Uzun zamandır hakkında yazmak istediğim bir manhwa/webtoon ile karşınızdayım. Öncelikle manhwa’nın ne olduğunu merak ediyorsanız. Manhwa, Kore çizgi romanlarına verilen isimdir bu kore çizgi romanlarının sanat tarzları genelde mangalara benzerlik gösterir. Webtoon ise Güney Kore’de net üzerinden yayınlanan yeni sayılabilecek bir çizgi roman akımıdır. Son 3 4 yılda popüler oldu. Aşırı beğenilen seriler ise belirli yayın evleriyle anlaşıp fiziki olarak da yayınlanabiliyor ve böylece webtoonlar manhwa oluyorlar. İnceleyecek olacağımız Annarasumanara da bu mertebeye ulaşmış kesinlikle türünün en iyi örneklerinden biri.

Bu yazı biraz analiz tarzında olacağı için bol bol spoiler içerecek. Bu yüzden öncelikle Annarasumanara okunmalı mı yoksa okunmamalı mıdır yada zaman kaybı mıdır bunun cevabını vermeliyim. Annarasumanara kesinlikle okuması gereken, edebi yönü ve derinliği oldukça zekice ve iyi hazırlanmış bir sanat eseri. Öncelikle kaçış edebiyatının bir parçası değil kesinlikle türdaşları gibi okuyucuyu gerçeklerden uzaklaştırmak yerine her bir bölümünde insanı kendi yaşamı üzerinde daha fazla düşünmeye itiyor. Böyle bir eser belkide onu sevmeseniz, hoşlanmasanız bile size bir şeyler katacaktır ve hiç pişman olmayacaksınız.

Okumayanlar okumaya gittiğine göre spoiler içeren yazımıza tam bir giriş yapalım.

Yazar ve Çizer: Ha II-Kwon

Türü: Drama, Josei, Psikolojik, Romantik, Okul Hayatı, Slice of Life

Hikaye Özeti: Yoon Ah-ee, hem kendini hemde kız kardeşini geçindirmeye çalışan bir öğrencidir. Kendini sınırlarına zorlayan hayatında Yoon Ah-ee, terk edilmiş bir tema parkındaki sihirbaz gizemli bir adam ile karşılaştıktan sonra, hayalini takip etmek ister.

Bir webtoon olmasına rağmen Annarasumanara çoğunlukla siyah-beyaz çizim ve renklendirmelere sahiptir. Bildiğiniz gibi manhwa çizgi romanları genellikle renklidir. Ancak Annarasumanara’nın kesinlikle çizim sanatında onlardan aşağı kalır bir tarafı yok. Bununla birlikte bu siyah beyaz seçim ana karakterin mutsuz ve melodram hayatını vurguluyor ve okuyucuya direkt ana karakterin realitesini yaşatıyor. Ancak sahnelerin renkli olduğu anlar da bulunmakta. Vurgulanması gereken önemli sahneler renkli olarak çiziliyor veya nesneler olarak gerçek fotoğraflar kullanılıyor. Sanatçı kesinlikle bu durumu çok iyi bir şekilde lehine kullanmış. Annarasumanara size dilinizi yutturacak gerçek bir başyapıt!

Öncelikle eserin isimi olan Annarasumanara’nın bir anlamı var mı yok mu diye düşündüm. Bir Türk insanı için oldukça garip ve ilginç bir kelime olduğunu düşünüyorum. Yaptığım araştırmalara göre bu tuhaf kelimenin bir anlamı yok. Kore’de webtoonlar da kullanılan Abrakadabra benzeri sallamasyon bir sözcük.

Yoon Ah-ee
Manhwa’nın ana karakteri. O kendini ve kız kardeşin yaşatabilmek için mücadele eden ebeveynleri tarafından terk edilmiş bir lise öğrencisidir. Yoon Ah-ee hayatta kalmak için part time işlerde çalışmaktadır. Derslerinde oldukça başarılı olan Yoon Ah-ee’nin genç yaşında maruz kaldığı bu zorlu hayat ona ağır gelmekte ve bu yüzden hemen büyüyüp bir an önce yetişkin olmak istiyor. Böylece iyi bir maaş ile hayatı kolaylaşacaktır. Ancak terk edilmiş lunaparkta garip bir büyücüyle karşılaşınca, çocukluk hayalini hatırlamaya başlar. Ah-ee’nin Korece kelime anlamı çocuktur.

The Magician(Sihirbaz)
Terk edilmiş lunaparkta yaşayan; gizemli, gerçeküstü ve çocuksu bir varlık. Gerçek bir sihirbaz olduğunu iddia ediyor ve yarattığı gizem yüzünden hakkında kasabada dolaşan kötü ve delice söylentiler bulunmaktadır. Yoon Ah-ee ile karşılaştığında ona şunu sorar ”Sihre inanır mısın?”

Na Il-Deung
Anormal kafa boyuyla kesinlikle hafızlarda en çok kalacak ve size etki edecek karakter. O, sınıfta Yoon Ah-ee’nin sıra arkadaşı. Aynı zamanda Yoon Ah-ee okulda 2 numaralı öğrenciyken Il-Deung en başarılı öğrencidir bu yüzden Yoon Ah-ee’nin onun rakibi olduğunu düşünmektedir. Il-Deung’un kelime anlamı bir numara ya da birinci sınıf demektir. Seri içinde birkaç kez Na Il-Deung’un oldukça yakışıklı olduğu belirtiliyor. Zengin bir aileden geliyor ve ailesi onun üzerinde büyük bir beklenti yaratıyor. Daha sonra, Ah-ee ile ilgilenir ve bu da onun Sihirbaz ile yollarının kesişmesine neden olur.

Hikaye

Slice of life(hayattan kesitler) ve psikolojinin eşit bir şekilde bölündüğü güzel bir dramadır Annarasumanara. Bu annesi olmayan ve babası tarafından terk edilmiş, kız kardeşine bakmak zorunda olan liseli genç bir kızın hikayesi. Hor görülen ve yorulmuş olan bu kız bir an önce her şeye dayanabilecek bir yetişkin olmak istiyor diye. Fakat bir gün herkesin çıldırdığını söylediği kendini sihirbaz diye tanıtan bir adamla tanışır ve bu adam kendisine “Sihre inanır mısın?” diye sorar. Klasik bir disney filmi açılışı gibi değil mi? Yoksulluğun altüst ettiği kız ve eski hayallerini bulmaya ve onların değerlerini fark etmeye başlayacağı serüveni. Ama bu daha çok Ghibli filmlerine benziyor çünkü gerçeklik hayallerin ve rüyaların içinde gömülü. Burada ele alınan temalar; hayaller, toplumsal beklentiler, bu beklentilerin farklı bireylerin (özellikle öğrenciler) akıl sağlığını ve nasıl etkilediğidir. Oldukça ağır olabilecek konular ancak seri içinde olabildiğinden çok daha az iç karartıcı bir şekilde ele alınıyorlar.

Sembolizm

Annarasumanara bana göre, stilize sanat tarzı ve kışkırtıcı bir görüntüyle düşünceyi aktaran tam alegorik bir sanat eseridir. Bir mesaj ve kavramı figüratif semboller ile okuyucuya anlatır bu yüzden sıradan bir hikaye değildir.

Yoon Ah-ee

Ah-ee, çocuk anlamına gelen Korece bir kelimedir. Bir çocuk nasıl düşünür? Saf ve masum. Ah-ee’nin görünüşü de saf ve masum görünüyor, temiz ve güzel olan bir kız. Masallardaki gibi zorluklarla yüzleşen ama ne olursa olsun nazik ve dürüst kalan kız. Hikayenin sonunda kız ve prens sonsuza kadar mutlu yaşarlar. Görünüşünün aksine, o her zaman saf ve tatlı kız değildir. Çalıştığı yerden hamburger ve para çalmaya yeltenmiştir. Para karşılığı notlarını düşük tutmuştur. Ama onu gerçekten bunun için kim suçlayabilir ki? Açlık ve yoksulluk insanı içindeki en kötüyü ortaya çıkarmaya zorlar. Hem kendi için hemde kardeşi için yaşamaya ihtiyacı var. Sorumsuz yetişkin ebeveynleri yüzünden çocukluk hayalini terk etmek zorunda kalan ve büyümeye zorlanan bir çocuk o. Tam da isminin anlamının tezatını, iyi bir maaşı olan ve normal bir hayat yaşayan sorumlu bir yetişkin olmaya çalışmakta ve gayret göstermektedir.

 

Büyü ve Sihirbaz

Sihirbaz seri boyunca hep inanmak istediğimiz ancak yetişkinliğe erdikçe yavaş yavaş terk ettiğimiz hayallerimiz temsil eden gizemli bir varlıktır. Seri boyunca pek çok sihirli numara yapıyor ilk başta bunlara inanıyoruz ancak hikaye ilerledikçe, sihrin ardındaki ucuz numaraları da görmeye başlıyoruz. Diğer karakterleri monoton ve zor hayatlarından uyandıran bir tetikleyicidir.

Büyü ise günlük yaşamın içindeki küçük mutluluklar ve onların içinde saklı olan büyülü güzelliklerdir. Doğa üstü gibi görünür ama aslında oldukça ufak şeylerdir bu güzellikler. Yeter ki sihrin varlığına inananın!

Terk edilmiş Eğlence Parkı

Terk edilmiş eğlence parkı veya lunapark Sihirbaz’ın bulunduğu yerdir. Lunaparklar, en azından sıradan olanları artık günümüz toplumunda hayatta kalamayan ilgi görmeyen oluşumlardır. Sosyal toplumun dışına atılan bu yapı gibi Sihirbaz’ın kendisi de topluma uymayan ve terk edilmiş bir kişidir. Belki de tema parkı artık inanmadığımız ve istemediğimizi düşündüğümüz nesneleri terk ettiğimiz bir yeri sembolize ediyordur.

Asfalt Yolun Laneti

Asfalt yol nispeten anlaşılması kolay metafordur, başarıya giden süratsiz yolculuğu temsil ediyor. Çalışmaktan hayatın güzelliklerini göremiyoruz, gözden kaçırıyoruz. Bunun bizim ülkemizde çok büyük bir etkisi olmasa da uzak doğu Asya ülkelerinde özellikle Güney Kore gibi günde 14 ila 16 saat uzunluğunda eğitim saatlerinin olduğu bir ülkede çok büyük bir etki göstermektedir. Il-Deung bu asfalt yolun lanetine sahiptir. Asfalt yol yalnız ve soğuk ama Il-Deung bir sonu varsa o sona doğru koşmaya devam edecek. Çünkü yolun sonunda, iddia ettiği yetişkinler gibi mutlu olacağını düşünmektedir. Önündeki parlak gelecekle birlikte zengin olacak. Yani tek yapması gereken ailesinin onun için hazırladığı yolu takip etmek. Bir kimlik duygusu yok ve sadece başkalarının yapmasını istediği şeyleri yapıyor. Ve bu aşırılığın içinde yol kenarındaki güzellikleri(örn çiçek tarlası metaforu) görmesine rağmen yavaşlayamamaktadır ve bu durumda onun kibrine saplantılı bir karaktere dönüşüyor. Ama Sihirbaz kendisinin de daha önce üzerinde olduğu Asfalt Yolunun soğuk ve yalnız olduğunu söyleyerek Il-Deung’u kalbinden vurur. Şüpheye düşen Il-Deung’un toplumun beklentisinden kopması kuralları çiğnemesiyle birlikte gerçekleşir. Ve asfalt yoldan erken sapan Il-Deung, Sihirbaz gibi çıldırmaz.

Ana fikir yolun kenarındaki çiçeklerle karşılaşınca geçip gitmek yerine duraksayıp hayattan keyif almamızdır. Buna benzer bir fikri sevgili Ray Bradbury ilk önce yazdığı kısa hikaye denemesinde, sonrada ölümsüz eseri Fahrenheit 451 romanında kullanmıştır. Bradbury  insanların yürümeye ihtiyacı duymadıkları, zaman kazanmak için hızlı yaşadıkları bir dünyada hayatın inceliklerini kaçırdıkları eleştirisini getiren bir distopya yaratmıştı.

Na Il-Deung’un Kafası

Manhwa içindeki ana unsurlardan biri. Onu ilk gördüğümüzde WTF gibisinden bir tepki veriyoruz. Bu tipin kafasında ne sorun var? Ancak sonradan çevresindeki herkesin Na Il-Deung’un oldukça yakışıklı biri olduğunu düşündüklerini öğreniyoruz. Yoon Ah-ee bile böyle düşünüyor. Okumaya devam ettikçe sonraki bölümlerde görüyoruz ki sadece Na Il-Deung değil ebeveynlerinin de kafalarının Na Il-Deung gibi olduğunu görüyoruz. Ancak, webtoon’da hiç kimse onların bu çarpık görünümlerini fark etmiyorlar ve  Il-Deung’un yakışıklılığına atıfta bulunuyorlar. Buradan, bu görüntünün sadece okuyuculara verilen belkide bizimle birlikte Sihirbaz’ın görebildiği bir imge olduğunu anlıyoruz. Benzer bir durum Oyasumi Punpun mangasında da bulunmaktadır, onu okuyanlar yabancılık çekmeyecektir.

Annarasumanara’da bu duruma pek çok açıklama ve kılıf uydurulabilir ama en mantıklı olanı bu durumun Na Il-Deung’un içinde barındırdığı kibir ve kendini beğenmişlik duygusudur. Büyük başlılık, yazar tarafından birinin kibirini tanımlamak için kullanılan bir metafordur. Tıpkı bizim kültürümüzde olan burnu havada deyimimiz gibi. Bildiğiniz gibi seri başında Il-Deung eline fırsat geçtikçe başarıları ve zenginliğiyle kendine karşı övünç duymaktadır. Ayrıca Kore’de kibir duygusunu ifadeden ”gücü bir kişinin boynuna koymak” tarzı bir deyim de bulunmaktaymış. Bence bu Il-Deung’un ailesinin ve sosyal sistemin onu olmaya zorladıkları personasıdır bu persona gittikçe gerçek olarak Il-Deung’un gerçek kimliği haline gelmiştir. Bu yüz(surat) onun gururu ve itibarıdır ve bu imajdan taviz vermemesi gerekmektedir. Ancak aynı zamanda böyle bir imajı sürdürmenin getirdiği baskı hikaye içinde gittikçe Il-Deung’a ağır gelmeye başlamıştır. Hikayenin bir bölümünde mangaka Il-Deung’un doğumundan itibaren tek sorumluluğunun bu imajı korumak olduğunu, ailesinin onun prestijli kaderini çoktan planladığını bir panelde gösterilmektedir. Il-Deung’un zihniyeti, Sihirbazla tanıştığından beri değişmeye başlar ancak kafasının bu abuk şekli sandalye ile camı kırıp toplumun ve kendisine çizilen yolun dışına çıkana kadar değişmez.

Kelebekler

Kelebekler manhwa’da bir kaç kez önemli önemsiz anlarda gösterilmişlerdir. Kelebek yeniden doğuşu veya dönüşümü simgelemek için kullanılır. Tırtıl olarak başladığı hayatında metamorfoza uğrayıp başka bir yaratığa dönüşür ve bu durum ikinci doğuş, yeniden doğuş denen başkalaşımı simgeler. Büyük ihtimal Ah-ee ve Deung’un Sihirbaz’ın sihrine kapılıp değişime giren kişileri simgelemektedirler.

Yağan Kar

Manhwa’nın sonunda, yaz mevsiminde olunmasına rağmen şehre kar yağar. Bu başka bir hile mi yoksa gerçekten sihir mi? Belki de bu durum sihrin her şeyden önce gerçek olduğunu göstermesi gerekiyor. Veya bu sihrin en basit şeylerin bile içinde var olduğunu gösteriyordur. Belki de, sihirbazın ortadan yok olacağını ima ediyor. Ah-ee yağan karın neden olduğunun açıklanmadığını belirtti. Yazarın okuyucuyu ikilemde bırakmak için eklediği bir unsur olduğunu düşünüyorum. Ne olursa olsun sihirbaz bizim ikilinin ve okuyucunun kalbinde var olmaya devam edecek.

Sanat Çizim

Çizimler daha önce bahsettiğim gibi benzersiz, Il-Kwon’un muhteşem bir iş çıkarmış. Bu avangard siyah beyaz tarz anlatılan hikaye için çok uygun. Arada Schindler’s list filmindeki küçük bir kızı hatırlatan renkli panellerde gelmekte. Bu teknik özellikle sessiz sinema döneminde oldukça kullanılmış olan bir tekniktir. Sembolizmi ve verilmek istenen imgeleri oldukça kuvvetlendirir. Sanırsam ilk kullanımı Potemkin Zırhlısındaki kızıl Sovyet bayrağıdır. Neyse ana konudan fazla uzaklaşmayalım. Yazar aynı zamanda gerçek olmayan, başka bir dünyadan ve düşüncedenmiş gibi hissettirmek için bazı sahnelerde düşünceleri ve olayları abartmak için gerçek nesnelerin fotoğraflarını ve öğrenci kafası gibi metaforlar kullanmaktadır. Örneğin hikayede gerçek para resimleri kullanılmaktadır, bu durum hikayeyi bizim gerçek dünyanın bir izdüşümü yapma konusunda epey katkı sağlıyor. Hepimiz o paraya güveniyoruz ve onun peşinden hayatımızı harcıyoruz. Ayrıca sihir siyah beyaza her zaman tamamen zıttır. Sihirbaz bir sihir gösterdiğinde, sahneler renkli ve büyülü hale gelir. Ama sonunda sihir sihirbazın kurduğu yanılsamalardan başka bir şey değildir. İlk başta buna inanıyoruz çünkü sihir çok gerçekçi ve ihtişamlı görünüyor ama zaman geçtikçe, bunların sadece bir yanılsama olduğunu anlıyoruz. Renkler fanteziyi ve gerçeği birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Mangaka örneğine pek rastlayamayacağınız sizde derin bir izlenim bırakan çok çarpıcı sanat yönetmenliği yeteneklerine sahip. Sıradan siyah beyaz çizimleri, özellikle dikkat edilmesi gereken arka planları ve duyguları okuyucuya çok iyi bir şekilde taşıyan karakterler…

Son söz

Annarasumanara bir webtoon için beş üzerinden 5’lik bir eser. Çarpıcı ve nefes kesici. Felsefi yönüyle kesinlikle bulunmaz bir cevher. Eğer çoktan okuduysanız ne mutlu size eğer ki okumadıysanız hemen okumalısınız. Oyasumi Punpun
ve Aku no Hana gibi gerçek hayata fazlaca değinen eserleri seviyorsanız Annarasumanara tam size göre ve bu ikiliye göre oldukça iç açıcı ve kısa.

2 YORUMLAR

  1. Gerçekten çok güzel ve çok derin anlamlı bir webtoon. Harika, mutlaka okunmalı. Okuduktan sonra kend kendime sordum: “Ben hayatta ne yapmak istiyorum?”. Sonuçta hepimiz bir şekilde başkalarının beklentilerine göre yaşıyoruz, ve o beklentileri karşılamaya çalışırken kendi yapmak istediğimiz şeyi unutuyoruz. Bu webtoon bana bunu hatırlattı.
    Ayrıca yorum da çokgüzel olmuş. Eğer okumamış olsaydım anında gider okurdum.

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu Giriniz !
Lütfen İsminizi Girin