Güncel olarak okuduğum serilerin haftalık çıkan sayılarını o hafta içerisinde kısaca değerlendirip, hakkında 3-5 bir şeyler yazdığım “Haftalık Mercek:Mangalar” serisine hoş geldiniz. Güncele gelir gelmez benzerini Çizgi Romanlar için de yapacağım. Haftaları Cuma – Pazar aralığında değerlendireceğim. Zira çoğu Manga Perşembe ve Cuma günleri yayınlanıyor. Belki Pazardan Pazara durumu da olabilir. Aylık ya da 2 hafta da bir tarzı serileri ise “Aylık Mercek” başlığı altında yazacağım.

Bu hafta 2 haftalık bölüm yaptım çünkü Kurban Bayramı haftasında oldukça meşguldüm.

7. Haftanın Yorumlarını Görmek için -> tıklayınız !

UYARI: Haftalık sayı inceleme yazısı olarak elbette yoğun spoiler içerecektir !


8. Hafta: 19 – 26 Ağustos / 2018

One Piece #915: Bakura Town

One Piece son dönem çok ara vermesi vede Dünya Hükümeti Ülkeleri ve Liderleri Toplantısı’ndan beri oldukça aşağılara düşen heyecan seviyesi ile son haftalarda epey sıkıcı idi diyebiliriz.

Bu bölümde ise O-Tama‘yı kaçıranların peşinden giden ekip sonunda Bakura Town adlı merkeze varırlar. Geçen bölümlerde O-Kiku‘ya takık olduğumuz sumocu samurayın bu bölümde onu karısı yapmak için hain planlar kurduğunu görüyoruz. Oda yine bir sürü abidik gubidik sentetik zoan meyvesi kullanıcısı gösterdi.

Özellikle O-Tama’yı kaçırtan bölgenin üç liderinden biri olan Holdem, sürpriz oldu. Smile adlı yapay zoan meyvesini kendi değil sanırım kemerine yedirmiş olabilir (Şu nesnelere meyve yedirmeyi 20 yıl oldu öğrenemedik) . Aralarında komik bir çekişme var kemeri ile anlaşılan, enteresan adam.

Akabinde bizimkiler ortama girer, Luffy, klasik bir kral haki şovu yapar. Şehirde kızı soruştururken bizim sumocu abi o sırada müthiş bir turnuva performansı sergilemekte ve rakiplerini ring dışına atmaktadır. Ancak, O-Kiku’yu görünce kendinden geçen sumocu, kız kendi için geldi sanır ve kızı aşağılayan oradaki yerli halkı paralar bunun üzerine samuray onuru neticesinde O-Kiku, sumocu abinin saç topuzunu (onurunu) keser ve Luffy ile Zoro zevkten dört köşe olurlarken bölüm biter. Sigh…

Bölüm Puanı: 56/100


Black Clover #170: Away From The Battlefront

3 bölüm boyunca sonucu hakkında o kadar gerilim yaratılan Elf Charlotte Vs Yami, “olur öyle şeyler” gibi bir yere bağlandı, gram tat vermedi. Krallığın hapishanesindeki 2 eski kutsal şövalye kaptanı vede krallığa ihanet suçuyla yargılanan isim, onların kolay av olduğunu düşünen elfi oldukça sağlam bir sürprize uğrattılar ancak kısa kestiler keşke devam etseydi o sekans. Ardından Vermillion Hanesi’nin elflerce ele geçirilmiş yardımcı kaptanları ile başlarının belada olduğunu ve grubu Leopold‘un yönettiğini gördük bu kadar.

Herkes bağırıyor ve ışın sıkıyor bölüm bu işte. Bir de anlamadığım tüm şehir talan oldu arkadaş bir tane de düşman krala ya da soylulara gitmiyor. Neyse gene bana “bu seri nasıl en çok okunan serilerden biri” dedirten bir bölüm.

Bölüm Puanı: 36/100


 

Boku no Hero Academia #195: Clash! Class A VS. Class B

Geçen hafta katılımı ile beraber herkesin şaşırdığı ve heyecanlandığı Shinso‘nun etkisi bu sayının da ilk sayfalarındaki ana odak noktası. Yazar neden bunu bu kadar reklam etme ihtiyacı hissetti sanırım çocuktan çok sıra dışı bir performans göreceğiz ona yol yapılıyor.

Ancak Shinso’nun olaya giriş şekli çok klasik bir iç çatışma dinamiğini yanında getiriyor. Adam gelir gelmez “İnsanlara yardım eden, çok harika bir kahraman olacağım. Sizler şu an önümde duran engellerden başka bir şey değilsiniz. Hiçbirinizle arkadaş olma niyetim yok.” diyor ve alkış alıyor çevresinden.

Toplum gençliği kahramanlığa özendiriyor ancak insanlığa faydası olması beklenen şahıs arkadaş ve meslektaşlarını “engel” olarak görüyor. Zaten hep derim BnHA, Kapitalist Naruto’dur diye ancak aslında emperyalist bile desek olurmuş. Bir yandan böyle bir ortamda bu tip romantik değerleri işleyip, takipçisine sunması enteresan ve yeni bir şey ancak bir yandan da her iddialı genç=asosyal genç pekte faydalı bir gönderme değil ancak Shinso’nun Deku tarafından adam edileceğinin ipucusunu yazar aynı sayfada veriyor. Iida, Todoroki’ye bakıp “Bana tıpkı senin eski halini anımsatıyor.” diyor. Todoroki’yi silkeleyip kendine getiren Deku idi. Nitekim benzer bir son Shinso’yu bekliyor demektir bu.

Antrenman ve sportif çarpışmanın şartları, ortamı ve de takımları açıklandı.Klasik BnHA tarzı yani önce uzun bir açıklama ve aranje etme faslı geçiyor (ki bu sevdiğim bir unsur). Ayrıca geçen hafta B sınıfı içerisinde göremediğim sınıf başkanı ve sarmaşıklı kızı da görünce rahatladım. Yazar Kouhei‘nin de sevdiğim bir yanı her turnuvada çok farklı tarz ve kişiliklerdeki kişileri takım yapıp her seferinde bambaşka kombinasyonlar izlettirebiliyor olması. Bu açıdan bu savaş başladığında çok eğlenceli olacakmış gibi duruyor. Tabi Shinso vs Deku rövanşı için zemin hazırlamayı da es geçmemiş.

Karşılaşma güzel ve gür bir biçimde başladı ve sayının sonunda olay adam Shinso, oyununu bir üst seviyeye çıkardığını göstermiş oldu. Ancak bu adamın özgünlüğünü tam olarak nasıl açıklayacak emin değilim şu son kullandığı ses cihazı özgünlüğünün doğasını bozmuş ve bayağı plot device yaratmış. Hayırlısı… Hoş bir geçiş ve hazırlık bölümü idi.

Bölüm Puanı: 74/100


Marry Grave – Journey 28: Partners

Bu da yeni başlayıp yakın zamanda günceline geldiğim çok taze vede çok keyifli bir seri. Türkçe çeviri yok sanırım ancak, biraz yabancı dili olan için hazmetmesi rahat bir eser.

Bu bölümde Riseman‘ın geçmişteki kader arkadaşı ve gardiyanı diyebileceğimiz genç Dante‘nin Materyal Toplama Takımı’ndaki ilk gününü okuyoruz. Dante istemeye istemeye de olsa ekipten arkadaşlar edinmeye başlıyor. Bu sırada Rosalie ve Riseman ayak işlerinde çalışmaya başlıyor bu geleceğin tutkulu aşıklarının çocukluklarını okumak gerçekten çok güzel ve diyaloglar süper. Anlaşılan o ki Riseman yıllarca çocuk kölelik yapmanın acı tecrübelerini burada artı değere çeviriyor. Öte yandan bir büyü dehası olan Rosalie ise tamamen kabiliyetsiz. Ancak ikiside birbirlerinin eksikliklerini kapatacakları güzel bir dostluğa adım atıyorlar gibi görünüyor.

Bölüm puanı: 82/100




 

9. Hafta: 26 Ağustos – 02 Eylül / 2018

One Piece #916: A Great Sumo Match in The Wano Country

Bölümü açar açmaz ilk sayfadan tüm bölüm boyunca neler olacağını anlayabiliyorsunuz. Çok tipikti. Bu illa kötü demek değil ancak bu kadar uzun bir seri olup, bu kadar fazla benzer dokular ve hikayeler işleyip durunca bir süre sonra tahmin edilebilirlik tavan yapıyor.

Oda gene tepesinin tası atınca ne yaptığını bilemeyen, zeka değil güdülerle hareket eden bir kadın karakter bıraktı elimize. Bir sayı önce soğukkanlılık ile adamın topuzunu kesen kadın şimdi kendisine bağırılınca “Kyaaah! Ne yaptım ben ?” diyor. Sigh… Sonrada adam buna en güçlü atağı ile dalmak üzereyken hanım kızımız “Yok canım o böyle bir atağı, bir kadın üzerinde kullanmaz.” diyor. E sen değil miydin 2 bölüm önce kendini kadın olarak değil “Samuray” olarak tanıtan. Bir Samuray, diğerine saldırdı şimdi de karşılık veriyor ! Ne kadını ne erkeği ? Yani nasıl steryotipik ve seksist hikaye yazılır dersi verilmiş resmen. Tabi araya Luffy girip kızı kurtarıyor. Kız o sıra tedirgin biçimde elleri ağzında “Kyaaaah !” diyebiliyor en fazla… Off , offf…  Ve hemen ardındaki sayfa da O-Kiku’nun “Kyaaaah !” bağırmaları yerini “Yapabilirsin Luffytaro !” ya bırakıyor .

Lastik adamın, bir minderin kenarından düşecek gibi olması ve 2 sayfa sırf bunun gerilimini yaratmaya çalışması da acınası. Luffy sumo güreşi yapalım diyor ve sonra Sumo güreşi hariç her şeyi yapıyor. 3-4 sayı önce Luffy’nin eline kılıç verip sonra kılıçları kullanmayıp onları tutan elleri ile yumruk attırdığında gülmüştük tamam. Şimdi tekrar niye yapıyorsun ki ? “Sumo yapalım dedi ama aslında hiç bir fikri yok. Ne kadar komik değil mi ?” Değil  !!

Luffy’nin son atağı 2 sayı 10+ panel sürdü ve karşısındaki sadece konuştu. O kız bana şunu yaptı bunu yaptı diye. Tamam OP oldum olası kombat ve dövüşte mantık aramamıştır ancak bu kadarı da artık “nasıl olsa okursunuz siz” demektir bence.

Bir bölüm önce içgüdüsel biçimde kötü birine karşı kılıç çekmiş, ondan önceki bölümde ise O-Tama kaçırılınca Luffy ve Zoro’dan bile hızlı ve önce davranıp düşmanın peşine düşen kadın şimdi Zoro ve Luffy’e soruyor “Ben ne yapmalıyım ?” diye. Battle Shounen türü seriler yapısı gereği biraz erkek egemen ve cinsiyetçi olur ancak bu kadarı da fazla.

Umalım da kız rol yapıyor falan olsun ya da plan gereği böyle karakteri değiştirilmiş olsun, o zaman bir geri vites olur ancak bu haliyle yazıktır sadece.

Haftaya Holdem Vs Luffy var ancak bence Zoro dövüşse daha iyi zira adamın kaç ark boyunca hiçbir olayını görmedik. Luffy zaten Big Mom’ın sağ kolunu ve Doflamingo’yu sırayla indirmiş biri. Kaido’nun Üç Felaketi’nden ya da Supernovalar’dan biri olmayan biri ile dövüşmesi heyecan vermez artık.

Neyse bölüm, bir shounen klişesi nasıl olur parodisi olsa 10/10 verirdim sanırım ancak bu ciddi ciddi en çok satan manganın bir bölümü. Haftaya da gene ara varmış. Sigh…

Bölüm puanı: 35/100


Black Clover #171: The Sleeping Lion

Crimson Lions Locası , Teğmen Randall’a karşı savaşıyor adamın Hava Büyüsü epey OP çıktı (özellikle elf manası ile katlanınca). Tam herkes bitecekken. Son 20-25 sayıdır ilk defa beni heyecanlandırıp, oturduğum koltukta doğrulmama sebep olan bir Black Clover anı yaşandı. Yüz küsür bölüm önce, bu elflerin ilk kurbanı olarak kaptanlar kadrosundan ve okuyucunun radarından sakatlanmış bir şekilde çıkarılan, tuzağa düşürülen. Kızıl Aslanlar Loncasının gerçekte kaptanı Fuegoleon Vermillion geri döndü ki ne döndü. Tabi bu Crimson Lions ekibinin iki kaptanı var biri komaya girdi mi öbürü peydah oluyor maalesef bu olay biraz canımı sıkmaya başladı ancak son 10 bölümdür benim için bırakma potasına gelen Black Clover için bunu bile göz ardı ettim ve anın tadı çıkarttım çok hoş da bir çizimi vardı dönüşünün reisin. Umarım adamı getirip (hemde daha güçlü döndü) sonrada madara etmezler. Black Clover için ilk defa “sonraki bölümü merak ediyorum” dedim çooook uzun zaman sonra.

Bölüm Puanı: 76/100


Boku no Hero Academia #196: Go, Shinsho-kun !

Adından da belli olduğu üzere iki bölümdür hakkında hype yaratılıp durulan karakter Shinsho’nun bölümü bu bölüm. Shinso’nun geçen bölüm eleştirdiğim “açıklanmayan özgünlük” sorununu bu bölüm halletmiş ancak bu sefer de o kadar karmaşık bir açıklamanın ardından karakterden o kadar vasat bir performans geldi ki tüm o ses değiştirici maske Shinso için neye yaramış oldu anlayamadım. Zaten bu yüzden bu tip bölümler ancak BnHA’nın animesinde netlik kazanıyor ve mangayı okuma konusunda millet tereddüt ediyor. Yazar çok kargacık burgacık edebiliyor durumları.

Karşılıklı güzeltaktikler ile iki takımdan da birer kişi elendi. Tsuyu tecrübesini gösterdi. Şimdi ise B Sınıfındaki favori karakterlerimden Ibara olaya ağırlığını koyacak gibi ve son sayfadaki çizimi çok havalı idi. Güzel bir bölümdü, şu açıklama ve sonra açıklamanın karşılığını vermediği başlangıç kısımları hariç.

Bölüm Puanı: 75/100


Marry Grave – Journey 29: Room for Three

Bu bölümde Dante, seçkin savaşçılardan oluşan takımı ile ilk görevinden döner. Ancak oldukça stresli görünen Dante’nin geçmişine dair bir sır olduğu belli gibi geliyor bana ve sanırım sonraki bölümde biraz daha buna inilecek. Dante, avda bir canavarı tek başına indirmesine rağmen onun canını sıkan bir şeyler vardır. Geçmişinde üstü olan birisinin baskısını hissetmekte gibidir.

Burası büyük bir mülteci şehri olduğundan kalede yeterli oda yoktur ve Dante, Riseman, Rosalie bir arada kalmalıdır. Ancak tek yatak vardır. Dante, gezgin olarak yerde yatmaya alışkındır ve hemen yatağı istemediğini belirtir. Biraz prenses havaları olan Rosalie elbette yatağa el kor ancak Riseman’in daha önce hiç bir yatakta yatmadığını öğrenince dayanamaz ve onu da davet eder ardından ise bu iki çocuk kalp ısıtan bir şekilde beraber uyurlar.

Yine çok tadında bir bölümdü. Bu geçmişi anlatan hikaye örgüsü epey güzel gidiyor, nazar değmesin.

Bölüm Puanı: 79/100




 

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin