modern oğlanlar olarak adlandırılan, batılı bir şekilde giyinen genç grupları ortaya çıkmıştır. Özellikle mogalar, ekonomik ve duygusal olarak bağımsız kadınlar olmaları açısından bir farklılık teşkil etmektedir (11). Bu modern kızlar ve erkekler, erotik kafelerde buluşmuş ve cinsel ifadelerde bulunmuşturlar. Bu sebeple bu kafelerin devletin hedefi olduğu da olmuştur (12). Lakin kendi haklarındaki siyasi ve ideolojik tartışmalara rağmen, modern kızlar ve erkekler siyasi bir aktivizmle ilgilenmemiştirler (11).

1920’lerde ortaya çıkan diğer bir ilginç akım, daha sonra daha detaylı bahsedilecek olan ero guro nansensu’dur (エロ・グロ・ナンセンス). “Erotik grotesk saçmalık” olarak çevrilebilen bu akım, erotik öğeler ve gore öğelerinin (kan ve iç organlar gibi öğelerin bolca göründüğü şiddet betimlemeleri, çizimleri) bir arada görüldüğü bir akımdır.

Özetlenecek olursa, 1868 ile başlayan modernleşme dönemi, günümüz standartlarıya muhafazakar olarak görülen pek çok şeyin temelini atmıştır. Lakin 1910’lar ve özellikle 1920’ler ile beraber kimi serbestlikler artmıştır. 1931’den 1945’e kadar olan süreyse tam bir baskı düzenidir (9). Cinsellik gittikçe bir tabu haline gelmiştir (ilginç bir şekilde, eşcinsellik göreli olarak daha az ayrımcılık görmüştür). Devlet onayı olmadan hiçbir şey yayımlanamaz duruma gelmiştir. Bu dönemde, kadınlar için koyulan kurallar daha da sıkılaşmıştır. Kadınların sokakta güzel görünmek istemeleri bile kötü ve “yabancı” bir şey olarak nitelenmeye başlanmıştır. Hem erkeklerin hem de kadınların militarist, emperyalist Japonya devletine kendilerini adamaları beklenmiş ve zorlanmıştır. İlgi çeken bir nokta, Nazi Almanyası’nın aksine, Japonya’daki kültür endüstrisi çalışanlarının bu baskı ortamına kendi istekleriyle katılmış olmalarıdır. Nazi Almanyası’nda rejim güçlendikçe ve baskı arttıkça kültür endüstrisi çalışanları ülkeden kaçmıştır fakat Japonya’daki kültür endüstrisi çalışanları böyle bir şey yapmamıştır.

Bu süreci, 1945 sonrasındaki müttefik kuvvetleri ve özellikle ABD’lilerin baskın olduğu hükümet altında gerçekleşen bir liberalleşme izlemiştir. Daha önceden bastırılmış olan cinsel uygulamalar, ifadeler, formlar ve kimlikler çok büyük bir hızla serbest bırakılmıştır. Kimi yorumculara göre, bunun bir sebebi 3S politikasıdır. Bu politikayla, savaş sonrası yıkımdan insanların dikkatini uzaklaştırmak için, devlet, ekran, spor ve seks (screen, sport, sex) içeriğini teşvik etmiştir (13).

Ana kaynak ve ileri okuma: Love, Sex, and Democracy in Japan during the American Occupation (Yazının şu ana kadarki kısmında, özellikle kaynak belirtilmeyen yerlerdeki her bilgi buradan alınmıştır)

2. Günümüzde Japonya

Peki günümüz Japonya’sı bu açıdan ne durumdadır? Bu soruyu cevaplamak oldukça zor ve zahmetli. Lakin birkaç şeyden bahsetmek, şu anki durumu anlamak için yararlı olacaktır.

Japonya’da cinsel aktivite bir süredir oldukça düşmüştür. 41 ülkede yapılan bir çalışmada, Japonların seks yapma sıklığında sonda gelmiştir (14). Aynı çalışmaya göre, dünya ortalamasında cinsel hayatından memnun kişi oranı %44’ken, Japonya’da bu oran %24’tür. 2010 ve 2015’te yapılan anket çalışmalarına göre, 18-34 yaş arasındaki evlenmemiş Japonların %40’ının hiçbir cinsel tecrübesi yoktur (15). Bir Japon blogger olan Kiyoshi Matsumoto, bunun için birkaç sebep öne sürmüştür (16). Aşağıdaki maddeler bu kaynaktan aktarılmıştır.

  1. İlk olarak, Japonya’da iş hayatı oldukça büyük bir yükümlülüktür. Kendi ebeveynlerinin tükenmiş aile ve iş hayatlarını gören pek çok genç, aile kurmak vb. şeylerden uzak durmaktadır.
  2. İkinci olarak, Japonya’da seks işçiliği 1956’da resmi olarak yasaklanmasına rağmen, yasal boşluklar ve yasanın daha serbest yorumlanması sebebiyle hala devam etmektedir. 2000’lerdeki araştırmalara göre, yıllık geliri 24 milyar dolardır (17). Japonya’da cinsellikle ilgili yazılar yazmış bir blogger’ın aktardığına göre, Japonya’da cinsellik ve romantik sevgi (aşk) ayrı şeyler olarak görülmektedir. Seksi bulması oldukça kolaydır ve seks işçiliği ile bunu sağlayan yerler yaygındır. Bu durum, insanların romantik ilişkilere bakışını temelden etkilemektedir.
  3. Üçüncü olarak, işin sosyal boyutu vardır. Japonya’da cinselliğin biyolojik boyutu konusunda bir utangaçlık yoktur. Hentai da dahil erotik ve pornografik içerikler rahatça tüketilmekte, seks işçiliği normal bir şey olarak kabul edilmektedir. Lakin cinselliğin sosyal boyutu konusunda sıkıntılar mevcuttur. Japonya toplumu oldukça sıkı sosyal kurallara sahiptir ve kadınlar ile erkeklerin rahatça bir şekilde birbirleriyle sohbet edebileceği ortamlar pek yoktur. Kişiler net bir şekilde belirlenmiş roller içerisinde hareket etmekte ve sosyalleşmektedir (Patron ve işçi, senpai ve kouhai vb.) ama markette, bakkalda vb. rastgele gördüğünüz birisiyle sohbet etmek pek yaygın değildir. Su sebeple “casual” randevular gibi şeyler kısıtlıdır.
  4. Dördüncü olarak, pek çok genç cinsellik ve romantik ilişki gibi şeylerin basitçe buna değmez olduğunu düşünmektedir. Örneğin, evlendikten sonra ev satın almanın pahalılığı düşünülünce, buna değmediğini düşünenler vardır. Başka bir örnek, kadınlarla ilgilidir. Evlenen bir kadının bundan sonra terfi etme şansı düşmektedir çünkü işverenler onun çocuk yapacağını ve ayrılacağını düşünmektedir. Çalışan Japon kadınlarının %70’i, ilk doğumdan sonra çalışmayı bırakmaktadır (18). Erkeklerin tarafında, durgunlaşan bir ekonomide üstlerindeki baskı daha artmıştır ve Japonya’nın toksik iş kültüründe, bir aileyi destekleyecek kadar yoğun çalışmayı buna değer görmeyen kişi oldukça fazladır.

Özet olarak, Japonya’da cinselliği bulması kolaydır fakat sosyal olarak birisiyle ilişki kurması zordur ve yaygın cinsel hizmetlere rağmen, gençler arasında cinsel aktivite düşmüştür (Japonya bu konuda yalnız değildir, Birleşmiş Krallık, ABD ve Almanya’da da bu oranlar düşmüştür (15)). Bu konuda çalışan kimi araştırmacılar, bunun sebebini kısmen dating mecralarındaki zorluklara ve kısmen de pornografik içerikler gibi şeylerin yaygınlaşmasına bağlamıştır (15) (bunu bilimsel bir veriden öte, kişisel fikir olarak belirtiyorlar).

Değinilmesi gereken diğer bir durum, Japonya’daki cinsel içerikli çocuk istismarı içerikleridir (çocuk p….su diye bilinen içerikler). Bu bahsetmesi rahatsız edici bir konudur fakat genel resmi verme açısından zorunlu olduğunu düşündüğüm için kısaca değineceğim. Japonya’da çocuk cinsel istismarı içerikleri 2014 kadar geç bir tarihte yasaklanmıştır (19). Ancak bu içeriklere hala yaygın bir şekilde ulaşılabildiği ve devletin bu konularda yetersiz davrandığı rapor edilmiştir. Çocuk cinsel istismarı üretmenin cezası en fazla üç yıldır (20). Aynı zamanda, bu yasa, çizimler ve oyunlar gibi dijital içerikleri kapsamamaktadır (20). Japonya’da “JK kafeler” olarak bilinen ve yasal olan işletmeler, yetişkinlere liseli kızlar ile “randevuları” pazarlamaktadır. Bu kafelerde çalışan ve henüz erişkin olmayan genç kızlarla “randevuya” çıkmak için, yetişkin erkekler para ödemektedir. Randevunun nereye kadar gidebildiği en hafif tabirle büyük bir soru işaretidir. 5000 tane kızın bu kafelerde çalıştığı düşünülmektedir (21). Bunların yanısıra, çıplak olmayan çocukları uygunsuz pozisyonlarda fotoğraflamak ve videolarını çekmek serbesttir (21). Bu alanda çalışan bir kişi “Çektiğim en genç kişi altı yaşındaydı,” demiştir. “Onu banyo giysisinde oyuncaklarla oynarken çektik. Annesi kameranın arkasında en sevdiği oyuncakla duruyordu ve böylelikle kameraya bakmasını sağlıyordu,” (21).

Japonya’da cinselliğin oldukça karanlık bir tarafı var.

3. Sanat

Japonya toplumundaki bu tutumlar elbette sanata da yansımıştır. Örneğin, yirminci yüzyıl başındaki kimi Japon yazarlar, romantik sevgiye oldukça önem vermiş ve hem kendi hayatlarında bunu kovalamış hem de eserlerine yansıtmıştır (22). Lakin benim üstünde duracağım üç şey var. İlk olarak, bir ukiyo-e formu olan şungadan bahsedeceğim. İkinci olarak, 1920’lerde ortaya çıkan bir garip sanat akımı olan eroguro’yu anlatacağım. Üçüncü olarak, Japon cinselliğinin kimi janralar açısından günümüz mangalarına yansımasına bakacağım.

3.1. Şunga (Shunga)

Şunga kelime anlamı olarak “bahar resmi” anlamına gelmektedir (23). Burada kullanılan bahar kelimesi, seks için kullanılan daha yumuşak bir kelimedir. Klasik Japon sanatı olan ukiyo-e’nin pornografik dışa vurumudur. Kökenleri 800’e kadar uzanan ve Çin tıbbi resimlerinden etkilenerek doğmuş (24) bu sanat biçiminin daha yeni versiyonlarında, genellikle, tahta kalıplarla kağıda baskı yapma yolu tercih edilmiştir. Edo Dönemi’nde (1603-1868) oldukça bol üretilen bu erotik sanat, hem heteroseksüel hem de homoseksüel ilişkileri, kimi zaman da tek gösterimleri ele almıştır. Edo dönemi öncesinde, Japon dilinde kadın cinselliği için bir kelime olmamasına rağmen, şunga bunu kadın cinselliğini göstererek yaratmıştır (23).

Şunga, arkadaşlar ve çiftler arasında paylaşılmış, yeri geldiğinde eğitim amacıyla da kullanılmıştır. Pek çok ünlü ukiyo-e sanatçısı aynı zamanda şunga üretmiştir. Bunların arasında Kano Okulu üyeleri de bulunmaktadır (23).

Şunga ürünleri, yeni gelişmekte olan chōnin sınıfı üyelerine hitap etmeyi amaçlamıştır. Bu sınıfın üyeleri ilk başta tüccarlar ve zanaatkarlardan oluşsa da, zaman içinde köylüler, hizmetkarlar, işçiler de bu sınıfın parçası sayılmıştır (25). Şungalarda, kırsal hayat romantikleştirilerek ve erotize edilerek sunulmuştur (24). Bazen de işin içine komedi unsurları eklenmiş ve warai-e (gülen resim) denilen bu ürünleri, erotizm ile komedi arasında bir bağ oluşturmuştur (23).

Ahlaki olarak yüksek konumda görülen samurayların bile şungalara sahip olması, bu sanat ürünlerinin Japonya toplumu tarafından ne kadar kabul gördüğünü göstermektedir (23).

Biraz spekülasyon yaparsak, şunga formunda, günümüz ecchi ve hentai’larının atalarını gördüğümüzü söyleyebiliriz. Elbette format olarak oldukça farklılar fakat hem toplum tarafından bolca ve utanç içermeden tüketilmeleri hem de bir sanat biçimi olmaları açısından, pornografik içerikli manga ve animelerle benzerlik taşımaktadırlar. Aynı zamanda, günümüzde pek çok farklı cinsel aktivitenin erotik manga ve animelerde resmedilmesi gibi, şungalarda da bunlar resmedilmiştir. Bunlara LGBTQ+ içerikler de dahildir. Lakin işin daha sorgulanabilir yanında, wakashū gibi erişkinliğe ulaşmamış bireyler de bu ürünlerin konusu olmuştur.

3.2. Ero Guro Nansensu

“Erotik grotesk saçmalık” anlamına gelen bu akım, kısaca eroguro olarak da bilinmektedir. 1920’lerde çıkan bu akımda, beden parçalanması, kan, iç organların dışarı çıkması gibi şeyler erotik ve pornografik öğelerle birleştirilerek ele alınmaktadır. Eroguro akımına dahil ürünlerde, işkence, cinayet ve nekrofili de bulunabilmektedir.

Eroguro için bir dönüm noktası, 1936’daki Sada Abe olayıdır. Bu olayda, bir seks işçisi olan Sada Abe, sevgilisi olan erkeği boğarak öldürmüş ve ardından cinsel organlarını kesip, yanına alarak kaçmıştır. Bir süre boyunca polisten kaçabilmeyi başarmış olan Abe, bütün ülkede sansasyon yaratmıştır. Yakalandıktan sonra, polis ona neden cinayeti işlediğini sorduğunda, gözleri parıldayarak şu yanıtı vermiştir. “Onu çok seviyordum, tamamen kendime istedim. Ancak karı koca olmadığımız için, yaşadığı sürece başka bir kadını kollarına alabilirdi. Onu öldürürsem, başka hiçbir kadının ona dokunamayacağını biliyordum, bu yüzden onu öldürdüm…” (26). Sada Abe olayı, eroguro yazarları için esin kaynağı olmuş ve pek çok üründe karşılık bulmuştur (27).

Günümüzde manga ve resim formatında hala ürünler vermeye devam eden bu garip akımın neden çıktığını anlamak için, onu tarihi bir bağlama oturtmak gerekmektedir. Bunun için, yine ilk kısımdaki kitaba dönüyoruz (22). Bu kısmın sonuna kadar anlatacağım bilgileri oradan aktarıyorum.

Taishō Dönemi’nde (1912-1926), medya bir “cinsel arzu” kavramı üstüne odaklanmış ve onu kontrol etmek için talimatlar önermişti. Ancak seksoloji uzmanları tek bir fikirde anlaşmamıştı. Ebing okuluna ait seksoloji uzmanları, “sapkın” cinselliğin bastırılması üstüne odaklanmıştı. Bu okula ait kişiler, mastürbasyon ve homoseksüellik gibi şeyleri de sapkınlık olarak niteliyor ve bastırılmaları gerektiğini savunuyorlardı. Hatta seks işçilerinin hizmetlerini kullanmayı bu noktada, mastürbasyon ve homoseksüelliği bastıracağını düşündükleri için, iyi bir şey olarak görüyorlardı. Bütün bunlara rağmen, pek çok popüler yazar tam da bu “sapkın” diye nitelendirilen şeylerle ilgileniyordu. Ebing okulu üyelerinin iffet odaklı yaklaşımlarını püritan ve doğaya aykırı olmaları sebebiyle eleştirenler de vardı. 1922’de piyasaya sürülen Modern Cinsellik dergisi “modern kapitalizm tarafından sağlanan yeni tür zevkler, gerginlikler ve yorgunlukları Japonya’nın metropolitan şehirlerine tanıtmıştı.” Kimi yazarlar, sapkınlıkların sebebini bireysel psikolojide aramak yerine, onun kaynağının her şeyin alıp satılır olduğu kapitalizmde ve hatta modernitenin kendisinde buluyordu.

Ebing okulu ve onun karşıtı olan düşüncelerin ikisi de toplumda yer buluyordu. Bunu, 1910’lar ve 1920’lerin karmaşık ortamından da anlayabiliyoruz. Lakin Ebing okulu vb. düşünceler kamu politikasının belirlenmesinde gittikça daha fazla rol oynamaya, hatta öjeniye kaymaya başlamıştı. Daha serbestlikçi olan düşünceyse, kendisini popüler medyada ifade eder halde bulmuştu. 1920’lerde “garip” ve “sıradışı” cinsel davranışlar bu medyada artarak zaman içinde eroguro akımının doğumuna sebep oldu. Buradan kendi çıkarımımı yapacak olursam, eroguro akımının doğmasında, Ebing okulu vb. düşüncelerin yarattığı baskı ortamına doğan bir tepkinin olduğunu söyleyebilirim. Bastırılmaya çalışılan dürtüler, istekler ve arzular, baskı sebebiyle daha da şiddetlenmiş ve garip noktalara gitmiştir. Örneğin, eroguro, heteroseksüel öğelerin yanısıra homoseksüel öğeler de içermektedir. İlk ortaya çıktığı zamanlarda bile, kadın kılığına girmiş (cross dresser) erkek seks işçileri (kagema), kimi eroguro hikayelerinin konusu olmuştur.

Eroguro konusundaki bir diğer önemli nokta, ryōki kavramıdır. “Merak avcılığı” anlamına gelen bu kelime, sıradışı tecrübeleri arama dürtüsüne verilen isimdir. Ryōki’nin, hızlı modernleşme ve şehirleşme sonucu insanların yeni tecrübelere alışması ve gittikçe daha fazla, yeni ile farklı şeyler arar hale gelmesi sonucu ortaya çıktığı söylenmektedir. Jeffrey Angles, onu şöyle açıklamaktadır (28).

“Kendisini ryōki’de açığa çıkarmış olan meraklılık, modern kapitalizmin gelişimi sonucu ortaya çıkmış bir hastalıktı. {Bu modern kapitalizm] Meiji Restorasyonu’ndan beri insanları şehirlere doldurmuş, onları gittikçe artan sayıda kişiyle temas ettirmiş, hayatın hızını arttırmış ve yeni ticari ürünler ile rekreasyonel aktivite seli yaratmıştı.”

Geek ve Tüketim: “Mutluluk” Bizi Köleleştiriyor mu? yazısında bahsettiğim gibi, bu yeni tecrübe peşinde koşma tutkusu, tüketimciliğin klasik bir özelliğidir. Bu açıdan, eroguro’nun açığa çıkışındaki bir etmen de, tüketimciliğin (ve kapitalizmin) yarattığı yeni tecrübe tutkusudur. Eroguronun bu yanı dikkatlerden kaçmamış ve burjuvazi olarak da nitelenmiştir (29).

Yine Angles’ın bahsettiği, işin diğer bir yanı, etik, sosyallik ve medeniyet tarafından bastırılan mantık-dışı (irrasyonel), ilkel ve ölümcül dürtülerin eroguro ile ortaya çıkmasıdır. Kısacası, eroguro, cinsellik konusunda daha rahat bir ülkenin yoğun bir cinsel baskı ortamına sokulması ve tüketimci sürekli yenilik isteğinin varlığı sonucu ortaya çıkmıştır.

3.3. Manga Janraları

Japonya, cinsellik açısından, iyisiyle kötüsüyle, oldukça zengin bir tarihe sahiptir. Günümüzdeki durumdan bahsettiğim kısımda söylediğim gibi, kimi sorunlar da mevcuttur. Tarihsel ve güncel olarak aktardığım bu öğeler, günümüzde manga janralarına da yansımıştır.

Ecchi türüne giren mangalar, yani doğrudan pornografik olmayan fakat erotik hikayeler anlatan mangalar, oldukça yaygındır. Bunlar Japoncada oiroke manga (お色気漫画) olarak geçmektedir (30). Aynı şekilde, pornografik manga olan hentai’lar da Japonya’da oldukça yaygındır (16). Bunlar Japoncada seijin manga (成人向け漫画) olarak isimlendirilmiştir (30). İçinde pek çok alt kategorisi ve motifleri bulunmaktadır. Örneğin, oldukça garip bir şekilde, tentaküller bile kullanılmaktadır. Ahtapotların veya canavarların tentakülleri kimi üreticiler tarafından cinsel öğeler olarak kullanılmaktadır. Bunun kaynağına baktığımızda, modernite öncesi Japonya’ya kadar gittiğini görüyoruz (31). Lakin modern şekliyle popülerleşmesi, eroguro akımı sayesinde gerçekleşmiştir (32).

Cinselliğin mangalarda dışavurumu için diğer bir önemli alan, LGBTQ+ janralardır. “Yaoi” veya “boys’ love” olarak adlandırılan akım, eşcinsel erkeklerin ilişkilerini konu almaktadır. Bu erkekler sıklıkla “bishōnen” (güzel genç [erkek]) olarak adlandırılan, daha androjen tiplerdir. İlginç bir şekilde, bu janra shōjo’nun bir alt türü olarak doğmuştur ve ana hedefi eşcinsel erkekler değil, kadınlardır (33). Bu akımın diğer bir versiyonu, bishōjo (güzel genç [kadın]) janrasıdır. Bu janranın ve onunla alakalı yuri türünün de ana hedefi erkeklerdir (34).

Bishōnen erkeklerin estetiğinin temelinin wakashū olduğu söylenmektedir. İki tipleme de, erkeksi ve kadınsı özelliklerin karışımından meydana gelen, androjen bir yapıya sahiptir. Hatta bu sebeple wakashū’nun üçüncü bir toplumsal cinsiyeti (biyolojik cinsiyetten farklı) temsil ettiğini söyleyenler de vardır (35).

Bishōnen estetiğinin günümüz Japonya’sında bir tezahürü boy band vb. yapılardır. Örneğin, Johnny & Associates Eğlence Şirketi, Japonya’nın en büyük erkek model ajansıdır ve pek çok bishōnen tiplemesinde idolü çıkarmıştır. Bu idoller, ergen erkekler arasında seçilmekte ve yetiştirilmektedir (4). Bu açıdan bakıldığında, bishōnen tiplemesinin sadece manga janrasıyla sınırlı bir şey olmadığı görülmektedir.

Bu konulardaki akımlar da tartışmalar da görülmemiş şeyler değildir. Örneğin 1900 başlarında çıkan modern kızlar (moga), daha erkeksi olarak nitelenmiş ve kimileri tarafından bir tehdit olarak görülmüştür. Bunun yanısıra, 19. yüzyıl sonunda ve 20. yüzyıl başında “haikara” denilen ve makyaj yapan, kokulu mendil taşıyan erkekler görülmüştür (4). Bu açıdan, bishōnen janrası ve akımı, Japonya’da tarihi dayanakları olan kimi eğilimlerin ve davranışların güncel tezahürüdür. Bununla alakalı diğer bir örnek, gender bender mangalarıdır (36). Bu serilerde, kişi, karşı cinsiyetin kılığına girer veya büyü gibi bir şeyle ona dönüştürülür. Tarihi olarak, onnagata’yle benzerlik içermektedir.

Bu çeşitlilik, elbette, LGBTQ+ temsilinin sorunsuz bir şekilde olduğu anlamına gelmemektedir. Bu karakterler sık sık fetişleştirilmiş bir halde sunulmaktadır (37). Bu, belki de, Japonya’da, tarihi ve güncel olarak, cinselliğin biyolojik ve sosyal boyutunun ayrı olarak ele alınmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden salt fiziki düzeyde çeşitlilik varken, işin sosyal boyutunda pek çok şeye dikkat edilmemektedir.

İşin daha karanlık tarafında, çocukları konu alan cinsel içerikli manga janraları bulunmaktadır (21). Günümüz Japonya’sından bahsedilirken aktarıldığı gibi, bu içerikler çocuk cinsel istismarı betimlemesi yapsa da, onlara bir sınırlama uygulanmamaktadır. Lakin Japonya dışındaki kimi ülkeler bu içerikleri yasaklamıştır (21). Mangalardaki bu konuyu, Japonya’nın pedofili ve çocuk istismarı problemiyle yüzleşmeden ele almak imkansızdır. Kültürel ve sistemsel olarak, Japonya’da bu konuda bir problem mevcuttur. Örneğin, devlet bunları yasaklamaya çalışmış fakat sanatçılar ve yayıncılar bu karara karşı çıkmıştır (38).

4. Son

Bu yazıda, pek çok tarihi ve güncel öğe, farklı sanat akımı ve toplumsal durum veya sorun anlatılmıştır. Yazı bilgilendirme amaçlı olduğu için olabildiğince kapsamlı olunmaya çalışılmış ve iyisiyle kötüsüyle, pek çok olgudan bahsedilmiştir. Sonuç olarak, kısaca şunları söyleyebiliriz.

  • Modernite öncesi Japonya’da, cinsiyet ve cinsellik, ataerkil fakat oldukça çeşitli bir şekilde tezahür ediyordu. Bu serbestliğin ne kadar doğru olduğu yargısı okuyucuya bırakılmıştır fakat en azından çocukları konu alan serbestliğin sorunundan bahsetmek gerekmektedir.
  • Modernleşen Japonya’da cinsellik pek çok açıdan utanılacak bir şey haline gelmiştir ve bastırılmıştır. Lakin bu tamamen başarılı olamamıştır ve ters teptiği, daha aşırı akımların doğmasına (eroguro gibi) yol açtığı da olmuştur.
  • Günümüz Japonya’sı, ne modernite öncesi ne de modernite başlangıcındaki Japonya gibidir. Farklı tarihsel süreçler ve bir tür köklerine dönme ile liberalleşme karışımı sonucu, şu anki yapısına ulaşmıştır. Ancak tek eşlilik ve romantik sevgi, ailenin önemi gibi modernite dönemi ürünlerinin de izini hala taşımaktadır.
  • Günümüz Japonya’sında bile, cinselliğin biyolojik ve sosyal boyutu tam anlamıyla bir araya getirilememiştir. Bu, gündelik davranışlardan tutun sanata kadar yansımıştır.
  • Japonya’da hem kültürel hem de sistemsel olarak, bir çocuk cinsel istismarı problemi vardır ve bu mangaya da yansımıştır.

Referanslar

  1. https://www.japantimes.co.jp/culture/2016/11/19/books/shifting-sexual-norms-japans-literary-history/
  2. Liza Dalby (2009). East Wind Melts the Ice: A Memoir Through the Seasons. University of California Press. p. 252.
  3. Josie Dew (2012). A Ride In The Neon Sun: A Gaijin in Japan. Little, Brown Book Group. pp. 380–
  4. https://www.independent.co.uk/life-style/fashion/japan-s-history-gender-a7607311.html
  5. https://portfolio.du.edu/downloadItem/402168
  6. https://www.ucpress.edu/book/9780520209008/male-colors
  7. http://geishaofjapan.com/history/history-establishing-the-pleasure-districts-17th-century/
  8. https://www.amazon.com/Encyclopedia-Prostitution-Sex-Work-Volumes/dp/0313329680
  9. https://www.jstor.org/stable/2059838?seq=1
  10. https://www.sup.org/books/title/?id=3082
  11. https://www.chronicle.com/article/the-modern-japanese-woman/
  12. https://journals.openedition.org/chs/1063?lang=en
  13. https://www.jstor.org/stable/10.5749/j.ctttt1cn
  14. https://toyokeizai.net/articles/-/56360
  15. https://thediplomat.com/2019/04/lets-talk-about-no-sex-a-closer-look-at-japans-virginity-crisis/
  16. https://talkaboutjapan.com/sexuality-in-japan-iii/
  17. https://havocscope.com/revenue-of-sex-trade-in-japan/
  18. https://www.bbc.com/news/magazine-21880124
  19. https://talkaboutjapan.com/erotic-culture-in-japan/
  20. https://www.thejournal.ie/japan-child-abuse-2966815-Sep2016/
  21. https://www.bbc.co.uk/bbcthree/article/57eaaf23-0cef-48c8-961f-41f2563b38aa
  22. https://www.palgrave.com/gp/book/9780230120594
  23. https://talkaboutjapan.com/sexuality-in-japan/
  24. https://en.wikipedia.org/wiki/Shunga
  25. Frédéric, Louis (2002). Japan Encyclopedia. Cambridge, MA: Harvard University Press. p. 121.
  26. https://www.amazon.com/Dark-Side-Infamous-Japanese-Criminals/dp/4770028067
  27. https://archive.org/details/geishaharlotstra0000john/page/11
  28. https://www.jstor.org/stable/20535184
  29. https://doi.org/10.2307%2F3591938
  30. https://en.wikipedia.org/wiki/Ecchi
  31. https://en.wikipedia.org/wiki/The_Dream_of_the_Fisherman%27s_Wife
  32. https://diaboliquemagazine.com/sex-depravity-and-absolute-madness-the-bizarre-word-of-ero-guro-nansensu/
  33. https://www.routledge.com/The-Encyclopedia-of-Contemporary-Japanese-Culture/Buckley/p/book/9780415481526
  34. https://en.wikipedia.org/wiki/Bish%C5%8Dnen#Bish%C5%8Dnen_and_bish%C5%8Djo
  35. https://www.jstor.org/stable/10.1086/498987
  36. https://myanimelist.net/manga/genre/44/Gender_Bender
  37. https://pop-zeitschrift.de/2019/12/09/gender-and-fetishism-in-japanese-otaku-culturevon-miyuki-hashimoto9-12-2019/
  38. https://www.independent.co.uk/news/world/asia/manga-and-anime-industries-be-exempt-japan-s-new-law-banning-images-child-abuse-9546990.html
  39. https://www.britannica.com/art/onnagata

4 YORUMLAR

  1. Bu konuyu çok merak ediyordum büyük bir keyif ve zaman zaman hayret ile okudum bizi böyle bilgilendirici içerikler ile buluşturduğun için çok teşekkür ederim.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin