Superman herkesin bildiği gibi ilk süper kahraman ve ilk pelerinlidir. Yayınlandığı 1938 tarihinden itibaren çizgi roman dünyasının en büyük poster çocuğu olmayı başardı ve günümüzde de tahtı Batman ve Spiderman tarafından tehdit edilse de bu görevine hala devam etmekte. Haliyle bu kadar popüler ve tutulan bir karakter olunca sizden esinlenilen karakterlerin türemesi de haliyle kaçınılmaz oluyor. Bizde Kahraman Baykuş ailesi olarak bu karakterleri sizin için listeledik. Eğer Superman’i iyi tanımıyorsanız Kimin Nesi: Superman ve Superman Hakkında Yanlış Bilinenler yazılarımıza bir göz atabilirsiniz.

Öyleyse listemiz başlasın !


Shazam/Captain Marvel [Fawcett Comics (1939–1953) DC Comics (1972–Günümüz)]

İlk Superman vari kahramanlardan olan Billy Batson nam-ı diğer Captain Marvel günümüzdeki adıyla ise Shazam! İlk olarak Fawcett Comics’in Whiz Comics dergisinde kendisini gösteren karakter Bill Parker ve C. C. Beck tarafından yaratıldı. Superman’in daha mistik ve mitolojik versiyonu olan Captain Marvel’ın gerçek kimliği aslında Billy Batson adındaki küçük bir çocuktur. Kendisine Sonsuzluk Kayasında yaşayan Büyücü tarafından verilen güçler sayesinde büyülü sözcük olan shazam’ı telaffuz ettiğinde Süleyman‘ın bilgeliği, Herkül‘ün Kuvvetine, Atlas‘ın dayanıklılığına, Zeus‘un gücüne, Aşil‘in cesaretine ve Mercury‘nin hızına kavuşabilir. Yayınlandığı dönemde satış rakamları bakımından yer yer Superman’i bile geçen Captain Marvel’ın yayın hakları uzun hukuki savaş ve iki şirketin anlaşmaları sonucu Dc Comics’e geçmiştir ve günümüzde de hala Dc Comics’dedir. Ayrıca Captain Marvel beyaz perdede kendine Superman’den bile önce yer bulmayı başarmıştır.


Sentry (Marvel Comics-2000)

Marvel yakın tarihinin en garip karakteri olan Sentry için Marvel’ın en popüler Superman copycat’i diyebiliriz. Gücü Superman gibi güneş bazlı olsa da (1 milyon patlayan güneşin gücü) Superman’in aksine molekülleri kontrol edebilme gücüne de sahiptir. 2000’li yılların başında yaratılan bu karakter bize aslında Fantastik Dörtlüden önce bile suçla savaşan fakat içindeki Void adlı kötü tarafı yüzünden herkesin kendisini unutmasını sağlayan bir kahraman olarak aktarıldı. İçindeki Void denilen varlık yüzünden akli dengesi olamayan bu şizofreni Superman Marvel tarafından hikayelerde uzun yıllar boyunca bir Deus ex machina olarak kullanıldı ya da birkaç bahane ile hikayelerden uzaklaştırıldı. Ta ki Norman Osborn’un Dark Reign ve onun akabinde gelen Siege dönemine kadar.


Son Goku (Shueisha-1984)

Dış görünüş olarak benzemeseler de Goku Superman’in Çin kültürü ve Japon absürtlükleri ile birleşmiş hali diyebiliriz. İki karakterde bebekliklerinde yok olan gezegenlerinden başka bir gezegene yollanıyor, iki karakterde gezegendeki iyi kalpli insanlar tarafından evlat ediniliyor. Başta kendilerini ırklarının son temsilcileri sanıyorlar ama sonradan öğreniyorlar ki değiller. Kişilik olarak ikisi de mülayim ve oldukça barışçıl. Potansiyel anlamında ikisi de evrenlerinin istisnai karakterleri. Yeşil renkte önemli yoldaşları var. Evet Goku, Superman’in mitolojisinin Batıya Yolculuk(Journey to the West) adlı Çin klasiğiyle yoğurulmuş halidir.


Gladiator (Marvel Comics-1977)

Başlangıçta Shi’ar kraliyet korumalarının lideri ve bir X-men kötüsü olarak efsanevi yazar Chris Claremont tarafından yaratılmıştır. Gladiator için Superman’in daha bir uzaylı ve mohikan saçlı versiyonu diyebiliriz. Zaten Marvel da Superman’den esinlendiklerini inkar etmemiş, karaktere Superman’in dünyalı ve kriptonlu isimlerinin birleşimi olan Kallark ismini vermişler. Griye yakın beyazımsı bir karakterdir ve imparatorluğu Gladiator’ün birinci önceliğidir.


Saitama (Shueisha-2009)

Son dönemlerin popüler manga ve animesi One Punch Man’in ana karakteri olan Saitama nam-ı diğer Pelerinli Keltoş. Kendisi için Gag-Superman benzetmesi yapsak yanlış olmaz herhalde. Aslında düz olarak bakıldığında pelerini ve çok yüksek olan fiziksel gücü dışında pek benzer noktaları yok gibi görünüyor. Ehh, böyle diyen kişilere kısmen hak verebilirim. Ancak Superman karakterini iyi tanıyan insanlar Saitama’ya baktıklarında Gümüş Çağ/Altın Çağ Superman’ini görüyorlar. Uçamadığı için uçar derecesinde yaptığı zıplayışları, yazara bırakılmış potansiyeli sonsuz olan gücü epey benzer noktalar.


Hyperion (Marvel Comics-1969)

Baştan aşağıya “Ben Superman’im” diye bağıran Hyperion için Marvel’ın ilk Superman denemesidir diyebiliriz. Kendisinin belirli bir versiyonu olmayıp 5 tane farklı versiyonu olduğu için Hyperion karakterini böyle bir yazıda anlatmamız biraz zor. Klasik Hyperion 712. evrendeki Hyperion’dur. Bu karakter Roy Thomas ve John Buscema’nın yarattığı bir süper kahraman ekibi olan Squadron Supreme’in bir üyesidir ve bu ekip rakip şirket DC comics’in amiral gemisi karakterlerini temel olarak almaktadır. Bir hikayede bu ekip Marvel evrenin en büyük takımı olan Avengers ile savaşmıştır. Bu Superman analoğunun son yıllarda en çok bilinen versiyonu ise Earth-13034 adlı evrenin Hyperion’udur.


Apollo [Wildstorm(1998–2011) DC Comics (2011–Günümüz)]
Bir Wildstorm karakteri olan Apollo, Warren Ellis ve Bryan Hitch ikilisi tarafından yaratılmıştır. Bu Superman ve Sentry kırması diyebileceğimiz karakter Stormwatch adı verilen bir takımın üyesidir. Güçlerini güneşten almaktadır. Yine aynı takımın bir üyesi olan Midnighter isimli karakterle bir aşk yaşamaktadır. Wildstorm karakterleri Dc evrenine geçirilince çoğu wildstorm karakteri geri planda kalsa da, bu ikili yazarlar tarafından bayağı bir ön planda tutuldular. Teknik olarak ilk olmasa da açık açık eş cinsel olduğu vurgulanan ilk karakterlerden biridir.

Mr. Majestic [Wildstorm(1993–2011) DC Comics (2011–Günümüz)]

Mister Majestic kasti olarak Süpermen kopyası olarak yaratılmış bir karakterdir. 1999’da DC tarafından satın alınmış bağımsız bir çizgi roman şirketi olan Wildstorm’un ana evrenindeki en güçlü kahramanlardan biridir. Mister Majestic Dünyada sıkışıp kalmış devasa bir uzay gemisinin kumandanıdır. Askeri bir geçmişe sahip olduğu için Superman’e kıyasla vahşi bir karakterdir. Neyse ki dünyaya geldiğinde kötülüklere karşı savaşacağına dair bir yemin etmiştir. Binlerce yıllık yaşamıyla insanlık tarihinde bir etki yaratmıştır. Sonunda kostümlü bir kahraman haline gelip Wildcats adlı gruba katılmıştır. Şiddetli üstünlük kompleksinden kaynaklanan muazzam bir egoya sahiptir. Bu ego ve askeri geçmişi ile  Mr. Majestic  Süpermen arketipinin yine değişik bir yorumu olmuştur. Bayağıda güçlü bir karakterdir.


Ikaris (Marvel Comic-1976)

Celestial ırkı tarafından yaratılan ilahi ırkın yani Eternals ırkının bir mensubu olan Ikaris tıpkı Superman gibi uçuyor. Süper dayanıklı, güçlü ve gözlerinden ısı ışınları çıkarabiliyor. Sevgili yaratıcımız Jack Kirby tarafından yaratılan karakterin kendisi için Superman ile Thor’un birleşmiş hali diyebiliriz.


Blue Marvel (Marvel Comics-2009)

Blue Marvel son zamanlarda üstteki verdiğimiz resimdeki gibi yeni bir stile sahip olsa da ilk yaratıldığında pelerinli tarzı, benzer güçleri ile miğfer takmış siyahi Superman damgası yemekten kurtulamadı. Bir fizik professörü olan Adam Brashear Marvel evreninde öne çıkan bir karakter olmayı başaramamıştı ancak yeniden dizayn edilen Marvel evreninde Ultimates adlı takımın bir mensubu olarak Black Panther ve Captain Marvel gibi karakterler ile omuz omuza Marvel evrenindeki en büyük kozmik maceralara atılır oldu.


Supreme(Image Comic-1992)
Normal de Image yayın evinde Rob Liefeld tarafından yaratılan Supreme karakteri aslında Superman’in ekstrem şekilde şiddete meyilli bir versiyonuydu. Karakterin arkasındaki fikir klasik Superman ahlaki bir kod ile sınırlanmasa ne olurdu fikri. Ancak karakteri efsanevi Alan Moore usta ele alınca onu tamamen değiştirdi, onu gümüş çağ Superman karakterine karşı bir saygı duruşuna evirdi. Supreme’in kız kardeşi Suprema (Supergirl’e saygı) ve Radar the Hound Supreme (Krypto’ya saygı) gibi yeni karakterler sundu. Klasik çizgi roman öyküleri ve arketiplerini modern bir hikayeye taşıdı. Çizgi roman tarihinin en yaratıcı ve görkemli rebotlarından biri olarak görülen bu değişim Alan Moore’a 1997 Eisner En İyi Yazar ödülünü kazandırdı. Bugün bile çizgi romanlardaki üstkurmaca anlatısının en iyi şekilde kullanıldığı eserlerden biri olarak görülür.

The Plutonian(Boom!-2009)

Çizgi roman süper yıldızı Mark Waid’in, çizgi roman serisi Irredeemable’ın ana karakteridir. Seride ana fikir, “Eğer Superman moral kodunun bile önüne geçip bir süper kötüye dönüşse ne olurdu?” sorusudur. Plutonian aslında Süpermen gibi dünyanın en büyük süper kahramanıydı ve bir grup süper kahraman olan Paradigm adlı birliğe bile liderlik ediyordu. Bununla birlikte, güçleri o kadar çok büyüdü ki, gezegendeki her şeyi görebilir ve duyabilir bir hale geldi. İnsanlığa karşı olan tüm inancını kaybeder. Hatalarından birinin yüzlerce çocuğun ölümüne neden olması yüzünden kafayı kırıp çöküşe giden karakter, büyük şehirleri yok ediyor, eski takım arkadaşlarını ve kötüleri ve kendini milyonlarca insanı öldürecek bir duruma sokuyor. Kendi sorumluluklarıyla yüzleşmeyip, hatalarıyla başa çıkamaması onu bu trajik bir karaktere dönüştürdü. Seriye adını veren ‘Irredeemable’ kelimesi ise çaresiz, telafi edilemez ve bağışlanamaz gibi anlamlara geliyor.

Superman esintileri sadece bu karakterler ile sınırlı değil elbette ileride bu konunun devam yazılarını da yazmayı planlıyoruz o yüzden gözünüz burada olsun…

3 YORUMLAR

  1. Çizgi roman sektöründe zaten çok görülen bir olay kopya çekmek.Superman gibi sektörün en baba,en eski,en tanınan ve belkide en kudretli karakterinin bu kadar fazla türevi olması normal gibime geliyor.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin