Fan baskıları sonucu Snyder cut’ın çıktığı söyleniyor. Peki bu gerçekten fanlar için bir kazanım mı? Yoksa başka açılardan da düşünmek mi gerekiyor?


Zack Snyder’ın yaşadığı talihsiz olay sonrasında çekimi bırakmasından beri, kimi hayranlar arasında bir huzursuzluk vardı. Joss Whedon’ın filmi kötüleştirdiği, Snyder’ın vizyonundan çıkardığı söyleniyordu. “Snyder filmi istediği gibi tamamlasaydı, çok daha güzel bir iş çıkacaktı,” deniyordu. Bu durum, yıllar boyunca devam etti, hatta internet üstünden kampanyalara dönüştü. Bir şekilde bu kampanyalar işe yaradı ve “Zack Snyder’s Justice League” bir buçuk ay önce piyasaya sunuldu. Filmin ilk versiyonu için 300 milyon dolar harcanmışken, bu versiyona ek olarak bir 70 milyon dolar daha harcandı. Yani sıfırdan yapılmamış olabilir ama yine de önemli bir yatırım gerektiriyordu. Yazının yazıldığı 5 Mayıs itibariyle, puanlar aşağıdaki gibi.

OrijinalSnyder’s Cut
Rotten Tomatoes (Eleştirmen onayı)4071
Metacritic (Eleştirmen puanı)4554
IMDB kullanıcı puanı6.28.1

Bu puanlara bakıldığında, Synder’ın versiyonunun, hem hayranlar hem de eleştirmenler tarafından daha çok beğenildiği ve daha iyi bir film olarak görüldüğü ortaya çıkıyor. Peki, fanlar bütün bunlara rağmen “kazanmış” diyebilir miyiz? Bunu anlamak için, öncelikle Synder Cut’ın çıkmasına yol açan olaylara bakmamız gerekiyor.

#ReleasetheSnyderCut Tarihçesi

Her şey fısıltıltılarla başladı. Orijinal film yayımlandıktan sonra, birkaç hafta içinde, dedikodular belirmişti. “Whedon aslında Snyder’ın vizyonunu oldukça değiştirmişti… Warner Bros, Snyder ile anlaşmazlıklar yaşıyordu ve bu yüzden Snyder kovulmuştu. Bir yerlerde, bir dehlizde, Synder Cut vardı ve Warner Bros bunu yayımlamayı reddediyordu…”

Bu fısıltılar arasında daha agresif olanları da vardı. Eleştirmenlerin orijinal Justice League’i sevmemesini Snyder’a yapılan saldırı, Hollywood’un Synder’ı bitirmeye çalışması olarak yansıtmaya çalışanlar bile olmuştu. Bu son kısımlar doğru olmasa da, ilk kısımdaki fısıltıların bir kısmında doğruluk payı var. Zack Snyder, 2021’de yayımlanan bir röportajda, filmi terketmesinin sebebini, kızının ölümünün ardından, stüdyoyla savaşacak enerjisinin kalmaması olarak açıklıyor. Yani, WB ve Snyder arasında bir anlaşmazlık olduğunu söylemek yanlış değil.

Elbette, bunu bu seneye kadar bilmiyorduk. Ancak kimi fanlar 2017’den beri, Snyder Cut’ı çıkartmak için uğraşıyorlardı.

Stüdyo önündeki protestodan bir fotoğraf
Bahsi geçen billboard’lar
  • 2019 Aralık’ında, bir takım fanlar, “Ann Sarnoff, lütfen Snyder cut’ı yayımla,” yazan bir flamayı taşıyan uçağı kiraladı ve Warner Bros.’un Burbank stüdyosunun üstünde uçurdu. Ann Sarnoff, WB’nin zamanındaki CEO’su oluyor. Bu kampanya için 27.000 dolar toplanmıştı.

Ünlüler

Görebileceğiniz üzere, kimi hayranlar bu işe oldukça fazla enerji, para ve zaman ayırmış. Lakin bu hareketin sadece fanlardan ibaret olduğunu söylemek, işin sadece bir yanını göstermek olur.

  • 2019 Ağustos’unda, Jason Momoa, bir Instagram videosu paylaştı ve Snyder Cut’ı gördüğünü ve “fena” (sick) olduğunu söyledi.
  • 15 Kasım 2019’da, Zack Snyder, sosyal medya platformu Vero’da aşağıdaki görselleri paylaştı.
“[Şimdiye kadar olmasa da] hala yükselecek” yazıyor, fotoğrafta. Snyder Cut ima ediliyor.
  • 17 Kasım 2019’da, Gal Gadot, aşağıda gördüğünüz tweet’i attı. 149.000 beğenisi bulunuyor.
  • 2019 Kasım’ında, Ben Affleck aşağıdaki tweet’i attı. Bu tweet’in 131.200 beğenisi, 47.200 retweet’i ve 10.000 alıntı tweet’i bulunuyor.
  • 4 Aralık 2019’da, Zack Snyder, Vero’da aşağıdaki paylaşımı yapıyor ve Snyder Cut’ın varlığını bir nevi doğruluyor.

“Gerçek mi? Var mı? Elbette var.”

Bunlardan anlaşılacağı üzere, hem Snyder’ın hem de oyuncuların bu hareketin kuvvetlenmesinde oldukça fazla etkisi var. Zamansal olarak incelendiğinde, hareketi onların başlatmadığı fakat en çok etkiyi onların yarattığı görülebiliyor. Analiz sitesi Hashtagify.me’nin verileri de bunu destekliyor. Orada #ReleaseTheSnyderCut hashtag’i aratıldığında, Twitter’da en çok nüfuzun, sırasıyla, Ben Affleck, Gal Gadot ve ardından Zack Snyder’a ait olduğu görülüyor. Bunun dışında, Zack Snyder’ın fanları bu konuda nasıl gazladığıyla alakalı, İngilizce yayın yapan The Ringer sitesinin uzun bir analizi var. Tarihçeyi oluştururken başvurduğum ana kaynak olan Vox‘a da bakabilirsiniz.

Fanlar “Kazandı” mı?

Kimi fanların başlattığı bu hareketin başarıya ulaştığı ve kazandıkları söylenebilir. Bu, elbette, bir açıdan doğru. Bu hareketi başlatan ve içinde bulunan fanlar istediklerini elde ettiler. Film yayımlandı ve hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından daha çok sevildi. Genel olarak, eleştirmenler, filmi çok övmese de, ilk filmin aksine kabul edilebilir bir şey olduğunu söylediler. Ancak bu açıdan kazanmış olmak, fanların başka açılardan kazanmış olduğu anlamına gelmiyor.

Altında yaşadığımız sistem olan kapitalizm, insanların sadece birer tüketici (consumer) olmasıyla yetinmez. Onların birer tüketimci (consumerist) olmasına ihtiyaç duyar. Yani, sürekli olarak tüketen, tüketim aşkı bir türlü sönmek bilmeyen kişiler olmamızı isterler. Bu mentaliteyi, aşağıdaki fotoğraf ve tweetler güzelce özetliyor.

“müşterileri fanatiklere
ürünleri takıntılara
çalışanları elçilere
ve markaları dinlere dönüştürün”

“Müşterileri fanatiklere, ürünleri takıntılara ve çalışanları elçilere dönüştürme vakti. Yönetimi burada öğrenin.”

“Müşterileri fanatiklere, çalışanları elçilere, ürünleri takıntılara, ve markaları dinlere dönüştürmeyi öğrenin.”

Tüketimci kapitalist düzende, şirketlerin müşterilere yaklaşımını bu örneklerle özetleyebiliriz. Geek Kültürünün Yükselişi yazımda bahsettiğim gibi, bu açıdan, geek konularda üretim yapan şirketler, birtakım avantajlara sahiptir. Geek dediğimiz kişiler, sevdikleri şeyler hakkında oldukça tutkulu olan insanlardır. Bu uğraşlara bolca para harcar ve sohbetler sırasında sevdikleri şeyleri överler, yani reklam yaparlar. Ancak sevilen bu çizgi romanları, filmleri, dizileri, oyunları, animeleri, mangaları vb. yaratan kişiler aynı zamanda şirketlerin parçasıdır. Bu yüzden, kâr etme isteği, yani insanlardan para kazanma isteği, her zaman fanlık denilen şeyin bir parçasıdır. Bu denklemde, fanların çok büyük çoğunluğu, üstünden para kazanılan hedef kitle olmaktadır. Hayranların sevdikleri eserler hakkındaki bu tutkuları, şirketlerin ve bu şirketlerle ilişkili zenginlerin sadece daha çok para kazanmasına yol açmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında, sizce, oldukça fazla zaman, enerji ve para harcayıp, multi milyarder bir şirket için çalışan multi milyoner bir yönetmenin, çıkmış olan bir filminin başka bir versiyonunun çıkarılması için çalışan kişiler, “fanatik” ve “takıntılı” değil midir? Bu insanların bu eserden kazanacakları gerçek anlamda ne vardır? Bu dava, gerçekten kendini adamaya değer bir dava mıydı? Yoksa, bu kişiler, yaptıkları bu maddi ve manevi yatırımı, insanlığa ve dünyaya daha yararlı olabilecek bir şeye yöneltebilir miydi?

Söz konusu fanlık olduğunda, bunların hepsi, sorulması zorunlu sorulardır. Ancak aynı zamanda basit bir yargılamanın ötesindedirler. Aşırı tüketimi ve tüketimciliği yargılamak bir açıdan kolaydır ama bir açıdan da zordur. Zordur çünkü şu anki dünyada yaptığımız hemen her şey, bir çeşit tüketime dayanmaktadır. Dışarıya çıktığımızda, bir yerde oturur ve bir şeyler içer veya yeriz. Eğlenmek için, dizi veya film izleriz, oyun oynarız, kitap okuruz. Bunların hepsi tüketime dayanmaktadır. Entelektüel değerleri açısından çok övülen kitapları bile, satın alırız. Bu sebepten dolayı, tüketim dediğimiz şey hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Bunu göz önünde tutarak değerlendirme yaptığımızda, Snyder Cut için yıllar boyunca uğraşan hayranların, kapitalist toplumda yaşayan insanlarla aynı şeyleri yaptıkları görülmektedir. Aradaki tek fark, onların derece olarak bunu daha ileri götürmesidir. Bu yüzden, onların durumunu değerlendirirken, geri kalan insanların da çok da farklı olmadığını göz önünde bulundurmak gerekir. Elbette, bu, yapılan her şey okeydir demek değil. Tam tersine, bütün bu olayları eleştirel bir gözle incelemek gerekmektedir. Ancak insanların davranışlarını değerlendirirken, onları tek tek ele almak yerine, altında yaşadıkları sistemle beraber değerlendirmek gerekmektedir. Eğer bir eleştiri yapılacaksa, tek tek bireylere yöneltilmek yerine, sistemin kendisine yöneltilmelidir. Sonuçta, bu kişilerin yaptığı, hepimizin yaptığından nicelik olarak farklıdır, nitelik olarak değil. Hepimiz tüketiyoruz, hepimiz tükettiğimiz şeylerde anlam buluyoruz, hepimiz bu düzenin parçasıyız. Ancak herkesin böyle yapması, yapılanın doğru olduğu anlamına gelmiyor. Belki de, hayatımızın her alanını bir para kazanma uğraşına çeviren bu sistemi sorgulamak gerekiyor.

Özetle, şunlar sorulmalıdır.

  • Bu insanların, enerjilerinin, zamanlarının ve paralarının önemli bir kısmını, multi milyoner bir yönetmenin, değeri milyar dolarlarla ölçülen bir firmaya kısmen yeni bir film yaptırması için harcaması, doğru bir şey midir?
  • İnsanların kendilerini bu uğraşlara bu kadar adaması, dünyada gerçekten bir değişim yaratmış mıdır, yoksa sistemin tamamen parçası olan bir şey midir?
  • Uğraşlarımız nereye kadar bize yarar sağlıyor, nereye kadar dikkatimizi daha anlamlı ve önemli meselelerden dağıtıyor?
  • Bu insanları buna yönelten tüketimci (consumerist) sistem, tam olarak nasıl bir şeydir?

6 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin