Fate serisi içinde Kutsal Kase Savaşı adlı etkinlikleri ve çeşitli magus denen büyücüleri içeren benim tanımımla bir  yüksek fantezi serisidir. Bu franchise’ın başlangıcı Görsel roman oyunu olan Fate/stay night ile olmuş ve o günden beridir Fate başlığı altında yayınlanan onlarca anime, manga, roman ve video oyunu uyarlamalarıyla Japonya içinde en büyük markalardan biri haline gelmiştir. Daha önce bununla ilgili bir yazı yazmıştım o yüzden kısa kestim eğer bu serinin eserlerini merak ediyorsanız bu linkteki makalemize bir göz atabilirsiniz.

Artoria Pendragon ve Arthur Pendragon

Fate serisinin Japonya’da bugünkü popülaritesine ulaşmasının en büyük etmenlerinden biri ana karakterlerden biri olan Saber‘ın orijinal kimliği olan Kral Arthur‘un aksine karşı cinste bir karakter olarak uyarlanmasıdır. Başlangıçta prototip olarak yazılan hikayede Master olan ana karakter kadın, Servant olan Arthur ise erkekti. Ancak serinin iki yaratıcısından ve karakter tasarımlarını yapan kişi olan Takashi Takeuchi‘nin ortaya Saber’ın bir kadın, ana karakterinde erkek olması fikrini atmasıyla bugünkü bildiğimiz Fate/stay night oluştu. Bu ilginç fikrin altında hedef kitle olan erkeklerin ana karakter ile empati kurabilmesini kolaylaştırmak ve ilgilerini çeken güçlü bir kadın karakter yaratmaktı. İşe bakın ki bugün bile bazılarının hoşuna gitmeyen  bu çılgın fikir pozitif bir etki yarattı ve Fate franchise’ı bugün olduğu konuma ulaştı. Ve hala bu tarihi veya edebi kişiliklerin genderswap veya genderbend denebilecek servant versiyonları tasarlanıp fate evrenine eklenmeye devam ediyor. Bizde sizler için bu ilginç karakterlerden bir liste tertipleyip sizlere sunmak istedik.


1- Kral Arthur

Kral Arthur, Britanya mitolojisindeki Camelot’un efsanevi kralı ve yuvarlak masa şövalyelerinin lideridir. Brit folku içinde çok önemli bir figürdür. Kendisinin 5. yüzyılın sonları ve 6. yüzyılın başlarında gelen Sakson akınlarına karşı Britanya’yı savunduğuna inanılır. Tarihçiler Arthur’un geçek bir tarihi kişilik olup olmadığını hala tartışmaktadırlar. Layık olanın taştan çekeceği efsanevi kılıç excalibur, büyücü Merlin küçüklüğümüzden beri pek çok uyarlamasını gördüğümüz harika konseptler.

Fate serisinde ise “Şövalyeler Kralı” namı ile tanınan Arthur aslında bir kadındır ve adı Artoria dır. Küçük yaşta  Excalibur’u taştan çekip Merlin’in desteği ile Britanya adasının kralı olmuştur. Kendisine kral değil kraliçe diyenler çıkabilir ancak Artoria Merlin’den kendisine büyüyle bir erkeğin üreyebilme kabiliyetini vermesini istemiş bunun üzerine bir çocuğu olmuştur. Kusursuz bir lider olsa da kendisine karşı gerçekleşen kalkışmalar ve ölümüyle arkasında bir sürü pişmanlık bırakmıştır.


2- Attila

Bizimde yakından tanıdığımız kabul ettiğimiz bir figür olan Büyük Hun İmparatoru Attila 5. yüzyılda Roma imparatorluğuna kök söktürmüş ve haraca bağlamış insanlık tarihindeki en büyük fatih liderinden biridir. Kimisi için medeniyet düşmanı barbar bir figür iken Türk-Macar ve Cermen destanı Nibelungen’de gördüğümüz üzere kimisi içinde bir kurtarıcı figürüdür.

Tanrı’nın Kırbacı, Fate serisindeki ise isimi Altera‘dır ve ”Muharebenin Kralı” olarak bilinir. Saber sınıfındaki en güçlü bir kaç ruhtan biridir. Kendisi aslında Hun kabilesine düşen beyaz bir Titandır kabilenin yaşlıları onu bir kız formuna bürüyüp liderleri olması için büyütüp eğitmişlerdir. Fate dünyasında adını ve ününü cihana öyle bir yaymıştır ki insanlık uzun yıllar sonra onun bir kadın olduğunu unutmuştur. Kendisi Savaş Tanrısı Mars’ın(Ares) kılıcı Photon Ray adlı noble phantasm’ı taşımaktadır.


3- Leonardo Da Vinci

İnsanlık tarihinin gördüğü en çok yönlü dahilerden biri olan Leonardo da Vinci rönesansın öncülerinden ünlü bir ressam, mucit, matematikçi ve mühendistir.

Fate evreninde bu yazıdaki diğer karakterlerden farklı olarak Leonardo da Vinci gerçekte erkektir ancak doktrinlerin ve modanın zamanla değişebilir olduğunu ancak dehasının baki olduğunu göstermek için yaş ve cinsiyet kavramlarının ötesine geçip zihnini ve kişiliğini bir kadın vücuduna aktarmıştır. Mona Lisa‘yı ideal güzelliğin sembolü olarak görürken o güzelliğin kendisi haline gelmekten hiç gocunmadığını açıkça ifade eder. İnsanlar onu herşeye kadir anlamına gelen omnipotent lakabıyla hitabet ederler.


4- Sir Francis Drake

Sir Francis Drake, Elizabeth döneminde hükümet adına çalışan denizci, köle tüccarı ve korsandır. Drake tek bir sefer ile dünyanın çevresini dolaşan ikinci denizcidir. İngilizler için İngiltere’nin bir global bir imparatorluk olmasının yolunu açan bir kahraman iken İspanyollar için sadece El Draque isimli bir korsandır.

Rider sınıfında çağrılan Drake fate tarihsel gerçekliğinde erkek olarak bilinse de o aslında bir kadındır. Bu durumun sebebi ise çevresindeki hiç bir kimsenin onu bir kadın olarak görmemesidir. Tayfası ”kaptanlarına bir kadına baktığımız gibi bakarsak kendimize erkek diyemeyiz” mantalitesindeymiş ilginç.


5- Nero Claudius Caesar Augustus Germanicus

Nero Claudius Caesar Augustus Germanicus Türkçe de ise kısaca Neron, Julio-Claudian hanedanlığından çıkan son Roma İmparatorudur. Tarihte her zaman acımasız bir kişi olarak anılmıştır. Roma’yı yakması efsanesiyle hatırlanmıştır.

Saber sınıfı bir ruh olarak çağrılan Nero 5. Roma İmparatorudur.  MS 50 ila 60 yıllarında zehir ve entrikalarla geçen saltanatında Roma Senatosuna, tüm dini güçlere özellikle de Hristiyanlara karşı baskı uygulamıştır. Ancak fate evreninde Nero cömert politikalarıyla sanatın, güzelliğin ve medeniyetin gelişiminde büyük bir rol oynamıştır. Britanya ile olan ilişkileriye Kral Arthur efsanesinin gerçekleşmesine zemin hazırlamış Roma, Persler tarafından Nero’nun ülkesi olarak tanınmıştır.


6- Oda Nobunaga

Oda Nabunaga, Sengoku döneminin sonlarında Japonyayı birleştirmeye çalışmış 16. yüzyılın sonlarında yaşamış güçlü bir daimyodur.  Batı kültürüne karşı büyük bir ilgisi vardır. Hristiyanlığın Japonya da güçlenip Budizm etkisini azaltacağını düşünüyordu. Kendisine karşıt fikirleri ve muhaliflerini vahşi bir şekilde bastırmıştır. Taleplerini karşılamayıp işbirliğini reddeden kişileri ortadan acımasız bir şekilde kaldırmıştır.

Fate evreninde kendisi bir Archer sınıf servanttır. Yarattığı savaşlar ve mücadeleleriyle “Altıncı Cennetin Şeytan Kralı” lakabıyla tanınmaya başlamıştır. Batı stili askeri bir üniforma giyerek kişiliğini ifade etmektedir. Japonya’nın yarısını hükmü altına almayı başarabildiyse de Akechi Mitsuhide ayaklanması yüzünden ölmüştür. Nobunaga’nın ülküsünü generali Toyotomi Hideyoshi üstlenmiş ve Japonyayı birleşmiştir.


7- Karın Deşen Jack

Jack the Ripper, 1888 yılında Londra’nın Whitechapel bölgesi ve çevresindeki büyük fakir bölgelerde genellikle faaliyete geçmiş olduğuna inanılan tanımlanamamış, tarihin en gizemli kalmış seri katilidir. Kendisinin tek bir kişi olmama ihtimali bile vardır. Jack The Ripper’a atfedilen saldırılar, genellikle Londra’nın Doğu Yakası’ndaki gecekondu bölgelerinde oturan ve çalışan kadın fahişelerdi. Kurbanlar genel olarak boğazlarından karın bölgelerine kadar kesilmektedir.

Bir Assassin sınıfı hizmetkar olarak çağrılan Jack The Ripper’ın fate evreninde kim olduğu konusunda çok sayıda kuram olmasına rağmen, 19. Yüzyıl İngiltere’sindeki cinayetlerde göz önüne alınarak şöyle yorum oluşturulmuştur. Jack’in gerçek doğası, Londra’daki Whitechapel’deki fahişe çocuklarından doğan bir Wraith olduğudur. Sayıları akarsuları ve londra sokaklarını dolduracak kadar fazla olan öldürülüp istimara uğrayan bu çocukların acı çeken kederli ruhları bir araya gelip Karın Deşen Jack‘i oluşturmuştur. Noble Phantasm’ı sayesinde kendisini gören kişilerde onun simasını hatırlayamamaktadır.


8- Frankenstein

Dr. Frankenstein’ın canavarı yada sadece Frankenstein, kurgusal bir karakterdir ve ilk olarak Mary Shelley‘in 1818 yılında yazdığı romanı Frankenstein ya da The Modern Prometheus isimli kitapta göründü. O gün bugündür bu karakter ”Alacakaranlık Kuşağı” tarzı uyarlamalarıyla popüler kültürün önemli bir ürünü oldu ve kendisini çizgi dizilerden çizgi romanlara kadar bir sürü uyarlamada gördük.

Dr. Victor Frankenstein, Adem ve Havva çiftinin tekrar yaratılmasına çalışan bir bilim adamıdır. Adem’in kısıtlamalarından dolayı ilk önce Havva’yı tasarlayan Doktor ona eşi Adem’i doğurtma niyetindeydi. Tasarladığı ölü bedeni şimşeğin enerjisiyle canlandırmayı başardı. Ancak ne yazık ki uyanan şey, Victor’un öngördüğü ideal kadın değil, bir bebeğin zihnini taşıyan bir yaratıktı. Ahlak anlayışı ve kendini ifade etme yeteneği sınırlı bir tipti. Ölü bir köpeği yaratıcısına hediye ettikten sonra bir başarısızlık olarak damgalandı. Ayaklanan köylüler, Dr. Frankenstein’ın öldürülmesi sonuncu kendisi modern dünyaya bir Berserker olarak çağrıldı.


9- Okita Souji

1800’lerin ikinci yarısında yaşamış olan Okita Sōji geç Bakumatsu döneminde Kyoto’da özel bir polis teşkilatı olan Shinsengumi‘nin birinci birliğinin kaptanıydı. O, Shinsengumi’nin en iyi kılıç ustalarından biri olarak görülmektedir.

Fate evreninde Sakura Saber olarak bilinen Okita döneminin en korkulan ve güçlü dahi kılıç ustasıdır.


10- Miyamoto Musaşi

Vagabond okurlarının çok yakından tanıdığı Miyamoto Musaşi bir dövüş sanatları uzmanı, filozof ve yazardır. Girdiği sayısız düellodan galip çıkarak tarihteki en büyük kılıç ustalarından biri olduğunu kanıtlamıştır. Çift kılıç stilinin kurucu babasıdır.

Fate dünyasında Musashi aslında bir kadın değil erkektir ancak Grand Order sürecinde kuantum zaman mekan devamlılığı kırıldığı için kendisi bir kadın olarak Saber sınıfında çağrılmıştır.


11- Xuanzang

Xuanzang erken Tang döneminden tanınmış bir Çinli Budist rahip, bilgin, gezgin, çevirmen ve tarihi bir figürdür. Hindistan ve orta Asya da ipek yolu boyunca yaptığı yolculuklar sonucu ismi çeşitli belgelerde sıkça geçmektedir. Çin edebiyatı için çok önemli olan Batı’ya Yolculuk adlı hikayenin ana karakteridir.

Normalde Chaldea sisteminde onun ex-rank noble phantasm’ı yüzünden çağrılması mümkün değildir. Çağrılmasının tek yolu bir Grand Caster kullanmaktır. Ve kendisinin kutsal kaseden bir isteği yoktur çünkü Buda‘nın öğretisine göre böyle bir şeye ihtiyaç duymamaktadır.


12- Sir Mordred

Kral Arthur efsanesinde yer alan Yuvarlak masa şövalyelerinden birisidir. Arthur’a karşı çıkardığı isyan ve ona veriği ölümcül yara ile hain şövalye olarak bilinir.

Mordred Fate/Apocrypha serisinde geçekleşen Büyük Kutsal Kase Savaşında kırmızı taraf tarafından çağrılan Saber’dır. Kral Artur’un(Artoria) oğlu olarak bilinmesine rağmen aslında bir kadındır. Artoria‘nın Merlin tarafından sahte bir erkeğe dönüştürüldüğü dönemde Artoria’nın cadı kız kardeşi Morgan le Fay onun sperm örneğini alıp yumurtalığında bir Homonculus vaari şekilde Mordred’i doğurmuştur. Yaşamı boyunca yuvarlak masa şövalyelerinden biri olarak Krala hizmet ederken onun kendi babası olduğunu öğrendiğinde bir sonraki kral olmak istedi. Ancak Artoria’dan beklediği ve hak ettiğini düşündüğü ilgiyi görmeyince baş kaldırdı. İsyanının en sonunda babasının ellerinde kutsal mızrak Rhongomyniad ile öldürüldü.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin